Cumartesi, Mayıs 30, 2009

Şampiyon Beşiktaş

zaman: 5/30/2009 3 yorum
Şampiyon olduk.
Takımımla gurur duyuyorum.Süper oldu süper süppeerrr...
Olleeyyy be oleeyyyyy...










Çarşamba, Mayıs 27, 2009

Sarışın Deyip Geçme

zaman: 5/27/2009 1 yorum
Mail kutumdan bir inci daha... ;) Delikanlı uçakta, güzel bir sarışının yanına düşmüş. Hemen sarkmış sarışına; 'Yan yana otururken muhabbet edilirse seyahat çok kısa sürer, hadi konuşalım ' demiş. Sarışın okuduğu kitabı yavaşça kapatarak; 'Ne üzerine konuşmak istersin' demiş. Delikanlı 'Valla bilmem ki...Mesela nükleer enerjiye ne dersin?' Sarışın; 'Enteresan bir konu, olabilir,ama önce sana bir soru sorayım... At inek ve geyik aynı şeyi yerler... yani ot... Ama çıkartırlarken geyik küçük parçalar halinde, inek lappadanak parçalar halinde, at da pişmaniye topları gibi çıkartır. Neden olduğunu biliyor musun?' Delikanlı ; 'Valla en ufak bir fikrim yok' demiş. Bunun uzerine sarışın; 'Henüz bi boktan bile anlamazken nükleer enerjiyi nasıl tartışabileceğini zannediyorsun?'

Cumartesi, Mayıs 23, 2009

Deli Miyim?

zaman: 5/23/2009 3 yorum

Sırf şu resimleri beğendiğim için daldığım konu bir test çıktı ve bende yaptım.
Bakın ben delimiyim neyim....

Akıllı deli

Sizinkisi “akıllı olup bu dünyanın kahrını çekeceğime, deli olayım dünya benim kahrımı çeksin” şeklinde yapılmış gayet bilinçli bir tercih. Olaylara, durumlara baktığınız mesafe, pek çok şeyi sıradan akıllılardan daha iyi görmenizi sağlıyor. Deliliğin verdiği cesaretle gözünüzü budaktan, sözünüzü dosttan da sakınmıyorsunuz. Lakin ısrarcı da değilsiniz. Bildiğinizi söylüyor, üzerinize düşeni yapıyor, çoğu zaman kimsenin cesaret edemediği atraksiyonlar geliştiriyor, fakat başkalarını düşüncelerinizin ve eylemlerinizin doğruluğuna inandırmak için de enerji harcamıyorsunuz. Kişiliğinizin en sevdiğiniz tarafı da yaratıcılığınız. Dünya sizin oyun alanınız. Arada bir çuvalladığınız oluyor. Ama takılmıyorsunuz. Nasılsa delisiniz… 
(Neresine yorum yapayım bilemedim.Ancak bu kadar doğru tahmin edilebilirdi)

Çarşamba, Mayıs 20, 2009

Yeni Albümler

zaman: 5/20/2009 2 yorum
Bugün yeni albümlerden  neler var diye bi bakayım dedim.Her zamanki gibi  şu siteye baktım.Bakmaz olaydım. Bi sürü yeni albüm çıkmış.Netten indirsen dert, orjinal alsan daha büyük dert...Müzik dinleyip rahatlayacağıma daha çok geriliyorum.
Eskiler bi taş plak alır senelerce dinlermiş.Biz iki ay dinlersek ortalığı inletti bu şarkı diyoruz.O da genellikle yazları plajlar için yapılmış şarkılar oluyor.ki Demet Akalının tek misyonu budur bence.Bikiniden hallice kıyafetler giyinsin,bikini sponsorları sayesinde bütün kıyafetleri beleşe gelsin.Beleş giyincem diye günde 10 tane bikini mayoniki değiştirmek zorunda kalsın...Ayyhh bu kadın için konuyu dağıttığına deymez, hemen geçiyorum...
Tekrar yeni albümlere dönüyor ve aklıma ilk gelenleri sayıyorum.Yalın, Aysun Kocatepe, Ajda Pekkan, Duman, İbrahim Tatlıses(Bu adam çizgili dursun.Gıcık şey), Yıldız Tilbe, Bendeniz, Petek Dinçöz, Göksel, Altay, Yeşim Salkım....Liste uzuyor anacım.
Saymaya devam edersem ömrüm bitecek.Almaya kalksam iflas edecem.Cimrilik etmeyeyim desem albümdeki şarkı sayısı 10-12, dinlenilebilen şarkı sayısı 3-4, bilemedin 5...Sonra düşünüyorum ben sıcacık büromda klima altında serinlemeye çalışarak çalışırken onlar kıytırık albümlerine verdiğim parayı plajlarda yiyecekler.Onlardan çok daha hayati işler yapan insanlar onlar gibi yaşayamıyor. Televizyona çıkıp o elbisemi bu tasarladı bu yüzüğümü bilmem nerden getirttim demekle olmuyor bu işler.Hele de bazıları kendilerini bulunmaz bursa kumaşı sanıyorlar ya çok gülüyorum onlara.
Belki de basit düşünüyorum,  kendimi fazla önemsiyorum ama ben bu tiplerin albümlerine para vermiyorum...
İşinin hakkını verenlerin bu sözleri üstlerine alınmayacağını düşünüyorum ve konuyu burda kapatıyorum.Yoksa çenem çok pis düşecek...

Google'ın Ceo'su Demiş Ki...

zaman: 5/20/2009 2 yorum
Öncelikle bi konuda anlaşalım.Elimiz ayağımız kolumuz kanadımız herşeyimiz olan google'ın ceo'su ne demişse kesinlikle doğru söylemiştir.O bizim için AB gibi IMF gibi bişey, yani anamız babamız o bizim herşeyimiz :) Neyse işte Eric Schmidt (google'ın ceo'su) bir üniversite de yaptığı konuşmada Cep telefonlarınızı bilgisayarlarınızı biraz kapatın.İnsan olun insani ilişkiler yaşayın demiş.Masaüstünüze manzara resmi koymakla kalmayın gidin manzara izleyin , sanal arkadaşlıkları bi kenara bırakın gerçek arkadaşlıklar kurun, bir torununuz olduğu zaman ilk adımlarını attığında onun elini tutmanın zevkini başka hiçbir şey vermez demiş.(son cümle üniversite öğrencileri için biraz erken bi çağrı olmuş ama google diyorsa doğrudur...)Ama ben slogan olan cümleye bayıldım.İnsan Olun Leeyynn!!! Düne kadar dilime yapışan takıntım havuçlu ananın meşhur repliği "anan gile selam söyle" idi.Şu andan sonra "insan olun leyynn" olacak. Not:Eric Schmidt'in orjinal cümleleri böyle değildi.Böyleydi...

Salı, Mayıs 12, 2009

Ayıp Etmek istedim

zaman: 5/12/2009 5 yorum
Bunu "ayci" ya armağan ediyorum
Bunu da kendime armağan ediyorum
 Ne kazmayım yaa herkes birbirine çiçek çikolata incik boncuk yolluyo bide bana bak.Yok ben adam olmam.Umudu olanlar vazgeçsin.Ayci sende hediyeni beğenmezsen kusura bakma valla.

Sen Bu Satirlari Okurken...

zaman: 5/12/2009 2 yorum
Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olmayacam.
Dizimi kırmış baş ağrılarımla birlikte bilgisayarıma bön bön bakıyor olcam.
Hatta herzamanki gibi cümlelerimin düşük olduğunu farketmiş, ama nasıl düzelteceğimi bulamamış ta olabilirim.

Biliyormusun artık kendimde bi hata bulduğumda üzülmüyorum,içim içimi yemiyor.
Önce deve diyorum (kendime) neren doğru ki, sonra ha ha diyorum (etrafımdakilere) benden farklı değilsiniz...

Sonra yine canım sıkılıyor ama dert etmiyorum, nasıl olsa dünyayı düzeltemiyorum.
Aslına bakarsan kendimi bile düzeltemiyorum.
Gözlerimi kapattığımda yanında olmak istediğim biri yok.
Aslında var ama biliyorum  o da herkes gibi onun için tınlamıyorum.
İşte bu yüzden hayal de kurmuyorum.
Kızgın kumlardan serin sulara atlama isteğim  yok, plajda güneşlenmek te istemiyorum.
Zaten güneşe allerjim var.
Evimde oturmak hart hart kaşınmaktan daha iyi...
İşte onun için sen bu satırları okurken ben yine aynı yerde pinekliyor olacam.

Sizce Resimdekiler Nedir?

zaman: 5/12/2009 0 yorum
Soru gayet açık-net resimdeki kutular ne olabilir?Düşünün düşünün...

Şahsen ben bulamadım.Rüyamda görsem aklıma gelmezdi dersem abartmış olmam heralde.
İlginç dizanynlar yapanlar artık kendilerini aşmışlar.
Zaten bende bu kadar hayalgücü olsa ohoooo...
Ben daha hazır yapılmış temayı modifiye edemiyorum.
Ne kadar vahim durumda olduğumu anlayın yani.
Neyse konu dizayndan çıktı sakıza döndü.
Buyrun bakın adamlar ufacık tefecik içi dolu turşucuk yapmış...

Pazartesi, Mayıs 11, 2009

Yeni Rss iconum

zaman: 5/11/2009 0 yorum
Uzun zamandır ortalıkta aynı iconlar dönüp duruyordu.Kendime rss iconu ararken bulduklarımı da bi köşeye sıkıştırayım dedim.
Buradan indirebilirsiniz...

Cumartesi, Mayıs 09, 2009

Evlenme Teklifi

zaman: 5/09/2009 2 yorum
İlginç bi yöntem... video Bunu bi kadına yapsanız dünya onun oldu sanır.Halbuki iki adım geriye çekilip baktığınızda bu hareket sadece %50 olumlu sonuç verme ihtimali olan karanlık bi yolun ışıklı reklam tabelasıdır... PS:Bana iyilik yaramaz...

O An

zaman: 5/09/2009 1 yorum

Fotograftaki iki adam yavru aslana İngiltere'de bebekken bakmışlar.Fakat yavru aslan yetişkinliğe eriştiğinde yetkililer tarafından zorla ellerinden alınmış ve Afrika da ki vahşi yaşam barınağına geri gönderilmiş.1 yıl sonra onu görmek için Afrika'ya gitmişler ve kendilerine aslanın onları asla hatırlayamayacağı söylenmiş.
Şimdi videoya bakın.Bakalım ilk karşılaşmada neler olmuş.

video

Cuma, Mayıs 08, 2009

Tiksindim

zaman: 5/08/2009 0 yorum

İşyerinde çalışırken bilgisayarımdaki tv sürekli açık olur.Akşam saatlerinde de izleyecek(daha doğrusu dinleyecek) bişey bulamadığım için Yemekteyizi izliyorum.
Bu hafta yemekteyizin Şanlıurfa da olduğunu duyunca çok sevinmiştim.Ş.Urfada 4 sene yaşadım ve bana hep sevimli gelmiştir.Küçük bi şehirdir, yeniliklere kapalıdır, mistik havasını koruyan hani şu kartpostallarda dağların arasında küçük bi köy resmi olur ya aynen öyle bi yerdir.Urfanın etrafı dumanlı dağlar diyenler sallamamış yani tamamen gerçektir.Sürekli oranın havasını, suyunu özler zaman zaman birkaç saatliğine bile giderim....Teknik olarak suları mikroplu ve gayet  pis kokuludur aslında ama ben buna rağmen severim işte...
Neyse çok uzatmayayım.Keşke bu işlerden biraz daha anlasam da şu programdan kesitleri buraya koyabilsem.
Yarışmacılar ilk gün çıktılar Urfamızı tanıtalım urfa yemeği yapalım.Aman da kültürümüz falan iyi hoş...Aradan iki gün geçti  yemek yerken birisi diyo ki "benim babam zamanında lahmacun yiyebilmek için gelininin bileziğini satmış o kadar ete düşkünüz," diğer bayan diyo ki "bizde et ortaya gelince ışığı kapatırlar ki herkes yemeğe rahat rahat saldırsın".Kültürünüz bu mu şimdi sizin diyesi geliyor insanın.

Sadece "Karadenizlilerde balığa çok düşkün ama hiç biri balık görünce gözünü kapayıp ağzını açmıyo.Yada  "kurban olayım ben sana" diyo, seviyo "denizden babam çıksa yerim" diyo ama bu kadar kaba ifade etmiyo" diyorum...

Urfada o kadar insan varken ( her ailede en azından 4 çocuk vardır) neden bilmem Victoria diye bi kızı yarışmacı yapmışlar.Aslında çok da  iyi yapmışlar, kameraların karşısında 5 günlüğüne bile olsa kızı içlerine sindiremediklerini gayet net gördük.Ciğerci amcam kızı dışladı da dışladı.(Kapalı bi toplumdur demiştim demi...)Son gördüğümde Victoria'nın yemekleri geciktiği için masada açımm aaççıımmm diye böğürüyordu...

Kuaför bacım yemek yarışmasındayken ve başka bi evde misafirken; hem gittiği eve dürüm götürdü hemde helva kavurmaya kalktı yaa.Aklım almıyor ne büyük terbiyesizlik...
Adamlara hakkaten helal olsun diyorum.4 sene urfada yaşadım 70 yaşında adamın beni takip ettiği  oldu,kazıklama çalıştılar,yabancı olduğumuz için dışlandık,arkadaşlarım ya benimsin yada toprağın diye tehdit edildi( ki birtanesi hakkaten toprağın oldu) ben urfadan böyle iğrenmemiş insanlarından bu kadar tiksinmemiştim.Hepsinin kötü olacak hali yok herkese mal edilmemeli derdim.
Keşke kültürünüzü tanıtmasaydınız,biz böyle iyiydik...
Bu arada hiç şıllık yapmadınız künefe de yapmadınız sırf inat uğruna o tatsız tuzsuz boranıya ve helvaya kafayı taktınız işte siz busunuz...

Kriz Google'ı Teğet Geçti

zaman: 5/08/2009 0 yorum


Krizin teğet geçtiği google tam 200 elemanı işe almış.
Üstelik yapmaları gereken tek şey yiyip içip yatmak :)
Şaka gibi ama şaka değil.
Tamamen gerçek fakat küçük bi ayrıntı var.
Elemanlar keçi...
Google ofislerinden birinin etrafında yabani otlar bitince bunları çim makinasıyla düzeltmek istememişler.
Maliyeti aynı olan ve mekana sevimlilik katan (üstelikte doğal gübre bırakan :) ) keçileri seçmişler.
Hem google da çalış, hem seni sevsinler ,insanın keçi olası geliyor :P

Perşembe, Mayıs 07, 2009

Yaratıcılık ve Test

zaman: 5/07/2009 1 yorum
Aslında bu bir testten çok oyuna benziyor.Takipte olduğum sitelerden birinde gördüm ve fikir çok hoşuma gitti.Resimde gördüğünüz şey a4 sayfaya uygun aralıklarla yerleştirilmiş x ler (çarpıda diyebiliriz bu işaretlere).Burdaki amaç şurdaki gibi yaratıcılığımızı ortaya koymak ve resimlerdeki gibi bu x leri en yaratıcı şekilde kullanmak.
 Ben a4 e yaptım ama insanlar tuvalet kapısına peçeteliklere her yere yerleştirmişler.Bakalım ne sonuçlar çıkacak...

PS:Bundan sıkılırsanız aşağıdaki gibi versiyonlarını da yapabilirsiniz.

Unutmayın

zaman: 5/07/2009 0 yorum
(Aslında bu konunun başlığı unutmamalıyım olmalıydı.)
Sürekli dikkatli olmaya çalışıyorum ama çocuk aklı çok saf, bizimki gibi çalışmıyo be kardeşim.Bi dönem Ece gece gündüz masal kitabı okutur ve ilk kez duyuyormuşcasına dikkatle dinlerdi.Hikayeler kafasında iyice yer edince sorular sormaya başladı.Pamuk prenses bu kadar iyi biriyse üvey annesi pamuk prensesi neden sevmesin ki....Bunu bi türlü anlamıyordu.Kurdun kırmızı başlıklı kızın büyük annesini yemesini, sonra kurdun karnı yarılarak büyükannenin kurtarılmasını...En çok ta Hansel ve Gratele bozuluyordu.Babası nasıl olurda onları ormanda terkederdi.Bu şakamıydı.Bi gün babası Eceyi de ormanda terkedebilirmiydi.
Bunlar güya çocuklar için yazılmış masallar :)
EWce artık gerçeklerle yaşıyor.Gerçekler  acı ama masallarda pek tatlı sayılmaz ;)


Eğer bir çocuk eleştiri ile yaşarsa...                                                                                           ... Kınamayı öğrenir.
Eğer bir çocuk düşmanlıkla yaşarsa...                                                                                    ... Savaşmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk alayla yaşarsa...                                                                                                  ... Utanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk utançla yaşarsa...                                                              ... Kendini suçlu hissetmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk hoşgörü ile yaşarsa...                                                                                ... Sabırlı olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk teşvik ve onayla yaşarsa...                                                         ... Kendine güvenmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk övgü ile yaşarsa...                                                               ... Değer vermeyi ve takdiri öğrenir.
Eğer bir çocuk dürüstlükle yaşarsa...                                                                                           ... Doğruyu öğrenir.
Eğer bir çocuk arkadaşlık içinde yaşarsa...                                                       ... Sevmeyi ve dostluğu öğrenir.

Problemleriniz Mi Var? İşte Çaresi...

zaman: 5/07/2009 0 yorum
Canım dostlarım sıkıntılarıma çare bulmuş ve bulmakla kalmayıp bir doz mail kutuma bırakmışlar.Ne kadar teşekkür etsem az.İçimden sağolun varolun beni sizler varettiniz demek geliyor(ama aslı astarı olmadığı için demiyorum...)

Çarşamba, Mayıs 06, 2009

Uzun Evliliğin Sırrını Açıklıyorum

zaman: 5/06/2009 1 yorum

Toplaşın toplaşın uzun evliliğin sırrını açıklıyorum.Evde kalmış biri olarak bunu açıklamaya en yakın insanım zaten.Ben açıklamayacam da kim açıklayacak. :)
Efenim sırrımız şöyle:

İtalya’da uzun evliliğin sırrı konulu seminerde konuşan 50 yıllık evli Guiseppe diyor ki:
- Eşime hep iyi davrandım, memnun ettim, en önemlisi 15. yıldönümümüzde onu Amerika’ya götürdüm.

Sormuşlar:
- Peki 50. yıldönümünde eşin için ne yapacaksın?
- Gidip onu geri getireceğim...

Dip Not:Bu erkeklerin serinkanlılığına hayranım.Adamdaki rahatlığa bak.
Sonrada bu fıkranın Türk yapımı olanına bak.
Şimdi aradaki farkları bul :D

Erkeklerin Düğmeleri Neden Sağdadır

zaman: 5/06/2009 0 yorum

Bu tür bilgiler gereksiz oldukları kadar da ilginçtir bence.Yani işin özünü bilince herşey daha bi güzel geliyor bana.Şimdi konumuza geçelim.Neden kadınların düğmeleri (fermuarlarıda buna katabiliriz) soldayken erkeklerinki sağdadır?
İşin özü tabiki çoğunlukla sağ ellerimizi kullanmamız ve böylece sağ tarafta bulunan düğmeleri daha kolay ilikleyebilmemiz.Fakat kadınlarda sağ ellerini sıkça kullanmalarına rağmen onlarınki solda.Çünkü düğme ilk kullanılmaya başlandığı zamanlarda herkesin alamayacağı kadar pahalı idi ve sadece zengin insanlar kullanabiliyordu.Düğme alabilecek kadar zengin kadınlar da uzun elbiselerini hizmetçilerinin yardımıyla giyiniyorlardı.E tabi hizmetçilerde normalde solda bulunan düğmeleri sağ elleriyle daha kolay ve hızlı ilikliyordu.(tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu nedenlerle, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular.O zamandan bu zamana kadınlar kendi kendine giyinmeye başladı ama düğme geleneği değişmedi...

Salı, Mayıs 05, 2009

Yaşanmis Bir Olay (mış)

zaman: 5/05/2009 0 yorum

Şehir efsaneleri teknoloji sayesinde artık daha hızlı yayılıyor.Hepside gerçekten yaşanmış bir olaydır diye başlıyor.Bu bir fantazidir uydurmadır demelerini beklemiyorum zaten.Yinede çok ilginç geldi bana.Artık masal niyetine mi okursunuz ibret mi alırsınız siz bilirsiniz...

Kütahya Yimpas mağazasında yasanmış bir olaydır.
Kütahyalı bir kadın alışveriş için Yimpas mağazasına gider.
Kütahyalı ya evde ne kadar bileziği takısı varsa onların hepsini Üzerine
takar öyle gider.
Kadinin kolunda dirseklerine kadar olan bilezikleri gören uyanigin biri
kadini takibe baslar. Kadin markette alisverise baslar ve takibe baslayan
adam usulca yaklasir ve kadına "Hanimefendi bu kadar bilezik ve takıyı
teshir etmeniz biraz sakincali degilmi?
Memlekette durumlar kötü. Herkes ekonomik olarak zorluklar içerisinde.
Kötü niyetli birisi sizi böyle görse size bir kötülük yapip takilarinizi
alabilir.
O yüzden bütün takilarinizi çantaniza koymaniz yarariniza olur" der..
Kadin korkuya kapilir ve kim oldugunu sorar adama.
Adamda kadina "Emniyet mensubuyum" der. Kadin adamin sözlerine hak verir ve
bütün bilezik ve takilarini çantasina koyar.
Alisverisi tamamlayan kadin kasaya ödeme yapar aldiklarini arabaya yüklerken
ayni adam yardim etmek ister ve aldiklarini arabasinin bagajina bir güzel
yerlestirir.
Bu arada kadinin çantasini da göz açip kapayincaya kadar yürütür.

Kadin arabasina biner evinin yolunu tutar.
Evinin önüne gelip esyalari indirirken çantasinin olmadiginin farkina varir.
Ama nafile giden gitmistir. Geri dönüp Yimpasta oraya buraya sorar bir sonuç
alamaz.
Kadin polise haber verir kocasina haber verir ama girisimler sonuçsuz
kalmistir. Aradan bir kaç gün geçer eve bir telefon gelir. Çantayi çalan
adama aramaktadir. Telefonda kadina "
Hanimefendi kusura bakmayin geçen gün sizin çantanizi çalan kisi benim.
Yaptigim isten ötürü çok üzgünüm. Vicdan azabi çekiyorum.
Çantanizi size vermek istiyorum. Bütün herseyiniz içinde. Evinize gelmek
isterim ama polise haber vermenizden korktugum için çantanizi Yimpas
magazisinda size geri vermek isterim. Lütfen beni affetin" der kadinin
gönlünü alir.
Kadin o sevinçle kocasina haber verir cümbür cemaat Yimpasa giderler ve
adami beklemeye baslarlar. Adam ortalarda yoktur.
Adam kadinin Yimpasta olmasini firsat bilip çantadaki anahtarla eve girer ve
evdeki degerli esyalarin hepsini alir ve bir not birakir. Eve biraktigi
notta su yazilirdir "ilginize çok tesekkür ederim hanimefendi Bu kadar
takisi bilezigi olan bir hanimin evide zengindir dedim. Onlari da almaz isem
Vicdanim rahat olmaz diye esyalarinizi da aldim. Tessekkürler" Kadin uzun
bir beklemeden sonra eve gelir ve esas felaketle karsilasir. Olay hala
çözülememis hirsizlar yakalanamamis...

Pazartesi, Mayıs 04, 2009

Bi Dunya Resim

zaman: 5/04/2009 2 yorum
Dünya artık çok küçük.Artık merak ettiğiniz şehirleri görmenin bir yolu daha var.Woophy...
Sizin için Türkiyeden birkaç resim seçtim.Devamı nerde biliyorsunuz ;)

Wallpaper Calendar May 2009

zaman: 5/04/2009 2 yorum
 

Hep-Yek Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea