Bugünlerde... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bugünlerde... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Şubat 11, 2012

Güneşi Gördüm

zaman: 2/11/2012 0 yorum
Dışarıda güneş varken evde oturmak çok sıkıcı. Her ne kadar soğuk olduğunu bilsem de güneşi özledim. Günlerdir karla buzla uğraşıp duruyoruz. Sabah uyanınca - işe nasıl gidicem şimdi... Akşam mesai bitimi -eve nasıl gidicem şimdi... Hava bu kadar soğuk olunca başka bir şey yapma ihtimalimiz de olmuyor zaten. Şu dışarda fırıl fırıl dönen insanlar bunu nasıl yapıyor anlamıyorum. Onlar trafik derdiyle falan boğuşmuyorlar mı? Ya da yerler cam gibi araba kayarsa diye korkmuyorlar mı? Hoş insanlar benim gibi korkak ta değiller. Ben küçük bi kaza yaptık diye yolda yürümeye korkar oldum. Yaşlanıyor muyum neyim? Gittikçe canı kıymetli biri oluyorum. Gerçi düşününce ben çocukken de böyle şeylere pek meraklı değildim. Kardan adam falan yaptığımı hatırlamıyorum. Daha sık bloglama kararı aldım. Daha çok paylaşacak şeylerim olacak.

Salı, Nisan 19, 2011

Tembel ve gururluyuz

zaman: 4/19/2011 2 yorum
Gece bir hasta ve bir tembel sürünme modunda yatağa giderken nevresim takımını çıkardıklarını ve  yerine yenisini takmadıklarını  hatırlarlarsa ne olur?
Önce bir anda ikisininde dünyası kararır.
Evden oohh naayııırr nolammaazzz nidaları yükselirken birinin aklına gelen diğerinin dilinin ucuna gelir.

O-Acaba bu akşam kanepede mi uyusak?
Ben-Nasıl yani?
O-Haftasonu şekerlemesi gibi, kanepeyi açarız, battaniyeyle :)))
Ben- Hadi canım olur mu dersin?
O-Neden olmasın ki?
Ben-Üşümez miyiz?
O-Hiç bişey olmaz.
Ben-Tamam o zaman sen kanepeyi aç ben yastıkları getiriyorum. ihihihi :)

Şunu unutmayınız.
Yatakta çarşafsız nevresimsiz yatmak ayıptır, günahtır,hijyenik değildir.
Ammaaaa kanepede battaniyeyle yatmak çok şirindir ve bu bütün kuralların çiğnenmesini sevimli kılar :)

Notcuk: Bizim gibi tembel bi aile iseniz kanepenizi büyük boy alınız :)

Pazartesi, Nisan 18, 2011

Hatırla(t)ma

zaman: 4/18/2011 0 yorum
Kahvaltı sofrasını topla.
Bulaşıkları makinaya diz.
Elde yıkanacakları yıka.
Yatağı kapat. (dur dur kapatma )
Çarşafları değiştir nevresimi makinaya at.
Makinadaki renklileri as.
Banyoyu yıka lavaboyu ov.
Ne yemek yapsam diye düşün.
Enerjin dışarıya çıkmaya yetecek mi diye dert et!
Bu ev nasıl  bu kadar hızla dağılabiliyor diye düşün, yılma, gülümse :)

Hiç bir şey için büyük konuşma! Tabi becerebilirsen...

Salı, Nisan 12, 2011

Napiyorum ben simdi

zaman: 4/12/2011 0 yorum
Napiyorum?
Napiyo gibi görünüyorum?
Yok yok bende biliyorum hiçbir şey yapmıyorum.
İnsan bazen kendini sorgular bugün ne yaptım diye
Neden sorgular onu da bilmiyorum ama ben gün içinde dahi sürekli kendimi sorguluyorum.
Bugün naptım naptım.
Böyle saatlerce düşünecek bişeyde yok yani.
Hiç birşey yapmıyorum işte.
Oofff ne zor bişey...
İnsanı ne kadar yorduğunu anlatsam kimse inanmaz.
Akşam yemeğinden sonra bir fincan poşet çay yapmak bile bana ağır geliyor.
Gündüz öyle saçma sapan geçiyor, gece olunca şimdi neden uyuyoruz ki diye düşünüyorum.

Aklıma sonradan gelen: Blogspotun böyle yarım yamalak açılmasının nedeni: açılmasına  karar verildiğini gösteren metinde blogspot yerine blogsport yazılması imiş. Şaşıramıyorum artık. Burası Türkiye...

Cuma, Nisan 01, 2011

Cıks

zaman: 4/01/2011 2 yorum
Bugün cıks günüm.
Kendimi bile sevmiyorum bugün.
Blogları kapatıp açan ve bütün blogların içine ...çan şu ortamı da sevmiyorum.
İçimde bi kıpırtı var.
Bi tek onu seviyorum.
O kadar küçücük o kadar derinde bi kıpırtı ki anlatamam.
Neyse işte.
Güneş açsın yaz gelsin istiyorum.
Küçükken karın yağmasını beklediğim gibi aynı heyecanla uyanır uyanmaz camdan dışarı bakıyorum.
Bugün de yaz gelmedi diyorum.
Küsüyorum...

Perşembe, Ocak 20, 2011

Şimdi Tam Zamanı

zaman: 1/20/2011 0 yorum
Bir an geliyor sanki o anı bekliyormuşum gibi birden dank ediyor.
İçimden bir ruh bir duygu fışkırıyor.
Bişeyin tam zamanı oluyor.

Şimdi içimden şeytan çıkıyor.
Kapris ve kavganın tam zamanı olduğunu hissediyorum.
Ya da şu an canım kavga çekiyor mu demeliyim acaba.

Bence saçımı kestirmeliyim...

Perşembe, Ocak 13, 2011

Tu kaka

zaman: 1/13/2011 3 yorum
Bu bir telefon görüşmesi diyaloğudur...

-Canım yaaa. Ne tarafa baksam kadınlar cam siliyor, temizlik yapıyor. Kış ortası diye bir temizlik mi vardı? Onun zamanı gelmiş olabilir mi?
-Azıcık güneş görünce bahar geldi sanmışlardır. Sen onlara uyma yavrum...

Çarşamba, Ocak 12, 2011

Yurttan Kısa Kısa

zaman: 1/12/2011 0 yorum
  • Bugün hayatımda ilk defa iş görüşmesine gittim.

Eskiden görüşmeler bana gelirdi.Tuhaf bi duygu. Nasıl geçti diyorlar bilemiyorum diyorum.
Gerçekten bilemiyorum olması mı daha iyi olmaması mı. Galiba olsa iyi olur.
İstemem yan cebime koy.


  • Optimumda Demet Evgarla Emre Karayeli reklam filmi çekerken gördüm.

Bir süre durup izledikten sonra kendimi ikilide bir kusur bulmaya zorlarken buldum.
Senin benim gibi insanlardı işte. Tek kusurları buydu.


  • 1,5 saatte salata-çorba-yemek-pilav menüsü  hazırlayabiliyorum.

O zaman neden yemeğe misafir aldığımda 2 gün öncesinden hazırlanmaya başlıyorum.
Anlayamıyorum anlayamıyorum anlayamıyorum...


  • İzlemediğim bütün diziler izlenme rekorları kırıyor.

Bakınız:: yaprak dökümü, hanımın çiftliği, öyle bir geçer zaman ki...
Bu işteki tuhaflığı henüz çözemedim.

Pazartesi, Ocak 03, 2011

Teşekkürler Karşı Komşu

zaman: 1/03/2011 1 yorum
Bazı şeyleri uzun uzun anlatmak anlamını fazlalaştırmıyor.
Evimin karşısında ki sitede oturan hiç tanımadığım insanlara seslenmek istiyorum.
Pencerelerinizin önüne koyup süslediğiniz ve ışıklandırdığınız çam ağaçları öyle güzeldi ki...
Her baktığımda içim açıldı.
Evime kattığınız manzarayı ve sizi sevdim.
İçimi ısıtıp beni mutlu ettiğiniz için size çok teşekkür ediyorum...

Cuma, Aralık 31, 2010

31 Miiii?

zaman: 12/31/2010 2 yorum
Niye yılın son günü 31 oluyor ki.
Bunu da şimdi farkettim.
Bak kafam karıştı yine.
Yıllardır bu cenabet rakamdan kurtulmadım gitti.
Siz bilmezsiniz, benim üniversite numaramın sonu 31 di ve hep son iki numara kullanılırdı.
4 yıl boyunca insanlar bana bakıp güldü.
Gülmelerin bi kenara bıraktım nerede bana bi numara verilse ya31 olur ya da sonu 31. 
Hatta balayı odamız bile 931 numaraydı.
Ya sabır.

Neyse bugün keyfimizi bozmuyoruz.
Bugün yeni  yıl kutluyoruz.
Yen yılı eden kutluyoruz bilmiyorum ama yaptığım araştırmalara göre biz Türkler kutlama yapmayı seviyoruz.
Şimdi yeni yıl olmasaydı benim çam ağacım, bi sürü renkli renkli süslerim, ışıklarım falan olurmuydu.
Birlikte bişeyler yapardık tabi ki.
Ama (gözlerimiz parlayarak) elimizle taktığımız, ışık vereceğini bilerek aldığımız lambanın ışık verdiğini izleyemezdik.Birbirimize bakıp çocukluğumuzu yaşamamışız diyip çocuk ruhumuza bahaneler uyduramazdık.
Nereye gidiyor bu yazı.
Aslında başlığını da böyle düşünmemiştim sonunu da.
Heyecan dolu mutluluk dolu bir yazı olacaktı içinden yıldızlar havai fişekler fışkıracaktı :P

Hatta konsepte uygun bi görsel bile hazırlamıştım. Üstünde öyle çalıştım ki. Yoruldum yaneee :)


( 25 Aralık doğum günüm. Onu da aşkitomla kutladık  ihihihi :) )

Yeni yılı seviyorum.
Doğum günümü seviyorum.
Aşkımı seviyorum.
Annemi ve kardeşimi seviyorum.
Abimi ve Eceyi seviyorum.
Karşı komşum Seynep'i seviyorum.
Çam ağacımın ışıklarını seviyorum.
Bi de balonlarımı seviyorum :)
Ben bu dünyayı ve yaşamayı seviyorum :)



Bunu yazmazsam çatlarım.
Aslında benim yılbaşı planım köprüdeki havai fişek gösterisini izlemek, kendimi yollara vurup elimde bi içecekle şarkı söyleyip zıplamaktı.Ama sonra düşündüm de biz geçen sene bir dilek tutmuştuk. yeni yıl eğlencesi denilen şey olsa olsa aynı koltukta oturup yeni bişeylere birlikte başlamak olabilirdi.
Başka ne isterim ki demişti.
Tuttuğu dilek gerçek olmalıydı... 

Çarşamba, Aralık 01, 2010

Can'lanmak

zaman: 12/01/2010 4 yorum
150.068.752 sayılı  deneye göre insan bir süre evde oturunca dışarı çıkmak gözünde büyük bir hal alıyor.
Bi zamanlar bir pantolon birde bluzü 30 sn de üstünüze geçirip kendinizi kapının önünde bulduğunuz zamanlar anılarda kalıyor :P
Hatta iş o kadar abartılıyor ki aylık alışveriş listesine benzer listeler yapılıyor.
- Düğme
- İp
- Yasemin yağı
- Peynir
- Şeker
- Fotograf bastır!
Dışarı çıkmadan önce
- Ocağın altını kapattığına emin ol
- Anahtarını yanına almayı unutma
- Kapıyı 2 kere kilitle
:P

Listem olmadan çıkmam abi.
Çünkü bankada işim var diye çıkıp 3 saat dolaşıp bankadaki işimi yapmayı unutarak eve döndüğümü bilirim ben :)


Geçenlerde tv de bir terapistin söylediklerini hatırlıyorum.
İlişkilerde bir erkeğin mutlu olmak için yapması gereken şey partnerini mutlu etmek diyordu.
Onu sevin, hediyeler alın,güzel sözler söyleyin, şımartın, sürprizler yapın...
O mutlu olduğunda sizi kesinlikle mutlu edecektir.Size kalan şey bunun  tadını çıkarmak ve arkanıza yaslanıp onun gözlerindeki sevinci izlemek. 

Diyeceğim şudur ki :
Ben o terapiste can-ı gönülden  katılıyorum.

Dünden beri yaptığım keçe çalışmalara bakıp çocuklar gibi seviniyorum.
Yarın yeni yeni keçeler almayı düşünüyorum :) 






Perşembe, Ekim 21, 2010

Bana Ne Oldu?

zaman: 10/21/2010 0 yorum
Hiç aklıma gelmezdi.
Eskiden evde yalnız başıma ışıkları kapatır korku filmleri izlerdim.
Yalnız yattığım gecelerde bi tıkırtı duysam " mala geldiyse beni bulmasın, bana geldiyse zaten o beni bulur." der, umursamazdım.
Şimdi en ufak bişeyde gidip kontrol edecek cesareti bile bulamıyorum.
Ben ne zaman sırt üstü uyusam kabus görürdüm.
Şimdi sırtüstü yatmasam da görüyorum :)
Hep içimde eve hırsız gireceği korkusu var. 
Evimizin hiçbir güvenlik problemi olmamasına rağmen bu fikri kafamdan atamıyorum.
Bi yerde bir çok yeni evli insanın aynı şeyi yaşadığını duydum.
Ama doğru mu bilmiyorum.
Ardından başka korkularda gelir diye korkuyorum.
Korkak bi insan olurum diye korkuyorum.
Mutluluğuma gölge düşer diye korkuyorum.

 

Cuma, Ekim 08, 2010

Bizim Gazoz Açıcımız Vardı

zaman: 10/08/2010 0 yorum

Bizim çinli gazoz açıcımız vardı ama adı yoktu.

Bi sürü damlamız vardı ama onlara da damla değil yağmur diyorduk ve yağmur yağarken suyumuz kesiliyordu.

Ben bir haftadır hastaydım, grip olmuştum, evden çıkmamıştım, dinlenmiştim, ne yaptıysam olmamıştı ama dondurma yiyince iyileşmiştim

En çok eşimi görüyorken yine en çok eşimi özlemiştim.
Ben hep yalnız kalmıştım yine de yalnızlığı değil dünyayı ve yaşamayı çok sevmiştim.

Ben en çok gülümsemeyi sevmiştim.
Çok sevdikçe çok güzel gülümsemiştim :)

Perşembe, Eylül 23, 2010

Evet bos bos oturuyorum

zaman: 9/23/2010 0 yorum
Bu aralar insanlar hep aynı şeyi soruyor
Şimdi sen bütün gün boş boş oturuyor musun?
Cevap veriyorum

Evet oturuyorum

Ne yapayım yani.
Girdiğim sınavlardan cevap alamıyorum.
Cv yolladığım sitelerden haber alamıyorum.
Sırf boş boş oturmayayım diye kendimi alışverişe carta curta vurmuyorum.
Evimde mutluyum bana batmıyor.
Ha işsiz olmak hoş bişey mi? Hiç değil
Evde oturmaya da bayılmıyorum.
Ama ağlayıp sızlamamı mı istiyorsunuz?
Kocamın başının etini mi yiyeyim.
Kendimi mi bitireyim.

Aklımda esprili yaklaşımlar da var ama şuan çok sinirli ve kötüyüm işte.
Rica ediyorum beni bunaltmayın...

Çarşamba, Eylül 15, 2010

Allahim yardim et

zaman: 9/15/2010 0 yorum
Deli gibi yemek blogları okuyup bütün günümü mutfakta geçirme isteğiyle yanıp tutuşuyorum.
Ama öyle böyle değil aklım gidiyor.
Yeni yeni tarifler deniyorum.
Tariflerimi bi yerlere not ediyorum.
Gözüm doymuyor.
Yapması bi dert yemesi bi dert.
Sevgili canikocuğumu 3 ayda göbek sahibi yaptım yaaa.

Bugün de kruvasan aşeriyorum..
Bi kruvasan yapıvereyim dedim.
Demez olaydım o ne zor şeymiş öyle.
Bi gün yap buzluğa koy ertesi gün çıkar aç kapa aç kapa :))))
Tarifini okuması bile 37 dakikamı aldı.Durum o kadar vahim :P

Allah kimseyi pisboğaz etmesin ne diyim yani.

Pazartesi, Eylül 13, 2010

Buyutmek ya da buyutmemek iste butun mesele bu

zaman: 9/13/2010 2 yorum
Bu sene bildiğim herşeye yeniden bakmam gerektiğini farkettim.Bazı şeylerin yeniden yorumlanması gerekiyordu.
Büyük dediğim bi çok şey gerçekten büyük değildi.

Benim hiç bi zaman köşe yazarlarını takip etme huyum olmamıştı.
Gazete: haberlerin alındığı bi iletişim aracıydı ve haberin yorumunu kendim yapabilme kabiliyetine sahiptim.
Neden köşe yazarı benim yerime yorumlasın ki derdim.
Çok ta doğru yaparmışım.
Tatilde üç beş gün köşe yazarlarını takip ettim, dünyam döndü.
Bizim bloggerlardan zerre kadar farkı olmayan yazılar, yorumlar ve konuşma şekilleri var...
Blogspot alt yapısıyla yazsalar en azından amatör oldukları için sevimli olurlardı.
-Kadınların yemek yapmayanlarının cümleleri: bizim kızlarla oraya buraya gittik, onu işlettik, buna laf soktuk, tatilde bilmem kimlerle yatmaca-havalanmaca-alışveriş yapmaca vs.
-Siyaset yazarları: babamların kendi aralarındaki Türkiyeyi kurtarma maceralarından bir tık fazlası.
-Tv eleştirmenleri: kanalizasyoncu :)  (bakınız Okan Bayülgen kanalizasyon...)

Ben blogları takip etmekle çok iyi yapıyormuşum dedim.
Bana hayatın içinden haberler veren gazeteciler bi süre sonra "sen benim kim olduğumu biliyomusun arkadaşım, gazeteciyim kalburüstü adamım ona göre" diyebiliyorlar.Halbuki aynı şeylerden bahseden bloggerlar hiç te öyle değiller.

Son zamanlarda twitter da pusudayım.
Bazı televizyoncuları, sanatçıları, radyocuları falan takip ediyorum.
Hepsi birbirinden hoş.
Demet Akalını oldum olası sevmezdim sevemiyorum.
İnsanın hiç mi sakin mütevazı duygulu anı falanı olmaz.
Şımarık kolejli kızlar olurdu eskiden benim için aynen öyle bi tip
Gülben Ergen tüm hayallerimi yıktı.
Ne yapıyor ne diyor zerre kadar anlamıyorum.
Tek bildiğim eliyle kahkülünü düzeltse  twitter'a yazıyor.
Cüneyt Özdemir sürekli yazıyor yazıyor program sunarken reklam arasında bile durmuyor yazıyor.
Gani Müjde gördüğüm en çok siyaset yapan mizahçı.
Erdil Yaşaroğlu cool bi adam.

Bi de ben bişeyi anlamıyorum.
Diyorlar ki:
Sahil şeridi insanları aydınlardan oluşuyor.
Cumhuriyet gazetesi okuyup Atatürk'ü seven, kültür sanat ağırlıklı yaşayıp çağa ayak uyduran insanlar.
Onlar herşeyin en iyisini biliyorlar.
Belgesel izliyorlar Fazıl Say dinliyorlar.
Bu kadar akıllı neden cahillere yanlış yaptıklarını anlatamıyorlar?

Bi de hani Türkiye elden gidiyor diye laikliğe dikkat edelim diyenler var ya, onlar BDP yi görmüyorlar mı?
Yani teröristlerin Türkiyeyi bölmeye çalışması laik olmayanların fikir çatışmalarından daha mı önemsiz?
Ya da onlar da mı bir çeşit bölücü terörist? Belki de sıralaması farklıdır, öncelik laiklikten yanadır?
Öyle midir? 
Ben bu soruların cevabını çok merak ediyorum.
Ben sorsam birisi cevap verse olmaz mı?

 



Cuma, Eylül 10, 2010

Bayram Derken?

zaman: 9/10/2010 4 yorum
Burada bayramlar bizimki gibi değil anne.
Kimse sabahın köründe kalkıp telaş etmiyor.
Daha ortalık toplanacak, kahvaltı hazırlanacak, amcanlar gelmek üzeredir, bayrama yetişemedik diye çığlıklar atan yok.
Kalabalıktan ne yediğimi anlamadığım ama tıka basa doyduğum sofralarda yok.
Herkes yemeklerimi beğeniyor, anneninkileri aratmıyorsun diyor.
Ama ben beğenmiyorum.
Hep bişeyi eksik oluyor, sanki anne eli deymiş gibi kokmuyor...
Benim karnım aç değil de içimde başka bi yer aç be anne.
Ne bileyim işte.

Mezarlığa gidip dua etmedik bu bayram.
Kendi çikolatamı da kendim aldım.
Kocam olmasa bayram harçlığımda olmayacaktı.
Allahtan o vardı.
İyi ki vardı.
Bana bayramlık kıyafet aldı biliyomusun.
Ama üstümde bayramlık gibi durmadı.

Belki de anne eli öpülmeliydi bu bayram.

Belki de ben seni düşündüğünden çok daha fazla özledim, sana söyleyemedim...

Çarşamba, Ağustos 25, 2010

Sihirli bir davetiyem var

zaman: 8/25/2010 2 yorum
Bana yeni bir dünyanın kapılarını açabilir.
Yeni insanlarla tanıştırabilir.
Mutlu edebilir.
Hatta beni mutlu etmekle kalmayıp ailemi de  mutlu edebilir.
Herşey olabilir.
Dedim ya sihirli...

Çarşamba, Ağustos 18, 2010

unutmamaliyim!

zaman: 8/18/2010 3 yorum
Yine çayı ocakta unuttum.
Anneme ben yine çayı ocakta unuttum az kalsın ev yanıyordu desem dilim dilim doğrar beni.
Huyumu biliyo tabi kadın "al kızım şu hatırlatıcıyı kur, unutma" dedi.
Hatta durumun vehametini anlayan kocam da bir tane hatırlatıcı aldı.
Ama sen tutarda nasıl olsa yemek hazırlıyorum unutmam diye kendinle inatlaşırsan yemeği hazırlayıp içeri gidip çay koyduğunu tamamen unutabilirsin.
Taaa ki canın tekrar çay isteyene ve üşenmeyeyim de bi çay koyayım diyene kadar hatırlayamayabilirsin.

Salı, Ağustos 17, 2010

Ay ben cok hastayiimmm

zaman: 8/17/2010 2 yorum
Yoğun bir haftasonu geçirdim.
İftar davetlerinde ağırlandık.
Kalabalık sofraları özlediğimi farkettim.
Sıcacık ortamlar beni bozdu.
Çarpıldım!
Ya vantilatör yada oruç tutmadığım için Allah çarptı.(Tövbe tövbe)
Sürekli başım ağrıyor.
Kendimi mal gibi hissediyorum.

Bu arada annem sevgili eşim ve bana "hem oruç tutmuyor hemde utanmadan iftar davetine mi gidiyorsunuz,  akıllarına şaşayım onların oruç tutup oruçsuzları ağırlıyorlar dedi :)
 

Hep-Yek Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea