Hayat ve Hayal
Arada sadece ince bir çizgi var.
Neyin içindeyiz.
Durup düşünmek mi lazım?
Bilmiyorum...
Kime Diyoruummm
Labels
Albüm
Alış Veriş
Anılaarrr...
Bebek Geliyor
Ben Birgün
Ben Buldum
Ben Evleniyorum...
Ben Küçükken...
Ben var yaa...
Bilemiyorum Yani...
Bioxcin
Biri
Blog Yazıları
Blogtayız
Bugün Ne Giydim?
Bugünlerde...
Candan Erçetin
Dekorasyon Önerileri
Düşündüm de...
Efkar efkar üstüne...
FAIRY
fıkra
Fikrim Geldi
garibanım...
Geyik
Gimp
Güncel
Güzel Bişey
Güzel Yazı
ıvır zıvır
Ivır Zıvır
İletisim
İlginç Tasarımlar
İncir Reçeli 2
İnternet
Kozmetik
mail
Marka - Marka
Mim
Msn
Mutfak Maceraları
Müzik Kutusu
Nasılım
Öğrendim
Program vs.
Puzzle
Resim Galerisi
Rüyamda Gördüm
Saç Bakımı
Sarıkız
Sebamed
Şımarıkım şımarık
Tv-Sinema
Video
wallpaper
Düşündüm de... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Düşündüm de... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Mart 21, 2011
Perşembe, Ocak 20, 2011
Şimdi Tam Zamanı
Bir an geliyor sanki o anı bekliyormuşum gibi birden dank ediyor.
İçimden bir ruh bir duygu fışkırıyor.
Bişeyin tam zamanı oluyor.
Şimdi içimden şeytan çıkıyor.
Kapris ve kavganın tam zamanı olduğunu hissediyorum.
Ya da şu an canım kavga çekiyor mu demeliyim acaba.
Bence saçımı kestirmeliyim...
İçimden bir ruh bir duygu fışkırıyor.
Bişeyin tam zamanı oluyor.
Şimdi içimden şeytan çıkıyor.
Kapris ve kavganın tam zamanı olduğunu hissediyorum.
Ya da şu an canım kavga çekiyor mu demeliyim acaba.
Bence saçımı kestirmeliyim...
Categories
Bugünlerde...,
Düşündüm de...
Cuma, Aralık 31, 2010
31 Miiii?
Niye yılın son günü 31 oluyor ki.
Bunu da şimdi farkettim.
Bak kafam karıştı yine.
Yıllardır bu cenabet rakamdan kurtulmadım gitti.
Siz bilmezsiniz, benim üniversite numaramın sonu 31 di ve hep son iki numara kullanılırdı.
4 yıl boyunca insanlar bana bakıp güldü.
Gülmelerin bi kenara bıraktım nerede bana bi numara verilse ya31 olur ya da sonu 31.
Hatta balayı odamız bile 931 numaraydı.
Ya sabır.
Neyse bugün keyfimizi bozmuyoruz.
Bugün yeni yıl kutluyoruz.
Yen yılı eden kutluyoruz bilmiyorum ama yaptığım araştırmalara göre biz Türkler kutlama yapmayı seviyoruz.
Şimdi yeni yıl olmasaydı benim çam ağacım, bi sürü renkli renkli süslerim, ışıklarım falan olurmuydu.
Birlikte bişeyler yapardık tabi ki.
Ama (gözlerimiz parlayarak) elimizle taktığımız, ışık vereceğini bilerek aldığımız lambanın ışık verdiğini izleyemezdik.Birbirimize bakıp çocukluğumuzu yaşamamışız diyip çocuk ruhumuza bahaneler uyduramazdık.
Nereye gidiyor bu yazı.
Aslında başlığını da böyle düşünmemiştim sonunu da.
Heyecan dolu mutluluk dolu bir yazı olacaktı içinden yıldızlar havai fişekler fışkıracaktı :P
Hatta konsepte uygun bi görsel bile hazırlamıştım. Üstünde öyle çalıştım ki. Yoruldum yaneee :)
( 25 Aralık doğum günüm. Onu da aşkitomla kutladık ihihihi :) )
Yeni yılı seviyorum.
Doğum günümü seviyorum.
Aşkımı seviyorum.
Annemi ve kardeşimi seviyorum.
Abimi ve Eceyi seviyorum.
Karşı komşum Seynep'i seviyorum.
Çam ağacımın ışıklarını seviyorum.
Bi de balonlarımı seviyorum :)
Ben bu dünyayı ve yaşamayı seviyorum :)
Bunu yazmazsam çatlarım.
Aslında benim yılbaşı planım köprüdeki havai fişek gösterisini izlemek, kendimi yollara vurup elimde bi içecekle şarkı söyleyip zıplamaktı.Ama sonra düşündüm de biz geçen sene bir dilek tutmuştuk. yeni yıl eğlencesi denilen şey olsa olsa aynı koltukta oturup yeni bişeylere birlikte başlamak olabilirdi.
Başka ne isterim ki demişti.
Tuttuğu dilek gerçek olmalıydı...
Bunu yazmazsam çatlarım.
Aslında benim yılbaşı planım köprüdeki havai fişek gösterisini izlemek, kendimi yollara vurup elimde bi içecekle şarkı söyleyip zıplamaktı.Ama sonra düşündüm de biz geçen sene bir dilek tutmuştuk. yeni yıl eğlencesi denilen şey olsa olsa aynı koltukta oturup yeni bişeylere birlikte başlamak olabilirdi.
Başka ne isterim ki demişti.
Tuttuğu dilek gerçek olmalıydı...
Categories
Bugünlerde...,
Düşündüm de...,
Güzel Bişey
Perşembe, Aralık 23, 2010
Aşeriyorum
Bence bütün hamileler aşure aşermeli.
Zaten bu kelime buradan çıkmışta olabilir.
Ya da ben saçmalıyor olabilirim.
Gaziantep'ten geldiğimden beri annemin aşuresinden aşeriyorum.
Halbuki annem yanında biraz götür demişti.
Ama bagaj kotam doldu napim yani.
Neyse işte az önce kendime aşure yaptım.
Sıcak sıcak yediğim için şuan dilim yanıyo ama hakikaten tadı süper olmuş.
Soğumasını beklemediğim için pişman değilim :)
Şimdi son olarak söylemem gereken bişeyler var.
1- Mutlu olmak insana çocuksu bir enerji veriyor ve ben bu enerjiyi çok seviyorum.
2- Aşureyi böyle bayıla bayıla yemenin en kötü yanı hamile olmadan kilo almak.
3- Lohusa tacı takan ve her türlü yemeğe deli gibi saldıran kişi hamile değil pispboğazdır.
4- Bebek meselesiyle ilgili kimseye anlatamadığım psikolojik sorunlarım var.
5- Kendimi herşeyimle çok seviyorum. Şımarmayı- şımartılmayı-beni şımaaarrtt diye çığlıklar atmayı-neşeli olduğumda zıpzıp zıplamayı-kırmızı tacımı kafama takınca dünyanın en güzel kadını olduğumu sanmamı-koskoca kocamı 1 yaşında bebek gibi sevmemi-yeğenimle aynı yaş grubuna ait davranışlarda bulunmamı...
Biliyorum ki bigün öldüğümde beni özleyen çok insan olmayacak.
Ama yerim de doldurulamayacak...
Zaten bu kelime buradan çıkmışta olabilir.
Ya da ben saçmalıyor olabilirim.
Gaziantep'ten geldiğimden beri annemin aşuresinden aşeriyorum.
Halbuki annem yanında biraz götür demişti.
Ama bagaj kotam doldu napim yani.
Neyse işte az önce kendime aşure yaptım.
Sıcak sıcak yediğim için şuan dilim yanıyo ama hakikaten tadı süper olmuş.
Soğumasını beklemediğim için pişman değilim :)
Şimdi son olarak söylemem gereken bişeyler var.
1- Mutlu olmak insana çocuksu bir enerji veriyor ve ben bu enerjiyi çok seviyorum.
2- Aşureyi böyle bayıla bayıla yemenin en kötü yanı hamile olmadan kilo almak.
3- Lohusa tacı takan ve her türlü yemeğe deli gibi saldıran kişi hamile değil pispboğazdır.
4- Bebek meselesiyle ilgili kimseye anlatamadığım psikolojik sorunlarım var.
5- Kendimi herşeyimle çok seviyorum. Şımarmayı- şımartılmayı-beni şımaaarrtt diye çığlıklar atmayı-neşeli olduğumda zıpzıp zıplamayı-kırmızı tacımı kafama takınca dünyanın en güzel kadını olduğumu sanmamı-koskoca kocamı 1 yaşında bebek gibi sevmemi-yeğenimle aynı yaş grubuna ait davranışlarda bulunmamı...
Biliyorum ki bigün öldüğümde beni özleyen çok insan olmayacak.
Ama yerim de doldurulamayacak...
Categories
Ben Birgün,
Ben var yaa...,
Bilemiyorum Yani...,
Düşündüm de...
Yolculuk
Yol bitince yolculuk biter mi diye düşünüyorum.
Cevabını bile bile neden düşünüyorsam.
Evime geldiğimde yorgundum.
Mutlulukla burukluk karışımı bi hissim vardı.
Evimi özlemiştim, sevdiklerimi görmüştüm.
Dönmüştüm...
Dönmek ağır bişeymiş.
Bunu İstanbulu gördüğümde anladım.
Belki de ilk defa İstanbula bu gözle baktım bilmiyorum...
Garip bi duygu içindeyim yine
Sanki özlemi acıya döndürdüm.
Kendime itiraf edemediğim bişeyler mi var bilmiyorum.
Cevabını bile bile neden düşünüyorsam.
Evime geldiğimde yorgundum.
Mutlulukla burukluk karışımı bi hissim vardı.
Evimi özlemiştim, sevdiklerimi görmüştüm.
Dönmüştüm...
Dönmek ağır bişeymiş.
Bunu İstanbulu gördüğümde anladım.
Belki de ilk defa İstanbula bu gözle baktım bilmiyorum...
Garip bi duygu içindeyim yine
Sanki özlemi acıya döndürdüm.
Kendime itiraf edemediğim bişeyler mi var bilmiyorum.
Sevdiklerimi üzenlere kızgınım.Onlar için yapabileceğim bişeyler olmalı diye düşünüyorum.Ama izin vermeyen kimseye yardım edilemez.Biliyorum...
Categories
Düşündüm de...
Çarşamba, Aralık 15, 2010
Dekorasyonizm
Şuan bir kez daha anlıyorum ki ev döşemek başlı başına bir sanat.
Evi döşerken bir kutu boya dökülmüşcesine aynı renkler ve desenlerle doldurmayacağıma karar vermiştim.
Salonum sade olması nedeniyle hoş oldu.
Kırık beyaz ve tonları hakim.
Köşede ve konsolda duran rengarenk iki çiçek buketi de odaya çok hoş bir hava katıyor orası tamam.
Ama mutfağım ooff yani.
İnsan yeşil bişeyi sevdi diye yemyeşil mutfak eşyası dizer mi.
Dizdim valla.
Porselenlere kadar uzamamış olması benim için büyük bir şans olsa da her taraf yeşil.
İnsafa gelip sarılarla da kombin yapmışım.
Aklımı seveyim :)
Hayır yani madem öyle bişey yaptın azcık bi tarz falan katsaydın.
Aslında şuan kendi kendimin hakkını yiyorum.
Çünkü bu bahsettiklerim süzek, limon sıkacağı,karıştırma kabı,pirinç süzgeci vs. ıvır zıvırlar.
Ama çoklar yaa.hemde plastikler.
Bir de oturma odası var.
Oradan memnunum ama odanın duvarlarını boyatmayı akıl edememişim.
Şampanya mı ne diyorlarsa kremrengimsi bu rengi hiç sevmem ama sevmişim.
Üstelik artık kremler bile bu renk değil.Bunu da şuan keşfettim.
Neyse işte sözünü aldım havalar ısınır ısınmaz boya işimiz var.
Boya yapılır yapılmaz da bir takım duvar rafları edinip mumlarımı ve rahşanımı gün yüzüne çıkarcaz.
Aslında ben hem evimde bir bütünlük olsun, hemde aynı şeymiş gibi durmasın istiyorum.
Ayrı ayrı durmuşlar ama kendi içlerinde bir bütün oluşturmamışlar.
Zaten ben kolay kolay hiç bişeyi beğenmem.
Dün Ali Ağaoğlunun evini televizyonda gördüm onu da beğenmedim.
En rahatsız olduğum eşya ise kaynanatörlerimin ortak beğenisi olan mutfak masası..
Sevmiyorum napiimmm...
Categories
Düşündüm de...,
Öğrendim
Salı, Aralık 07, 2010
Bu Duygunun Adı Ne?
Aslında benim düşüncem bazı markaları çekiştirip fikrimi belirtmekti (ki bunu bi ara kesin yaparım)
Sonra Aycinin yazısını farkettim.
Uzatmıyorum.
Aynı taşlara basıp aynı yerlerde bu kadar kısa aralıklarla fotograf çekmiş olmak...
Çok değişik.
Cinci hana gittik mesela, oradaki her odanın bir adı vardı ve biz Antepler'in fotografını çektik.
Daha önemlisi içi taşlarla dolu o koca tahta parçasıydı.
Bi benim çektiğim resme baktım bi de ona.
Sonra düşündüm de muhtemelen elimi sürdüğüm yere O da elini sürdü :)
Bu duyguyu çok eskiden bir kere daha yaşamıştım.
Safiye sultan isimli kitabı okuduktan sonra İstanbula gelip sarayları gezmiştim.
Anılarını okuduğum o sultanların ellerini sürdüğü duvarları, eşyaları görünce sanki açtığım kapılardan birinden çıkacaklarmış gibi gelmişti.
Kulaklarıma sesleri doldu sanki.
Anlatılmaz bi duygu.
Şarap içmeyi öğrendiğimde bu anı hatırlayıp bir kadehi şerefine içerim...
Not: Sana katılıyorum. Gerçekten servisleri çok kötü...
Sonra Aycinin yazısını farkettim.
Uzatmıyorum.
Aynı taşlara basıp aynı yerlerde bu kadar kısa aralıklarla fotograf çekmiş olmak...
Çok değişik.
Cinci hana gittik mesela, oradaki her odanın bir adı vardı ve biz Antepler'in fotografını çektik.
Daha önemlisi içi taşlarla dolu o koca tahta parçasıydı.
Bi benim çektiğim resme baktım bi de ona.
Sonra düşündüm de muhtemelen elimi sürdüğüm yere O da elini sürdü :)
Bu duyguyu çok eskiden bir kere daha yaşamıştım.
Safiye sultan isimli kitabı okuduktan sonra İstanbula gelip sarayları gezmiştim.
Anılarını okuduğum o sultanların ellerini sürdüğü duvarları, eşyaları görünce sanki açtığım kapılardan birinden çıkacaklarmış gibi gelmişti.
Kulaklarıma sesleri doldu sanki.
Anlatılmaz bi duygu.
Şarap içmeyi öğrendiğimde bu anı hatırlayıp bir kadehi şerefine içerim...
Not: Sana katılıyorum. Gerçekten servisleri çok kötü...
Categories
Düşündüm de...
Cuma, Ekim 22, 2010
Cemin Selamı Var
Hangi Cem'in?
Sivilcemin
:)))))))))
Biliyorum iğrencim ama kendimi seviyorum.
(İğrenç bişeyi sevdiğim için daha da mı iğrencim? Evet )
Şunu farkettim ki sabahları uykulu ama neşeli oluyorum.
Hastalığımda bunu farkeden eşim, arkadaşları "eşin nasıl oldu?" diye sorunca "bilemiyorum sabahları iyi uyanıyor akşam eve gittiğimdeyse kötüleşiyor" demiş.
Sonuç:
Kıza iyi gelmediğini ne zaman farkedeceksin mırıldanmaları ve gülüşmeler...
Öyle işte...
Ortaya karışık bişeyler.
Bugün çok işim var.
Hemde içinde temizlik olmayan çok işim :)
Sivilcemin
:)))))))))
Biliyorum iğrencim ama kendimi seviyorum.
(İğrenç bişeyi sevdiğim için daha da mı iğrencim? Evet )
Şunu farkettim ki sabahları uykulu ama neşeli oluyorum.
Hastalığımda bunu farkeden eşim, arkadaşları "eşin nasıl oldu?" diye sorunca "bilemiyorum sabahları iyi uyanıyor akşam eve gittiğimdeyse kötüleşiyor" demiş.
Sonuç:
Kıza iyi gelmediğini ne zaman farkedeceksin mırıldanmaları ve gülüşmeler...
Öyle işte...
Ortaya karışık bişeyler.
Bugün çok işim var.
Hemde içinde temizlik olmayan çok işim :)
Categories
Düşündüm de...
Cuma, Ekim 08, 2010
Yanma Noktasi Nedir?
Fırının başında beklemekten usanıp oturma odasındaki koltuğa popoyu koyduğun andır.
Categories
Düşündüm de...
Perşembe, Ekim 07, 2010
Cinnet Geçirmek mi Getirmek mi?
"Cinnet getirmek" Her duyduğumda sinir oldum bir deyim.
Evin içinde cinnet getirilmez geçirilir diye çığlık atıp duruyorum.
Çünkü deyimler konusunda takıntılıyımdır.
İlla da doğrusunu kullanmak isterim.
Bugün araştırdım.
Türk dil kurumuna göre ikisi de doğru.
Fakat ayrı ayrı anlamları var.
"cinnet geçirmek" : delirmek, aklını kaçırmak. ( Deyim )
TÜRK DİL KURUMU - Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü Veri Tabanı
"cinnet getirmek" : bir an için delilik belirtisi göstermek: Ayol, duydunuz mu? Fahim Bey cinnet getirmiş.A.A. Ş. Hisar.( Deyim )
TÜRK DİL KURUMU - Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü Veri Tabanı
TÜRK DİL KURUMU - Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü Veri Tabanı
"cinnet getirmek" : bir an için delilik belirtisi göstermek: Ayol, duydunuz mu? Fahim Bey cinnet getirmiş.A.A. Ş. Hisar.( Deyim )
TÜRK DİL KURUMU - Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü Veri Tabanı
Şimdi Türk dil kurumuna soruyorum.
Cinnet kelimesini delilik olarak yorumladığınıza göre delilik geçirilir mi? getirilir mi?
Ben bu işin içinden çıkamadım.
Categories
Düşündüm de...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


