Cuma, Aralık 31, 2010

31 Miiii?

zaman: 12/31/2010 2 yorum
Niye yılın son günü 31 oluyor ki.
Bunu da şimdi farkettim.
Bak kafam karıştı yine.
Yıllardır bu cenabet rakamdan kurtulmadım gitti.
Siz bilmezsiniz, benim üniversite numaramın sonu 31 di ve hep son iki numara kullanılırdı.
4 yıl boyunca insanlar bana bakıp güldü.
Gülmelerin bi kenara bıraktım nerede bana bi numara verilse ya31 olur ya da sonu 31. 
Hatta balayı odamız bile 931 numaraydı.
Ya sabır.

Neyse bugün keyfimizi bozmuyoruz.
Bugün yeni  yıl kutluyoruz.
Yen yılı eden kutluyoruz bilmiyorum ama yaptığım araştırmalara göre biz Türkler kutlama yapmayı seviyoruz.
Şimdi yeni yıl olmasaydı benim çam ağacım, bi sürü renkli renkli süslerim, ışıklarım falan olurmuydu.
Birlikte bişeyler yapardık tabi ki.
Ama (gözlerimiz parlayarak) elimizle taktığımız, ışık vereceğini bilerek aldığımız lambanın ışık verdiğini izleyemezdik.Birbirimize bakıp çocukluğumuzu yaşamamışız diyip çocuk ruhumuza bahaneler uyduramazdık.
Nereye gidiyor bu yazı.
Aslında başlığını da böyle düşünmemiştim sonunu da.
Heyecan dolu mutluluk dolu bir yazı olacaktı içinden yıldızlar havai fişekler fışkıracaktı :P

Hatta konsepte uygun bi görsel bile hazırlamıştım. Üstünde öyle çalıştım ki. Yoruldum yaneee :)


( 25 Aralık doğum günüm. Onu da aşkitomla kutladık  ihihihi :) )

Yeni yılı seviyorum.
Doğum günümü seviyorum.
Aşkımı seviyorum.
Annemi ve kardeşimi seviyorum.
Abimi ve Eceyi seviyorum.
Karşı komşum Seynep'i seviyorum.
Çam ağacımın ışıklarını seviyorum.
Bi de balonlarımı seviyorum :)
Ben bu dünyayı ve yaşamayı seviyorum :)



Bunu yazmazsam çatlarım.
Aslında benim yılbaşı planım köprüdeki havai fişek gösterisini izlemek, kendimi yollara vurup elimde bi içecekle şarkı söyleyip zıplamaktı.Ama sonra düşündüm de biz geçen sene bir dilek tutmuştuk. yeni yıl eğlencesi denilen şey olsa olsa aynı koltukta oturup yeni bişeylere birlikte başlamak olabilirdi.
Başka ne isterim ki demişti.
Tuttuğu dilek gerçek olmalıydı... 

Perşembe, Aralık 23, 2010

Aşeriyorum

zaman: 12/23/2010 0 yorum
Bence bütün hamileler aşure aşermeli.
Zaten bu kelime buradan çıkmışta olabilir.
Ya da ben saçmalıyor olabilirim.

Gaziantep'ten geldiğimden beri annemin aşuresinden aşeriyorum.
Halbuki annem yanında biraz götür demişti.
Ama bagaj kotam doldu napim yani.
Neyse işte az önce kendime aşure yaptım.
Sıcak sıcak yediğim için şuan dilim yanıyo ama hakikaten tadı süper olmuş.
Soğumasını beklemediğim için pişman değilim :)

Şimdi son olarak söylemem gereken bişeyler var.
1- Mutlu olmak insana çocuksu bir enerji veriyor ve ben bu enerjiyi çok seviyorum.
2- Aşureyi böyle bayıla bayıla yemenin en kötü yanı hamile olmadan kilo almak.
3- Lohusa tacı takan ve her türlü yemeğe deli gibi saldıran kişi hamile değil pispboğazdır.
4- Bebek meselesiyle ilgili kimseye anlatamadığım psikolojik sorunlarım var.
5- Kendimi herşeyimle çok seviyorum. Şımarmayı- şımartılmayı-beni şımaaarrtt diye çığlıklar atmayı-neşeli olduğumda zıpzıp zıplamayı-kırmızı tacımı kafama takınca dünyanın en güzel kadını olduğumu sanmamı-koskoca kocamı 1 yaşında bebek gibi sevmemi-yeğenimle aynı yaş grubuna ait davranışlarda bulunmamı...

Biliyorum ki bigün öldüğümde beni özleyen çok insan olmayacak.
Ama yerim de doldurulamayacak...

Yolculuk

zaman: 12/23/2010 0 yorum
Yol bitince yolculuk biter mi diye düşünüyorum.
Cevabını bile bile neden düşünüyorsam.
Evime geldiğimde yorgundum.
Mutlulukla burukluk karışımı bi hissim vardı.
Evimi özlemiştim, sevdiklerimi görmüştüm.
Dönmüştüm...
Dönmek ağır bişeymiş.
Bunu İstanbulu gördüğümde anladım.
Belki de ilk defa İstanbula bu gözle baktım bilmiyorum...

Garip bi duygu içindeyim yine
Sanki özlemi acıya döndürdüm.
Kendime itiraf edemediğim bişeyler mi var bilmiyorum.

Sevdiklerimi üzenlere kızgınım.Onlar için yapabileceğim bişeyler olmalı diye düşünüyorum.Ama izin vermeyen kimseye yardım edilemez.Biliyorum...

Pazartesi, Aralık 20, 2010

Biz anneme gittik :)

zaman: 12/20/2010 2 yorum
Annem kapı komşu değil tabi ki.
3 günlüğüne memlekete gittik annemi, babamı, kardeşlerimi, ufaklıkları herkesi gördük.
İyiler çok şükür, soranlara selamları var :)
Özlem gidermenin yanı sıra midemiz ciddi anlamda bayram etti.
Ne bileyim işte mutlu olduk.
Oraya gitmişken mutlu olmak için özel bişeye gerek yoktu zaten.
Ama bişey var ki: bence biri evlenince onun odası bozulmamalı.
Nostalji yapmam çok zor oldu çookk...

Çarşamba, Aralık 15, 2010

Dekorasyonizm

zaman: 12/15/2010 4 yorum
Şuan bir kez daha anlıyorum ki ev döşemek başlı başına bir sanat.
Evi döşerken bir kutu boya dökülmüşcesine aynı renkler ve desenlerle doldurmayacağıma karar vermiştim.
Salonum sade olması nedeniyle hoş oldu.
Kırık beyaz ve tonları hakim.
Köşede ve konsolda duran rengarenk iki çiçek buketi de odaya çok hoş bir hava katıyor orası tamam.

Ama mutfağım ooff yani.
İnsan yeşil bişeyi sevdi diye  yemyeşil mutfak eşyası dizer mi.
Dizdim valla.
Porselenlere kadar uzamamış olması benim için büyük bir şans olsa da her taraf yeşil.
İnsafa gelip sarılarla da kombin yapmışım.
Aklımı seveyim :)
Hayır yani madem öyle bişey yaptın azcık bi tarz falan katsaydın.
Aslında şuan kendi kendimin hakkını yiyorum.
Çünkü bu bahsettiklerim süzek, limon sıkacağı,karıştırma kabı,pirinç süzgeci vs. ıvır zıvırlar.
Ama çoklar yaa.hemde plastikler.

Bir de oturma odası var.
Oradan memnunum ama odanın duvarlarını boyatmayı akıl edememişim.
Şampanya mı ne diyorlarsa kremrengimsi bu rengi hiç sevmem ama sevmişim. 
Üstelik artık kremler bile bu renk değil.Bunu da şuan keşfettim.
Neyse işte sözünü aldım havalar ısınır ısınmaz boya işimiz var.
Boya yapılır yapılmaz da bir takım duvar rafları edinip mumlarımı ve rahşanımı gün yüzüne çıkarcaz.


Aslında ben hem evimde bir bütünlük olsun, hemde aynı şeymiş gibi durmasın istiyorum.
Ayrı ayrı durmuşlar ama kendi içlerinde bir bütün oluşturmamışlar.
Zaten ben kolay kolay hiç bişeyi beğenmem.
Dün Ali Ağaoğlunun evini televizyonda gördüm onu da beğenmedim.
En rahatsız olduğum eşya ise kaynanatörlerimin ortak beğenisi olan mutfak masası..
Sevmiyorum napiimmm...


Salı, Aralık 07, 2010

Bu Duygunun Adı Ne?

zaman: 12/07/2010 3 yorum
Aslında benim düşüncem bazı markaları çekiştirip fikrimi belirtmekti (ki bunu bi ara kesin yaparım)
Sonra Aycinin yazısını farkettim.
Uzatmıyorum.
Aynı taşlara basıp aynı yerlerde bu kadar kısa aralıklarla fotograf çekmiş olmak...
Çok değişik.
Cinci hana gittik mesela, oradaki her odanın bir adı vardı ve biz Antepler'in fotografını çektik.
Daha önemlisi içi taşlarla dolu o koca tahta parçasıydı.
Bi benim çektiğim resme baktım bi de ona.
Sonra düşündüm de muhtemelen elimi sürdüğüm yere O da elini sürdü :)



Bu duyguyu çok eskiden bir kere daha yaşamıştım.
Safiye sultan isimli kitabı okuduktan sonra İstanbula gelip sarayları gezmiştim.
Anılarını okuduğum o sultanların ellerini sürdüğü duvarları, eşyaları görünce sanki açtığım kapılardan birinden çıkacaklarmış gibi gelmişti.
Kulaklarıma sesleri doldu sanki.

Anlatılmaz bi duygu.
Şarap içmeyi öğrendiğimde bu anı hatırlayıp bir kadehi şerefine içerim...

Not: Sana katılıyorum. Gerçekten servisleri çok kötü...

Cuma, Aralık 03, 2010

Özlem

zaman: 12/03/2010 0 yorum
Hep bi çocukluk arkadaşım olsun istedim.Hiç yok.

Hali hazırda yakınımda da arkadaşım yok nedendir bilmem.
Benim hep uzaklarda bi yerlerde var olduğunu bildiğim arkadaşlarım oldu.
Telefonun ucunda güzel bir ses oldular daha dün birlikte çay içmişiz gibi konuştuk.
Hatta çoğu zaman en son ne anlattığımı bile unuttum.
Sana bunu da anlatmışmıydım la bölündü sohbetler.
Birilerinin çat kapı kapımı çalmasını istiyorum, birilerinin hadi şuraya gidiyoruz atla gel dediğini duymak istiyorum, birinin çay yaptım koş demesini bekliyorum.

Geçenlerde küstüm.
Artık kimseye bize de bekleriz demiyorum.
Dilimi buna alıştırıyorum çünkü sonra çok üzülüyorum.
Tanıdığım bildiğim herkese ben her zaman müsaitim sinyali veriyorum ama kimse üstüne almıyor.
Bigün nasıl oldu bilmem ama hiç telefonla konuşmamıştım.
Akşam eve geldiğinde eşime; en son kullandığım kelime hoşçakaldı biliyormusun dedim.
Bazen en basit şeyler çok acıklı olabiliyor.
Yaşadığım şehirde bir tane bile arkadaşımın olmaması zoruma gidiyor.
Çık gez dolaş diyorlar.
Tamam ben eskiden de yalnız gezer tozardım, alışveriş yapardım.
Ama o zaman kendi seçimimdi.
Kafamı dinliyordum.
Ama şimdi gerçekten çok sıkıldım.
Kendimi çok yalnız hissediyorum.
Akşam erkenden uykum geliyor sanki gündüz çok yorulmuşum gibi.
Hiç kimsenin girip çıkmadığı bir evi temizlemek bile çok sıkıcı.
Kir-len-mi-yor.


En kötüsü kimseye bunları anlatamamak.
Anlatınca kendimi çok aciz hissediyorum.

Çarşamba, Aralık 01, 2010

Can'lanmak

zaman: 12/01/2010 4 yorum
150.068.752 sayılı  deneye göre insan bir süre evde oturunca dışarı çıkmak gözünde büyük bir hal alıyor.
Bi zamanlar bir pantolon birde bluzü 30 sn de üstünüze geçirip kendinizi kapının önünde bulduğunuz zamanlar anılarda kalıyor :P
Hatta iş o kadar abartılıyor ki aylık alışveriş listesine benzer listeler yapılıyor.
- Düğme
- İp
- Yasemin yağı
- Peynir
- Şeker
- Fotograf bastır!
Dışarı çıkmadan önce
- Ocağın altını kapattığına emin ol
- Anahtarını yanına almayı unutma
- Kapıyı 2 kere kilitle
:P

Listem olmadan çıkmam abi.
Çünkü bankada işim var diye çıkıp 3 saat dolaşıp bankadaki işimi yapmayı unutarak eve döndüğümü bilirim ben :)


Geçenlerde tv de bir terapistin söylediklerini hatırlıyorum.
İlişkilerde bir erkeğin mutlu olmak için yapması gereken şey partnerini mutlu etmek diyordu.
Onu sevin, hediyeler alın,güzel sözler söyleyin, şımartın, sürprizler yapın...
O mutlu olduğunda sizi kesinlikle mutlu edecektir.Size kalan şey bunun  tadını çıkarmak ve arkanıza yaslanıp onun gözlerindeki sevinci izlemek. 

Diyeceğim şudur ki :
Ben o terapiste can-ı gönülden  katılıyorum.

Dünden beri yaptığım keçe çalışmalara bakıp çocuklar gibi seviniyorum.
Yarın yeni yeni keçeler almayı düşünüyorum :) 






Pazartesi, Kasım 22, 2010

Hayal Diye Bir Şey Yoktur

zaman: 11/22/2010 3 yorum
Ben var sanırdım.
O öyle olsa, bu böyle olsa, onum-bunum olsa.
Hayal derlerdi adına bende öyle sanırdım.
Bazı şeylerin zamanı varmış sadece
Sabır gerekiyormuş ve tabi inanmak
Sonra o başınıza geldiğinde hiç anlamıyorsunuz
Sadece yaşıyorsunuz ve şanslıysanız bunun bir zamanlar hayal olduğunu hatırlıyorsunuz.
Sevinip mutlu oluyorsunuz.

Bizde yerimizde Duramadık

zaman: 11/22/2010 2 yorum
Herkesler bişeyler yaparken biz hiç yapmak istemedik.
Bari aile büyüklerimizi sevindirelim dedik.
Yapmaya çalıştık ama sevindiler mi bilemiyorum.
Aslında benim için çok faydalı bir gezi oldu.
Bir baba, bir dede, bir sürü teyze ve akrabanın gönlünü fethettim.
Şimdi burada mütevaziliğin gereği yok.
Bayıldılar bana :))
Oradayken yazmak için bi sürü şey düşünmüştüm ama şimdi aklıma gelmiyor.
Aslında ben ilk günlerde evlilik için hiç uygun bir insan olmadığımı tekrar farkettim.
Yani aslında görünüşte herşey güzeldi ama eksikti sanki bende anlamadım.
Sonra biz Safranboluya gittik.
Gezi notu yazmayı pek beceremiyorum ama şunları söyleyebilirim.

-Safranbolu açık müze gibi çok güzel bir yer.
-Halkı turistleri hiç takmıyor, alışmışlar.
-Ben olsam hükümet konağındaki müzeyi gezmezdim. Sırf müzemiz olsun diye müze yapılmış.
-Mutlaka lokumunu yeyin.

-Mutlaka nazar boncuğu satın alın.
-Asla topuklu ayakkabıyla gezmeye kalkmayın :)
-Eğer elinde oyuncağıyla havaya baloncuklar üfleyen bir kız çocuğu görürseniz kesinlikle durdurup fotografını çekin :)

Çarşamba, Kasım 03, 2010

Biri

zaman: 11/03/2010 0 yorum
Birine sürpriz yaptım tınlamadı.
Birine gülümsedim yüzü aydınlandı
Birini kıskandım haberi olmadı
Birini seviyorum şımarıyor
Biri uzakta da olsa yanımda

Pazar, Ekim 31, 2010

Youtube Açılmış

zaman: 10/31/2010 0 yorum
Ne zaman nasıl olmuş bilmiyorum ama youtube açılmış. 
Eski bi arkadaşımı görmüş kadar mutlu oldum desem yalan olmaz...
İnanmazsanız girin bakın...

Pazartesi, Ekim 25, 2010

Banamadım

zaman: 10/25/2010 0 yorum
Bandırma yemeğini bilmeyenlere uyarımdır!
Ballandıra ballandıra anlatıldığına bakmayınız, eğer küçüklüğünüzden beri alıştığınız bir tat değilse temkinli yaklaşınız.
Zira biz dün kendisiyle tanıştık.
Özür dileyerek kendisiyle tanıştığıma memnun olmadığımı söylemek zorundayım.
Etrafımdaki herkes kelimenin tam anlamıyla parmaklarını yalayarak yerken ben ilk etapta çatal bıçakla takılmak zorunda kaldım.
Zaten bu çok uzun sürmedi.
Birkaç lokmadan sonra yufkaların ıslaklığının midemi bulandırmasıyla beni makarna+köftenin pakladığına karar vermiş bulunmaktayım...
Rezil olmadığıma şükredip bandırma davetlerini üzülerek geri çevireceğimi kamuoyuna duyururum :P
Bunu da yaparım yani... :)  

Cuma, Ekim 22, 2010

Cemin Selamı Var

zaman: 10/22/2010 0 yorum
Hangi Cem'in?
Sivilcemin
 :)))))))))

Biliyorum iğrencim ama kendimi seviyorum.
(İğrenç bişeyi sevdiğim için daha da mı iğrencim? Evet )

Şunu farkettim ki sabahları uykulu ama neşeli oluyorum.
Hastalığımda bunu farkeden eşim,  arkadaşları "eşin nasıl oldu?" diye sorunca "bilemiyorum sabahları iyi uyanıyor akşam eve gittiğimdeyse kötüleşiyor" demiş.

Sonuç:
Kıza iyi gelmediğini ne zaman farkedeceksin mırıldanmaları ve gülüşmeler...


Öyle işte...
Ortaya karışık bişeyler.
Bugün çok işim var.
Hemde içinde temizlik olmayan çok işim :)

Perşembe, Ekim 21, 2010

Sanal Morg

zaman: 10/21/2010 0 yorum
Az önce haberlerde gördüm şok oldum.
Bu konuda ne düşüneceğimi bilemedim desem yanlış olmaz herhalde.
Emniyet genel müdürlüğünün sitesinde kimliği belirsiz cesetlerin fotoğraflarının bulunduğu bir bölüm varmış.
Yani var.
Girişte 18'den küçükseniz girmeyin diye uyarı var ama yine de bilemiyorum.
Bence bu kayıtlar kendi sistemlerinde tutulmalıydı.
Yakını kaybolanlar emniyete gider, gerekiyorsa bu kayıtlar onlara gösterilirdi.
Ben bu yaşıma kadar ceset resmi görmemişken bugün merakım dolayısıyla görmüş oldum.
Belki onlara ceset demekte yanlış.
Gerçi kelime anlamı olarak doğru ama benim dilim varmıyor işte...

Bana Ne Oldu?

zaman: 10/21/2010 0 yorum
Hiç aklıma gelmezdi.
Eskiden evde yalnız başıma ışıkları kapatır korku filmleri izlerdim.
Yalnız yattığım gecelerde bi tıkırtı duysam " mala geldiyse beni bulmasın, bana geldiyse zaten o beni bulur." der, umursamazdım.
Şimdi en ufak bişeyde gidip kontrol edecek cesareti bile bulamıyorum.
Ben ne zaman sırt üstü uyusam kabus görürdüm.
Şimdi sırtüstü yatmasam da görüyorum :)
Hep içimde eve hırsız gireceği korkusu var. 
Evimizin hiçbir güvenlik problemi olmamasına rağmen bu fikri kafamdan atamıyorum.
Bi yerde bir çok yeni evli insanın aynı şeyi yaşadığını duydum.
Ama doğru mu bilmiyorum.
Ardından başka korkularda gelir diye korkuyorum.
Korkak bi insan olurum diye korkuyorum.
Mutluluğuma gölge düşer diye korkuyorum.

 

Cuma, Ekim 08, 2010

Bizim Gazoz Açıcımız Vardı

zaman: 10/08/2010 0 yorum

Bizim çinli gazoz açıcımız vardı ama adı yoktu.

Bi sürü damlamız vardı ama onlara da damla değil yağmur diyorduk ve yağmur yağarken suyumuz kesiliyordu.

Ben bir haftadır hastaydım, grip olmuştum, evden çıkmamıştım, dinlenmiştim, ne yaptıysam olmamıştı ama dondurma yiyince iyileşmiştim

En çok eşimi görüyorken yine en çok eşimi özlemiştim.
Ben hep yalnız kalmıştım yine de yalnızlığı değil dünyayı ve yaşamayı çok sevmiştim.

Ben en çok gülümsemeyi sevmiştim.
Çok sevdikçe çok güzel gülümsemiştim :)

Yanma Noktasi Nedir?

zaman: 10/08/2010 0 yorum
Fırının başında beklemekten usanıp oturma odasındaki koltuğa popoyu koyduğun andır.

Perşembe, Ekim 07, 2010

Cinnet Geçirmek mi Getirmek mi?

zaman: 10/07/2010 4 yorum
"Cinnet getirmek" Her duyduğumda sinir oldum bir deyim.
Evin içinde cinnet getirilmez geçirilir diye çığlık atıp duruyorum.
Çünkü deyimler konusunda takıntılıyımdır.
İlla da doğrusunu kullanmak isterim.
Bugün araştırdım.
Türk dil kurumuna göre ikisi de doğru.
Fakat ayrı ayrı anlamları var.

"cinnet geçirmek" : delirmek, aklını kaçırmak. ( Deyim )
TÜRK DİL KURUMU - Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü Veri Tabanı

"cinnet getirmek" : bir an için delilik belirtisi göstermek: Ayol, duydunuz mu? Fahim Bey cinnet getirmiş.A.A. Ş. Hisar.( Deyim )
TÜRK DİL KURUMU - Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü Veri Tabanı

Şimdi Türk dil kurumuna soruyorum.
Cinnet kelimesini delilik olarak yorumladığınıza göre delilik geçirilir mi? getirilir mi?

Ben bu işin içinden çıkamadım.

Çarşamba, Ekim 06, 2010

Zihni Sinir

zaman: 10/06/2010 0 yorum

Çok sevgili milli mucidimiz Zihni Sinirin hiç bilmediğim projeleri varmış.
farkedince çok üzüldüm.
Başkaları da farketsin diye yayınlamak istedim.
Ama bi tanesini tabi
Devamı burada...

Salı, Ekim 05, 2010

Kayinvalidem diyor ki

zaman: 10/05/2010 4 yorum
Kayınvalidem: Kızım bak bizim yemeklerimiz sana değişik gelebilir, sevmeyebilirsin ya da sevmediğin yemek olabilir, öyle olursa yeme.
Bize söyle biz sana anlayış gösteririz.
Sakın kendini yemek zorunda hissetme.

Ben: Tamam anne.

Kayınvalidem: Hadi şimdi yemekleri servis yapalım.

Ben: Yapalım.

Kayınvalidem: Biraz menemenimiz var önce onu tabaklara koyalım da yensin.

Ben: Benim tabağıma az koy lütfen anne. Ben ondan yemek istemiyorum.

Kayınvalidem: Olmaz herşeyden yiyeceksin.


:S

Pazartesi, Ekim 04, 2010

Cem Yılmazın Fotografları

zaman: 10/04/2010 0 yorum
Allah neler yaratmış :)
Hani önemli olan dış güzellik değil diyoruz ya işte Cem Yılmaza bakınca buna gerçekten ikna oluyorum.
Aslında hiçte çekici olmayan bu adam her defasında kendine baktırıyor, güldürüyor, gülümsetiyor.
Çok güzel ve orjinal fotoğrafları varmış ta benim haberim yokmuş.







Yok böyle bişey yaa :P

Çarşamba, Eylül 29, 2010

olmadi

zaman: 9/29/2010 0 yorum
Çok üzgünüm.
Şimdi bana yeni bir başlangıç lazım.
Başlangıca hazırdım da içimden gelen bu değildi.
Enerjim bitti.
Şimdi ne olacak bilmiyorum.
Çok üzülüyorum...

Perşembe, Eylül 23, 2010

Evet bos bos oturuyorum

zaman: 9/23/2010 0 yorum
Bu aralar insanlar hep aynı şeyi soruyor
Şimdi sen bütün gün boş boş oturuyor musun?
Cevap veriyorum

Evet oturuyorum

Ne yapayım yani.
Girdiğim sınavlardan cevap alamıyorum.
Cv yolladığım sitelerden haber alamıyorum.
Sırf boş boş oturmayayım diye kendimi alışverişe carta curta vurmuyorum.
Evimde mutluyum bana batmıyor.
Ha işsiz olmak hoş bişey mi? Hiç değil
Evde oturmaya da bayılmıyorum.
Ama ağlayıp sızlamamı mı istiyorsunuz?
Kocamın başının etini mi yiyeyim.
Kendimi mi bitireyim.

Aklımda esprili yaklaşımlar da var ama şuan çok sinirli ve kötüyüm işte.
Rica ediyorum beni bunaltmayın...

Çarşamba, Eylül 22, 2010

Rüyamda Dolap Gördüm

zaman: 9/22/2010 0 yorum
Uyudum rüyamda evimi gördüm.
Evin ön tarafında bi bölüm daha varmış.
Bizim çamaşır-bulaşık makinası falan oraya koyulmuş ben sadece kapak kısımlarını görebiliyormuşum.
Yani gömmeli dolaba gömülmüşler.
Neyse işte kapakları açarken bi de bakıyorum ki daha içi boş bi sürü yer var.
Nasıl seviniyorum nasıl seviniyorum :)
Sonra da işte bildik son.
Uyandım...
Evlenince insanın rüyaları bile değişiyormuş.
Öğrendim.

Pazartesi, Eylül 20, 2010

Kotam yetmiyor

zaman: 9/20/2010 2 yorum
Canım hiç bişey yapmak istemiyor.
Uyumak istiyor uyuyamıyor.
Hali hazırda temizlik yapıyorum.
Kooossskocaman evimin yarısı bitti :P
Mevzu o değilde benim kotam bitti. :(
GSMobile kullanıyorum.(Aveanın zımbırtısının taraftarlar için olanı.)
Hemencecik kotam bitiyor.
Halbuki ben eskiden de 4 Gb lık kısıtlı internet paketi kullanıyordum.
Bi sürü şarkı indirip video izliyordum.
Hiçte böyle olmuyordu.
Nedenini tam olarak bulamadım.
Ama bu tür internet bağlantılarında download+upload=kota oluyormuş onu öğrendim ve bayağı sinir oldum.
Öyle işte...

Çarşamba, Eylül 15, 2010

Allahim yardim et

zaman: 9/15/2010 0 yorum
Deli gibi yemek blogları okuyup bütün günümü mutfakta geçirme isteğiyle yanıp tutuşuyorum.
Ama öyle böyle değil aklım gidiyor.
Yeni yeni tarifler deniyorum.
Tariflerimi bi yerlere not ediyorum.
Gözüm doymuyor.
Yapması bi dert yemesi bi dert.
Sevgili canikocuğumu 3 ayda göbek sahibi yaptım yaaa.

Bugün de kruvasan aşeriyorum..
Bi kruvasan yapıvereyim dedim.
Demez olaydım o ne zor şeymiş öyle.
Bi gün yap buzluğa koy ertesi gün çıkar aç kapa aç kapa :))))
Tarifini okuması bile 37 dakikamı aldı.Durum o kadar vahim :P

Allah kimseyi pisboğaz etmesin ne diyim yani.

Pazartesi, Eylül 13, 2010

Buyutmek ya da buyutmemek iste butun mesele bu

zaman: 9/13/2010 2 yorum
Bu sene bildiğim herşeye yeniden bakmam gerektiğini farkettim.Bazı şeylerin yeniden yorumlanması gerekiyordu.
Büyük dediğim bi çok şey gerçekten büyük değildi.

Benim hiç bi zaman köşe yazarlarını takip etme huyum olmamıştı.
Gazete: haberlerin alındığı bi iletişim aracıydı ve haberin yorumunu kendim yapabilme kabiliyetine sahiptim.
Neden köşe yazarı benim yerime yorumlasın ki derdim.
Çok ta doğru yaparmışım.
Tatilde üç beş gün köşe yazarlarını takip ettim, dünyam döndü.
Bizim bloggerlardan zerre kadar farkı olmayan yazılar, yorumlar ve konuşma şekilleri var...
Blogspot alt yapısıyla yazsalar en azından amatör oldukları için sevimli olurlardı.
-Kadınların yemek yapmayanlarının cümleleri: bizim kızlarla oraya buraya gittik, onu işlettik, buna laf soktuk, tatilde bilmem kimlerle yatmaca-havalanmaca-alışveriş yapmaca vs.
-Siyaset yazarları: babamların kendi aralarındaki Türkiyeyi kurtarma maceralarından bir tık fazlası.
-Tv eleştirmenleri: kanalizasyoncu :)  (bakınız Okan Bayülgen kanalizasyon...)

Ben blogları takip etmekle çok iyi yapıyormuşum dedim.
Bana hayatın içinden haberler veren gazeteciler bi süre sonra "sen benim kim olduğumu biliyomusun arkadaşım, gazeteciyim kalburüstü adamım ona göre" diyebiliyorlar.Halbuki aynı şeylerden bahseden bloggerlar hiç te öyle değiller.

Son zamanlarda twitter da pusudayım.
Bazı televizyoncuları, sanatçıları, radyocuları falan takip ediyorum.
Hepsi birbirinden hoş.
Demet Akalını oldum olası sevmezdim sevemiyorum.
İnsanın hiç mi sakin mütevazı duygulu anı falanı olmaz.
Şımarık kolejli kızlar olurdu eskiden benim için aynen öyle bi tip
Gülben Ergen tüm hayallerimi yıktı.
Ne yapıyor ne diyor zerre kadar anlamıyorum.
Tek bildiğim eliyle kahkülünü düzeltse  twitter'a yazıyor.
Cüneyt Özdemir sürekli yazıyor yazıyor program sunarken reklam arasında bile durmuyor yazıyor.
Gani Müjde gördüğüm en çok siyaset yapan mizahçı.
Erdil Yaşaroğlu cool bi adam.

Bi de ben bişeyi anlamıyorum.
Diyorlar ki:
Sahil şeridi insanları aydınlardan oluşuyor.
Cumhuriyet gazetesi okuyup Atatürk'ü seven, kültür sanat ağırlıklı yaşayıp çağa ayak uyduran insanlar.
Onlar herşeyin en iyisini biliyorlar.
Belgesel izliyorlar Fazıl Say dinliyorlar.
Bu kadar akıllı neden cahillere yanlış yaptıklarını anlatamıyorlar?

Bi de hani Türkiye elden gidiyor diye laikliğe dikkat edelim diyenler var ya, onlar BDP yi görmüyorlar mı?
Yani teröristlerin Türkiyeyi bölmeye çalışması laik olmayanların fikir çatışmalarından daha mı önemsiz?
Ya da onlar da mı bir çeşit bölücü terörist? Belki de sıralaması farklıdır, öncelik laiklikten yanadır?
Öyle midir? 
Ben bu soruların cevabını çok merak ediyorum.
Ben sorsam birisi cevap verse olmaz mı?

 



Sıkışmış Kavanoz Kapağını Nasıl Açıyorsunuz?

zaman: 9/13/2010 0 yorum
Halı kaydırmaz' la tutup zorlanmadan açıyoruz.

Bakınız halı kaydırmaz.......


Macera Küpümüsün Be Adam

zaman: 9/13/2010 2 yorum
Macera küpü nedir bilmiyorum ama abime benzetiyorum.
Her işi bi olaylı, serüvenli, bişey bişeyli.
Bayram tatilimizin yarısı abimin matrak maceralarını dinlemekle geçti.
Süperdi.
Abim hep "Bilmiyorum işte gelip bizi buluyor" diyordu biz de gülüyorduk.
Ta ki bayramın son gününe kadar.
Bayramın son günü Ece kuzumun doğumgünüydü.
Hep beraber dışarı çıkıp pasta, mum ve süslemelerini aldık.
(Alışverişi şuradan yaptık ucuz ve çok hoş şeyler vardı.)
Fakat küçük bi sorun vardı.
Bayram tatili olduğu için Ecenin hiç çocuk misafiri yoktu.
Abim kızı üzülmesin diye çıkıp sokaktan çocuk misafir topladı :)
Neyse parti başladı.
Mumlar üflendi.
Coşku artsın diye birde konfeti patlatalım dedik.
Konfeti patladı 3 saniye herkes dondu sonra millet koptu.
Konfetinin içine doldurulan irili ufaklı süsler misafirleri baştan aşağı kapladı.
Bununla da yetinmedi.
Doğumgünü pastası dahil tüm yiyecek içeceğin içine doldu.
Bir anda ikramlık hiç bişeyimiz kalmamış oldu.
Onları tek tek temizleyerek sokaktan çevirdiğimiz misafirlere ikram etmek zorunda kaldık :)
Ben bütün gece kahkaha atmaktan olaya konsantre olamadım.
Uyumadan önce tüm ev konfetilerden arınana kadar temizlik yapıldı, koltuklara yapışılıp ohh dendi, avizeye dolan konfetiler farkedilip çığlık atıldı...

Yhig

zaman: 9/13/2010 0 yorum
Bugün çok heyecanlıyım.
Aylardır küçücük evime hem sığamıyorum hemde 'üff çok küçüksün' deyip onu kırmamaya çalışıyorum.
Dün oraya buraya sıkıştırdığımız kutularımız için bi çözüm bulduk.
Alaturka tuvaletimizi kapatıp koli banka çevirmeye karar verdik.
Ivır zıvır ne varsa doldurup 50 metrekare alan arttırmayı planlıyorum :)


Dipçik Not:Bayram tatili süperdi.
Euro Floraya mutlaka tekrar gidilecek. 
Mama yapmaya devam.Kendimde aşçı ışığı görüyorum :) 
Lezzet abidesi de olabilirim.Bilemiyorum kararsızım :)

Cuma, Eylül 10, 2010

Bayram Derken?

zaman: 9/10/2010 4 yorum
Burada bayramlar bizimki gibi değil anne.
Kimse sabahın köründe kalkıp telaş etmiyor.
Daha ortalık toplanacak, kahvaltı hazırlanacak, amcanlar gelmek üzeredir, bayrama yetişemedik diye çığlıklar atan yok.
Kalabalıktan ne yediğimi anlamadığım ama tıka basa doyduğum sofralarda yok.
Herkes yemeklerimi beğeniyor, anneninkileri aratmıyorsun diyor.
Ama ben beğenmiyorum.
Hep bişeyi eksik oluyor, sanki anne eli deymiş gibi kokmuyor...
Benim karnım aç değil de içimde başka bi yer aç be anne.
Ne bileyim işte.

Mezarlığa gidip dua etmedik bu bayram.
Kendi çikolatamı da kendim aldım.
Kocam olmasa bayram harçlığımda olmayacaktı.
Allahtan o vardı.
İyi ki vardı.
Bana bayramlık kıyafet aldı biliyomusun.
Ama üstümde bayramlık gibi durmadı.

Belki de anne eli öpülmeliydi bu bayram.

Belki de ben seni düşündüğünden çok daha fazla özledim, sana söyleyemedim...

Salı, Ağustos 31, 2010

Sütaşlarim Geldi

zaman: 8/31/2010 0 yorum
Sütaşın 35. yılında 135.000 aileye tatlım dağıttığı kampanyayı duymayan kalmamıştır herhalde.
Kampanyaya katıldım ve tatlılarım bugün geldi.

















Sağolsunlar tatlımmmları köpük bir kutuya koyup içine de buz kasetleri yerleştirmişler.
Görünce vaayy bee dedim.Profesyonellik bu olsa gerek...
Nedense insan işin içinde olmayınca bunları düşünemiyor.
Tatlılarımı yerken bunları düşünür dururum artık.




Teşekkürler Sütaş...

Pazartesi, Ağustos 30, 2010

Yaktın Beni GSMobile

zaman: 8/30/2010 4 yorum
Herşey satıcının taraftar modem almak istermisiniz diye sormasıyla başladı.
Kader ağlarını ördü ve nur topu gibi bir GSMobile'ımız oldu.
Sonra aradan aylaarrr aylaarrr geçti ve tam da kotamızın sonuna gelmişken hattımıza 
Takiminizin attigi goller icin GoleInternet ile 300 MB internet ucretsiz olarak hattiniza yuklenmistir. Iyi gunlerde kullanin.
mesajı geldi.
Her gol 100 Mb...
Şimdi bekle ki gol atsınlar.
Kaderde bu yaştan sonra Galatasarayın gol atmasını bekleyerek geçirilecek günler varmış :P

Resim düz modem ters.
Suçu bana atmayınız.

Çarşamba, Ağustos 25, 2010

Sihirli bir davetiyem var

zaman: 8/25/2010 2 yorum
Bana yeni bir dünyanın kapılarını açabilir.
Yeni insanlarla tanıştırabilir.
Mutlu edebilir.
Hatta beni mutlu etmekle kalmayıp ailemi de  mutlu edebilir.
Herşey olabilir.
Dedim ya sihirli...

Salı, Ağustos 24, 2010

Survivor Heyecanı Sardı

zaman: 8/24/2010 0 yorum
Bu akşam eleme oyunu var diye gün bitmek bilmeyecek gibi geliyor.Akşam oluyor bu sefer özetler bitmiyor.
Ama dün süperdi yaa.(Yani sonu süperdi.)
Önce o 3 dallama göz göre göre bir genç kızı adada tek başına bırakıp gittiler, bi de helikopterden el salladılar ya tüüü dedim hepsine.
Günlük hayatta biz Türk erkeğiyiz, öyleyiz, böyleyiz, evinden alır  evine kadar bırakırız falan derlerdi ama gördük işte.
Yarın yine arkadaşız kankayız bilmemneyiz diyecekler.
Amaaannn sevsinler sizi.
Allahıma şükür He-man gibi Acun abim var :)
Hem doğumgünü partisi yaptı kıza, hem o vesileyle karnını doyurdu, hem de moral verdi.
Tek üzüntüm Mervenin gece uykusuz kalacak olması.
Şimdi performansı düşerse yazık olur kıza. 




Şu an itibarıyla Acunmedya sitesine üye olup Merveye destek vermiş bulunmaktayım.
İşte anketin şuanki durumu.



Çarşamba, Ağustos 18, 2010

Kıskanmak

zaman: 8/18/2010 6 yorum
Bu kıskanmak çok garip bişey.
Şimdi ben kıskanıyorum ama neyi bilmiyorum.
Diyelim ki ben C yim ve bir A bir de B var.
A B yi seviyor B de A yı.
A C yi seviyor olabilir B yi bilmiyoruz.
Şimdi ben A  B yi sevdiği için A yı mı?
Yoksa A B yi sevdiği için B yi mi?
Y da B A yı sevdiği için A yı mı?
Düşünüyorum A B yi değilde D yi sevse ne olur?
Yine kıskanırım.
Demekki ben B yi değilde A yı kıskanıyorum.
Ama A yı seviyorum neden kıskanayım ki.
Sanırım ben A nın başka birini sevmesini kıskanıyorum :(
Hadi A Byi sevdi, B niye A yı seviyo ki :(

Öylesine masumca ve öylesine çok kıskanıyorum ki anlatamam.
Üfff...
Kimseye etmem şikayet ağlarım ben...

unutmamaliyim!

zaman: 8/18/2010 3 yorum
Yine çayı ocakta unuttum.
Anneme ben yine çayı ocakta unuttum az kalsın ev yanıyordu desem dilim dilim doğrar beni.
Huyumu biliyo tabi kadın "al kızım şu hatırlatıcıyı kur, unutma" dedi.
Hatta durumun vehametini anlayan kocam da bir tane hatırlatıcı aldı.
Ama sen tutarda nasıl olsa yemek hazırlıyorum unutmam diye kendinle inatlaşırsan yemeği hazırlayıp içeri gidip çay koyduğunu tamamen unutabilirsin.
Taaa ki canın tekrar çay isteyene ve üşenmeyeyim de bi çay koyayım diyene kadar hatırlayamayabilirsin.

Survivor'da Son 4

zaman: 8/18/2010 7 yorum
Ben bu yarışmanın müptelası oldum.
Dün düellodan Merve'nin çıkacağına emin olmama rağmen korku filmi izler gibi gözü kapalı elim yüreğimde izledim.
Allahım sen şu erkekleri sevindirme Merve birinci olsun diye dua etmekten bi hal oldum.
Sonuçta Oğuzhan elenip Merve ilk 4 e çıkınca da zevkten dört köşe oldum :)
Ama gecenin benim için en eğlenceli anı Ertan'ın "Merve bize Başak'ı yazdırdı, karşısına da İhsanı çıkarıp Başak'ı eledi" cümlesini söylediği andı.
Süperdi süper süper...

İşte Survivor'ın son 4 ü...

Aydın, Ertan, İhsan, Merve

Alfabetik sırayla yazdım.Bu iyiliğimi de unutmasınlar :P

Salı, Ağustos 17, 2010

Bu bana yapilir mi seker

zaman: 8/17/2010 2 yorum
Efendim Cuma günü bi saat uğraştım Cordon Bleu yaptım.
Nasıl eziyetli nasıl zor bi yemek anlatamam :P
Neyse her zamanki gibi yemek süper oldu tabi.
Bi de moda falan olur  herkes denemeye kalkar neme lazım :)
Ama sonra ne öğrendim?
Şeker Piliç hazır mutfak serisinde bu Cordon Bleu'nun hazırı varmış zaten yaa :(
Üfff bende Türk mutfağını aştım Fransızlara daldım diye hava yapıyodum.
Evde pizza kıvamında bişey oldu şimdi.Tıısss

Allahım şu fotografın haline bak.Halim içler acısı.Miyaavvvvvv....

Haaa Unutmadan

zaman: 8/17/2010 0 yorum
Show Tv ana haber bülteninde dün izlediğim ramazana özel, Çerkez yemekleri haberini geçen sene de izlemiştim.
Koskoca Show Tv utanmadan bayat haber yayınlıyor yaa.
Çok zoruma gitti çookk.
Siz yeni haber yapmaya deymezsiniz, geçen seneninki neyinize yetmiyor denmiş gibi hissettim.

Bi de ben Survivor tutkunu oldum.
Merve İhsan'la Başak'ı düelloda karşılaştırınca zevkten içimin yağları eridi.
Bence Bihter'le Behlül'ün kapışmasından çok daha zevkliydi.
Hem arada yastıkta yoktu :)))))

Kimdi? Biri survivora dikkat edin hayatın özü budur diyordu.
Her zaman güçlü hayatta kalır güçsüz gider.
Güçlüysen borun öter.
Zamansız öten horozun başını keserler...

Ay ben cok hastayiimmm

zaman: 8/17/2010 2 yorum
Yoğun bir haftasonu geçirdim.
İftar davetlerinde ağırlandık.
Kalabalık sofraları özlediğimi farkettim.
Sıcacık ortamlar beni bozdu.
Çarpıldım!
Ya vantilatör yada oruç tutmadığım için Allah çarptı.(Tövbe tövbe)
Sürekli başım ağrıyor.
Kendimi mal gibi hissediyorum.

Bu arada annem sevgili eşim ve bana "hem oruç tutmuyor hemde utanmadan iftar davetine mi gidiyorsunuz,  akıllarına şaşayım onların oruç tutup oruçsuzları ağırlıyorlar dedi :)

Perşembe, Ağustos 12, 2010

Rtük Kuzulardan Savunma İstemiş

zaman: 8/12/2010 1 yorum
Bu senenin fenomeni Türk Malı dizisini hepimiz biliyoruz.
Biraz severek biraz gıcık olarak bi şekilde izliyoruz.
En azından biz öyle yapıyoruz.
Rtük Show Tv den dizinin bozuk türkçesi için savunma istemiş.
Neden büyük adam olamadığım şimdi belli oldu.
Şahsen ben bunların yanlış konuşarak doğru deyim ve sözcükleri kullanmamızı sağladıklarını düşünüyordum.
Yanılmışmışım.
Rtük öyle diyo....

Çay Molası

zaman: 8/12/2010 1 yorum

Bilemedin.
İş yapılmayan bi yerde olsa olsa toz ve bulaşık olur mola olamaz.
I Ihhh.


Hadi canım temizliğe...

Hazirlik hazirlik hazirlanamadik...

zaman: 8/12/2010 1 yorum
Nerden başlasam nasıl anlatsam...
Herşey mayıs gelinleri kervanına katılmamla başladı.
Ardından uzayan listeler, düşünülmesi gereken detaylar ve koşturmacalar geldi.
Liste yap seyyah, alışveriş yap seyyah, buna da bak seyyah, koştur ama yorulma seyyah, somurtma gülümse seyyah :)
Çok yorulmama ve sıkılmama rağmen çookkk ta mutluyum


Bunu neden yayınlamamışım ki?

Çarşamba, Ağustos 11, 2010

Sonunda Döndüm

zaman: 8/11/2010 2 yorum
Allahım kimseyi gördüğü günden geri koyma yarabbim.
Yav netsizlik ne zor şey.
Başına gelmeyen bilmez.Başıma gelmez olaydı.
Evlenme sonrası beni ordan oraya atan rüzgarlardan canımı kurtarıp internete kavuşamadıydım.
İşte sonunda kavuştuk.
Nasıl mutlu oldum Nasıl mutlu oldum =)
Artık rahat rahat kaynanatör dedikodusu yapabilirim aha aha aha :)

Kaynanatör =Annem+Annem

Ayçiçeklerinin yüzünü değilde sırtının fotografını çekmemin nedeni arıcıklardır biline....

Perşembe, Temmuz 15, 2010

Bak Yine Geliyor

zaman: 7/15/2010 4 yorum
Evde yalnız başıma oturdum sıkıldım.
Eşimin yeğenini eve getirdim onu mutlu etmeye çalışmaktan sıkıldım.
Dışarı çıkıp gezdim sıcaktan sıkıldım.
Mutfağı topladıkça dağılmasından sıkıldım.
Evi temizledikçe her toz zerresinin çöp yığını gibi görünmesinden sıkıldım.
Sonunda olacağı buydu soldan soldan off geldi bana...

Sonra oturdum.Netteki kafamın takıldığı konulara el attım.
Fahri müfettiş gibiyim.
Gondol plastiğe mail attım.
Kesme tahtanızın üstündeki kağıt etiketi zar zor çıkardım ama tutkalı üstünde kaldı, ürünü kullanamıyorum dedim.
Benim derdim sadece sevdiğim bir markaya öneride bulunmaktı.
Satış müdürü bana mail atınca çok şaşırdım.
Beni çok mahçup ettiler valla.
Sağolsunlar hem aynı ürünün etiketsizini hemde başka başka ürünlerini koyup hediye paketi yolladılar.
Hemde yeşillerini yollamışlar öyle mutlu oldum ki.

Sonra ben çayın bayatını sevdiğimi farkettim.
Benim asıl sıkıntımın eşime doyamamak olduğunu anladım.
Annemin beni ziyarete geleceğinin tüyosunu aldım.

Son olarakta birilerinin evlenmesine gıcık oldum.
Onlar yeni oldukça ben eskidiğim için kıskandım.

Ohh rahatladım!

Pazartesi, Temmuz 12, 2010

İçimde bir off var...

zaman: 7/12/2010 3 yorum
Kötü bir gecenin ertesi günü mahfetmesi ne kötü. Canım yataktan çıkmak istemiyor. Ayrıca tuvaletim geldiği için yataktan çıkmak zorunda olmam da kötü...

Pazartesi, Haziran 28, 2010

yine mi özlem

zaman: 6/28/2010 0 yorum
Ay ben herşeyi özlemekten bıktım.Eskiden sevgilimi özlüyordum (bide Eceyi tabi).Şimdi onlara kavuştum.Annemi kardeşimi diğer yeğenlerimi hatta blogumu özlüyorum.
İnterneti olmayan gariban biri olarak bir süre daha bu acıyı yaşamaya mahkumum :(
Bana Allahtan sabır dileyin please...

Çarşamba, Nisan 28, 2010

Beklemek mi?

zaman: 4/28/2010 2 yorum
Hiç bu kadar çok beklememiştim :)
Bekliyorum bekliyorum 22 mayıs gelmiyor.
Bazen tarihi mi şaşırdım diye düşünmeye başlıyorum.
Yok tarih doğru da zaman geçmiyor.
Hazırlık yapıyorum, koşturuyorum, yoruluyorum, yatağıma uzanıp tarihi daha az görünsün diye haftalara falan bölüyorum...
Yok anacım inat etti zaman geçmiyor.
Bildiğin şafak sayıyorum işte :)
Ben ne kadar meraklıymışım evlenmeye, kendime yuh diyorum yani.

Perşembe, Mart 04, 2010

twitterdan unlulerin manga yorumlari

zaman: 3/04/2010 0 yorum
Sizin için arakladım :P
Tamam yaa kendim için...


mazhar alanson
şarkıyı çok beğendim .ilk hedeefimiz ilk beşe girmrktir, ileri


metin arolat
ben eurovision şarkımızı çok sevdim...:)


ışın karaca
Mangayi dinledim, sarki guzel, amacina ulasir mi bimiyorum. Gerci Eurovizyonun amacini da bimiyorum artik.. :) bilen varsa soylesin :)


yalın
intro melodisi dinleyeni hemen yakalayacak guzel bir sarki,basarilar...




Güncelleyeceğimdir...

Manga Eurovision Şarkısını Tanıttı

zaman: 3/04/2010 3 yorum
Çok merak ediyordum ama İngilizce olacağını bilmiyordum.
Nedense Türkçe olacak diye düşünmüşüm hep.
Müzik otoriteleri ne der bilmem.
Bence fena değil ama 1. lik getirmez.


Çarşamba, Mart 03, 2010

İçimde Kusuntu Var

zaman: 3/03/2010 0 yorum
Yeğenim böyle diyo
Bu mide bulantısı olmayan bişeymiş.
Bende ondan ilham alarak içimdeki şeyin adını kusuntu koydum.

İçimde sıkıntı, darlanma, mide bulantısı, baş ağrısı karışımı bi his var.
Mesela acıkıyorum hemde çok acıkıyorum ama içimdeki bu his yüzünden bişey yiyemiyorum.
Dikkatimi toplayamıyorum.
Birileriyle konuşmak istiyorum telefon açıyorum ama ne söyleyeceğimi bilemiyorum.
Şuan soda içiyorum.
Kusuntumun geçmesini diliyorum.
Saygılar... Sevgiler...

Süper Fotograflar

zaman: 3/03/2010 0 yorum
Nereden buldum bilmiyorum.
Oradan oraya derken bi de sanal fotograf galerisindeyim.
Çok hoşuma giden bu fotografları herkesle paylaşayım herkes hoşlaşsın dedim.





Salı, Mart 02, 2010

Gündem

zaman: 3/02/2010 0 yorum
1-Söyleyemiyordum.Söyletti!
Benim hafifledim o kederlendi...
2-Salon kapısının önündeki sönsörlü bölgeden geçmenin bir yolunu bulmalıyım.
Her geçişimde geri dönüp efendim demekten sıkıldım...
3-Biz kocaman bi puzzle yapcas onu da duvarımıza ascas.
Adını da ekip çalışması koycas...

Pazartesi, Mart 01, 2010

Facebook Çökmüş Gözümüz Aydın

zaman: 3/01/2010 0 yorum
Ne zaman bişey arasanız bulamazsınız ya işte o bişeyler kervanına facebookta katıldı.
Bugün kardeşim "bebeğin resmini facebooka koysana askerdeki amcası çok merak ediyo" dedi,
 facebook çöktü :D
Yuh diyorum.facebooku, yeğenimi ve amcasını   kınıyorum hııhh!!!
Zaten bu aralar herşeyi kınıyorum.
Yemekteyiz Gaziantep'i de kınıyorum.
Siz siz olun önce adam olun!!!

Bi de ben twitter kuşu oldum.
Sevdiğim tüm sanatçıları izlemeye aldım.
Mazhar Alanson'un balyoz isimli son şarkısını ilk olarak twitterda yayınlamasından sonra bu işe daha aşina olmaya karar vermiştim.Oldum.

Salı, Şubat 23, 2010

Cevahirin Ulviye Söylediği Komik Sözler

zaman: 2/23/2010 2 yorum
Yoğun ilgi üzerine Cevahirin Ulviye söylediği sözleri de yayınlıyorum.
Aslında yoğun ilgi olmadığını biliyoruz.Pinosh istemiş diye koyuyorum :)
Bu adamı da herkes ezikliyo yaa...
Ben videosunu yayınlıyorum, yok ben sözleri okuyayım diyenler burdan tıktık...

Cevahirin Şükufeye Sözleri

zaman: 2/23/2010 3 yorum
Adamlar oturmuş Cevahirin Şükufeye söylediği bütün o anlamsızken anlamlanan sözlerini toplamış.
Bende zaman zaman burdan (ç)alıntılar yapıyorum çokta hoşuma gidiyor :)
Favorim: Büyük ikramiyem



Gönlümün VİP Müşterisi
Dağ Esintim
Oyun Bozanım
Ergenekon Destanım
Çamaşır İpim
Limitsiz İnternetim
Günaydın Çapağım
Sevgili Günlüğüm 
Göğüs Kafesim 
Molotof Kokteylim 
İhraç Fazlam
İhtiyaç Dahilim 
Piknik Sepetim 
Hızlı ve Öfkelim 
Asfalt Gözlüm 
Karışık CD'm 
İkiz Kulem 
Süpriz Yumurtam 
Menkul Kıymetlim 
GeLişi Güzelim
Gamzelerine Dolgu Yaptığım.
Yavru Vatanım
Kesilmiş Çayırım
Bahar Ferahlığım
Dağ Esintim 
Bitmis Derem 
Gönlümün Otoparkı 
Evlilik Provam 
11 Asrın Sultanı 
Mihenk Taşım
Görgü Tanığım
Asma yaprağım 
Havalı Pervanem 
Denize Sıfırım
Can Havlim
Desibelim
Emniyet Şeridim
Olay Şahidim
Tek Dişi Kalmış Şarjım
Üst Geçidim
Medeni Kanunum
Genzine Kaçtığım
Baz İstasyonum
Kalorifer Peteğim
Limitsiz İnternetim
Kabuklum
Bağ Bozumum
Torpido Gözüm
Tropikal Meyvem
Msn İletim
Word Dosyam
Gece Sohbetim
Kol Böreğim

Perşembe, Şubat 18, 2010

Adam Gibi Adam

zaman: 2/18/2010 4 yorum
Bugün baktım da tv de herkes adam gibi adam arıyor :)
O zaman ne yapmalı.
Düğün resimlerine şöyle bir poz eklenmeli...

Siz arayadurun biz bulduk gibilerinden ...


Sesli düşünce: Sevgili fotografçım poz siparişi alır mı acaba :) 
                       Mantık olarak işime karışma da diyebilir.
                       Belli mi olur...

Pazartesi, Şubat 15, 2010

Evlenme Teklifi

zaman: 2/15/2010 2 yorum

Şimdi düşündüm de süpriz yumurtanın içine alyans saklayıp evlenme teklif edilebilir.
Çok ta sevimli bi teklif olur.
Tatlı yiyip tatlı konuşulur :)

Ay bu benim çok hoşuma gitti.
Nasıl etsem diyen olursa belki google ona yardımcı olur diye düşündüm ;)

Yine mi pazartesi

zaman: 2/15/2010 5 yorum

Herkesin kendine göre bi fobisi var.
Benim fobimde gözyüzü altında öylece yatamama.
Hani terasa yada çimlerin üstüne sıra sıra uzanır da gökyüzünü izlersiniz ya.
İşte ben onu yapamıyorum.
Altım dünya olsa da üstümün uzay olduğunu hatırlıyorum.
O uzaktan gördüğüm binlerce yıldızdan birinin tepesindeyim, bir çekim sonucu ona yapışmış durumdayım.
Ama sonuç olarak bende o karanlıkta uzayın tam ortasındayım.
Bunu düşünüp derinliklere dalıyorum ve gittikçe ortalık daha karanlık gelmeye başlıyo.
Sonuç: Yüzükoyun yatıp kafamı dağıtmak suretiyle uyuyorum.

Anlatamadım ama böyle kaypak bir ortamda olduğumuzu düşünüyorum.
Kendimizi en güvende hissettiğimiz yer bir anda güvensiz korkutucu olabiliyor.
Bunu neden diyorum?
Ben bu hafta sonu önüm ve arkamın sobe değil ikiyüzlü olduğunu farkettim.
Olaya bu açıdan bakınca bende mi ikiyüzlüyüm acaba diyorum.
Hep kendimden pay biçmeye çalışıyorum.
İçinden çıkamıyorum.

PS: Haftasonu çalıştım ve çok yorgunum.
14 Şubatta 23:00 a kadar çalışmak ayrıca çok zevkliydi :)
Sevgililer gününün diğer günlerden farksız bi gün olduğunu birkez daha idrak ettim :D


Perşembe, Şubat 11, 2010

ÇOK

zaman: 2/11/2010 0 yorum
çok ÜZGÜNÜM
çok SİNİRLİYİM
DİŞİM AĞRIYO ama çok değil...

Çarşamba, Şubat 10, 2010

Hastane anilari

zaman: 2/10/2010 0 yorum
Dolmuştaki adam şoföre doğru eğilip
-Doğum hastanesine gider mi? dedi
İçimden zıpır bi ses niye niye doğum mu yapacaksın dedi.kahkahalarını herkes duydu.

Bide geçen gün yeğenime çok güldüm.Annesini görememenin verdiği buruklukla
-Dede yaa burası nasıl çocuk hastanesi çocukları içeri almıyorlaarrr dedi.

E tabi doğum hastanesinin kapısına kocaman harflerle çocuk hastanesi yazarsanız bizim çocuğun sizden çok şey bildiği meydana çıkar.

Bu hastane  hakkaten garip bi yerdi.
Abime burası iyi bi yer olmalı yoksa Gaziantepin bütün hamileleri burda olurmuydu dedim.
Ömrümde hiç bu kadar çok hamile görmemiştim.
Koridorlar yürüyüş yapan odalarsa doğum yapmış kadınlarla dolu.
Dolu dediysem izdiham yok.
Ama 1. kattan sonra erkek yok, çocuk yok ağlayan bebek sesi yok sadece kadın var.
Kardeşime burası doğum hastanesi ve ağlayan bebek sesi yok ilginç değil mi diyorum.
Ortada bebek yok ki abla diyo.Bütün bebekler kuvözde...
Öyle bişeyler işte.
Konsantrasyonum bozuldu.

Pazartesi, Şubat 08, 2010

Ciğ Börek Yaptım

zaman: 2/08/2010 6 yorum
Evlenmek üzere olan bir kızın yapması gerekenler listesinde geniş bir yer tutan yemek-pasta-börek işine el atmış bulunmaktayım.
Çok beceriksiz biri değilim.
Ama ev işlerini asla kendime görev edinmedim.
Fakat evlendikten sonra biri bunu görev edinmeli ve kurra çektiğimizde bu kişinin ben olacağımı düşünüyorum.
Sevgili nişanlımın payına ise harika, süper, benim aşkım yapar yaa, döktürmüşsün canım bee gibi gaz verme ve teselli sözcükleri üretmek işi kalıyor.
Lafı uzatmadan tamamen benim ürünüm olan çiğ böreklerin ilk fotolarını yayınlıyorum.
Aslında ikincileri daha güzel olmuştu ama onu çekmeyi akıl edememişim.
Neyse sağlık olsun.
Tarifi de burada.

Çok pis havaya girdim yaa :) Altı üstü çiğ börek işte :D

Değerli Kağıt

zaman: 2/08/2010 3 yorum
Değerli kağıtlar kanununa göre sürücü belgesinin(ehliyet), nüfus cüzdanından daha değerli olduğunu biliyormuydunuz?
Ben bilmiyordum.
Hiç düşünmemiştim.
Şimdi farkettim.
Çok sinir oldum...

Bu çok değerli kağıttan yapılan sürücü belgeme TC Kimlik Numaramı düzgün yazamadıklarında da çok sinir olmuştum.
Çünkü benim hatam olmamasına rağmen değiştirmek için benden tekrar para istiyorlardı.

Hatta polis parmak izimi alırken elim titredi diye bana bi saat vaaz verdiği zaman da çok sinir olmuştum.
Ama bir türlü derdimi anlatamamıştım.
Polis amcam hiç mi erkek eli tutmadın, biraz medeni ol, bunda heyecanlanacak ne var demeye getirmişti.
Sırf polis olduğu için onu parçalamamıştım.

Neyse konuyu dağıtmayalım...
Ben aslında bütün kimlik kartlarımız küçükken kimliklerimiz neden bu kadar büyük onu da bilmiyorum.
Senelerdir bu her aklıma geldiğinde tekrar sinirleniyorum.

PS: Bu bakış açısıyla en değerli kağıt, para değil pasaport oluyor.

Cuma, Şubat 05, 2010

Yol

zaman: 2/05/2010 4 yorum
9 Ay sabredemedi 7 aylık geldi
Henüz adı yok.
Kucağımıza alıp sevemedik.
Dua ediyoruz sadece.
Güçlü olsun pes etmesin diye.


Teyzesi onu çok seviyor...
 

Hep-Yek Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea