Güzel Yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güzel Yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Kasım 26, 2009

Annem Diyo

zaman: 11/26/2009 0 yorum
Benim annemin anlattığı kısa bi hikaye vardır.
Karı koca arasında bi diyalog geçer ve karısı adama ağzına sıçayım der.
Adam şok olmuş hiddetlenir -sen bana nasıl böyle dersin, ben senin kocanım, ben erkeğim, ben şöyleyim ben böyleyim  bilmem ne bi ton laf söyler ve kadının üstüne yürür.
Kadın gayet sakin bi şekilde durur adamın yüzüne bakar ve bana kızamazsın der.
Neden der adam.
Ben sana herif senin ayağına  sıçayım dedim ses çıkarmadın, herif ben senin bacağına sıçayım dedim ses çıkarmadın, herif ben senin ağzına tüküreyim dedim ses çıkarmadın..
Şimdi ağzına da sıçarım dediğimde bişey diyemezsin der.Adam durur haklısın der...
Şimdi bu hikayeyi niye anlattım?

  • İnsanlara taviz verirken ufak bişey olup olmadığına bakmamak lazım.
  • Olsun yapsın bu benim yakınım dememek lazım.
  • Bu kuralı da hayatın her alanında uygulamak lazım.... 

Cuma, Eylül 19, 2008

Kapı

zaman: 9/19/2008 0 yorum
19. yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt'ın, bir bahçeyi anlatan tablosu Londra Kraliyet Akademisi'nde sergileniyordu. Hunt'ın "Evrenin Işığı" adını verdiği bu tabloda gece elinde bahçede duran filozof görünüşlü bir adam vardı. Adam, tek eliyle bir kapıyı vuruyor ve içerden sanki bir yanıt bekliyormuşçasına duruyordu. Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni Hunt'a döndü: "Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım "dedi. "Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı?Ona kapı Kolu çizmeyi unutmuşsunuz da..." Hunt gülümsedi. "Adam sıradan bir kapıya vurmuyor ki..."dedi ve tablosunun anlamını açıkladı. "Bu kapı İnsan kalbini simgeliyor.Ancak içerden açılabildiği için dışarda kol olması gerekmiyor..."
O kapı size içerden açılmamışsa giremezsiniz.....

Yalnız Operadan

zaman: 9/19/2008 0 yorum
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim. Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren, Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin. Ve hala bilmiyordun sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana Bütün kazananlar gibi Terk ettin.

Anneler Ve Babalar

zaman: 9/19/2008 0 yorum
Anne dışarıda alış-verişteydi. İki buçuk yaşındaki bebeğe babası gözkulak oluyordu. Aslında bu pek de zor bir şey değildi. Yavrucak halının üzerinde 'çay seti' oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okuyor, ara sıra da bebeğinin kendisine -çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla- ikram ettiği suları çay niyetine içerek oyuna iştirak ediyordu. Derken anne eve geldi. Baba anneye sus işareti yapıp, bebeği izlemesini istedi. Bu çok şirin hareketini annenin de görmesini istiyordu. Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çaymış gibi içmesini seyretti. Sonra gayet sakin bir tavırla elindekilerle mutfağa geçerken eşine seslendi: 'Uzanabildiği tek su kaynağının klozet olduğunu biliyorsun, değil mi?' Sonuç-1: Annneler evlatlarını çok sever ve onlara dair her şeyi bilir. Sonuç-2: Babalar evlatlarına dair bir çok şeyi bilmez ama onları çok sever. 'Babalar en son duyar' boşuna söylenmemiştir. :)

Neden Ben Diyen Herkes İçin...

zaman: 9/19/2008 0 yorum
NİYE BEN? DIYEN HERKES İÇİN.... Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı.Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında,neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini takti, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslebilecegi bir oyuk buldu.. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kisi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu.Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca. Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. "Allahım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildigin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et." Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler.İçlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mi?" diye bağırdı. Brenda'nın sonradan ögrendigine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavasça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmisti. Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa bunları yazacaktı: "Allahım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum.Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar agır. Ama istedigin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..." "BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM" demeyin.....

Cumartesi, Ağustos 30, 2008

İmam Ve Tanrı

zaman: 8/30/2008 0 yorum
Bir köyün camisinde, imam cemaate vaaz vermektedir. Ansızın içeri dalan bir köylü, köyü sel basmakta olduğunu haber verir. Bütün cemaat hemen kendilerini dışarı atıp kaçar. Sadece imam, bütün ısrarlara rağmen köyü terketmeyi reddeder ve Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek camide kalır. Kısa bir süre sonra sular camiye ulaşır, imam çaresiz minareye çıkar. Sular minarenin ilk katına yükselirken bir tekne imamı kurtarmaya gelir. Ancak dini bütün imam, Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek tekneye binmez. Sular yükselir. İmam ikinci kata çıkmak zorunda kalır. Bir tekne daha gelir, ancak imam yine Tanrı'nın kendisini koruyacağına inancının tam olduğunu söyleyerek tekneye binmez. Sular iyice yükselir.İmam artık minarenin en tepesindedir. Bir helikopter yaklaşır. İçindekiler, durumun kötü olduğunu anlatarak , imama helikoptere gelmesi konusunda ısrar ederler.İmam helikoptere binmeyi de reddeder.Bir süre sonra sular iyice yükselir ve imam boğularak ölür. Kendisini ahiretin kapısında melekler karşılar. Melek: 'Hoşgeldiniz, buyrun...' İmam: 'Cennete girmek istediğimden emin değilim..'. Melek: 'Neden?..' İmam: 'Tanrı'ya biraz kırgınım....' Melek: 'Ne oldu ki?..' İmam: 'Ben hayatımı ibadet ederek geçirdim, insanlara hep iyilik yaptım, günahtan uzak durdum. Yaşadığım köyü sel bastı, herkes kaçtı ama Tanrı'nın beni kurtaracağına inandığımdan ben kaldım. Görüyorsunuz ki şimdi burdayım....' Tam bu sırada yukarıdan Tanrı'nın sesi duyulur. 'Salağa, iki tekne, bir helikopter gönderdik.. Kurtarmak icin daha ne yapacaktik? Böylesine geri zekâlının benim katımda da yeri yoktur..'

Çarşamba, Ağustos 27, 2008

Fıkra Gibi

zaman: 8/27/2008 0 yorum
Çinde bir üniversitede oldukça ilginç tamamiyle gerçek bir olay... Kızın biri bir gün yeni aldığı bisikletiyle okula geliyor ve okulun bahçesindeki bisiklet parkına henüz kilit almadığı için öylece bırakıyor..Derslerin bitiminde okul çıkışı bisikletinin yerinde olmadığını görüyor ve çok sinirleniyor..Ertesi gün sabah okula geldiğinde bisikletini üzerinde bir notla bir gün önce bıraktığı yerde buluyor.Üzerindeki notta "Çok özür dilerim ama bisikletine gerçekten çok ihtiyacım vardı aldıktan 2 saat sonra geri getirdim ama sanırım çıkışına yetişemedim çok üzgünüm anlayışın için teşekkürler."Kız doğruca bir bisikletçiye gidiyor ve 5 tane kilit alarak okula dönüyor.. Bisikleti iyice kilitleyip 5 farklı anahtarla derse giriyor ve olayı Arkadaşlarına anlatıyor..Ders bitimi okul çıkışında 5 kilit taktığını anlattığı arkadaşlarıyla beraber bisikletini almaya gittiğinde şok oluyor..Bisikletin üzerinde 10 kilit ve birde not var.. "Eğer acil ihtiyacım olduğu halde ben kullanamayacaksam sen hiç kullanamayacaksın."

Biraya Dikkat

zaman: 8/27/2008 0 yorum
Biraya Dikkat Kanada sağlık enstitüsü’nün yaptığı bir araştırma sonucunda, erkeklerin bira tüketimi konusunda daha dikkatli olmaları gerektiği açıklandı…Çünkü birada kadın hormonları bulunduğu ortaya çıktı. Erkeklerin bira içince kadınlaştığını iddia eden bu teori şu şekilde test edildi: 100 erkeğe 6 bira bardağıyla bira içirildikten sonra davranışları izlendi ve hepsininde ; -Kontrolsüzce kilo aldıkları, -düşünmeden konuştukları, -gereğinden fazla duygusallaştıkları, -araba süremedikleri -mantıklı düşünme yeteneğini kaybettikleri, -hiçbir konuda uzlaşamadıkları, -ve hata yaptıklarını asla kabul etmedikleri gözlendi. Enstitü, daha başka teste ihtiyaç duyulmadığını açıkladı.

Perşembe, Ağustos 21, 2008

Benim İçin

zaman: 8/21/2008 0 yorum
Beni benden alan sensin
Her halinle benimsin
Güzelsin, kaderimsin
An ve an artar sevgim
Sen benimsin, herşeyimsin
Seni sevmek yakar yüreğimi, ağlatır hislerimi
Kolay değil ki anlamak seni, her gidişin öldürür beni
Arda kalan aşkımı, peşinden sürükle de git...
Sensiz kaldım, kavuşamadım ki sana
Hayatım yalan, sensizlik vurur bana
Ne anlamı kaldı sensiz hayatın
Al benide yanına, ayrılık yakamda

Söz : Serkan ANDİÇ

Bilemezsin Ki

zaman: 8/21/2008 0 yorum
Seviyorum seni, inkar edemem ki
Özlüyorum hayalini, tenini
Durdurak bilmeden içimde
Haykırıyorum aşkımı, bilemezsin ki

Hissedemeyeceğin kadar çok seviyorum seni
Alıp kaçıracağım sonunda, ya sevemezsen
İşte o an biterim, kendime güvenemem ki

Hayalinle uyumak bile güzel
Gözlerine dalmak isterdim
Ayrılığı unutturmuyor
Zaman yaramı sarmıyor
Helalim olmanı çok isterdim
Olsun dile gelmesi bile güzel

Özlüyorum seni, koşamam ki
Hayatım karardı, kaybettim herşeyi
İçime sığmayan, dile gelmeyen
Aşkımı haykırıyorum, duyamazsın ki

Hissedemeyeceğin kadar çok seviyorum seni
Alıp kaçıracağım sonunda, ya sevemezsen
İşte o an biterim, kendime güvenemem ki

Hayalinle uyumak bile güzel
Gözlerine dalmak isterdim
Ayrılığı unutturmuyor
Zaman yaramı sarmıyor
Helalim olmanı çok isterdim
Olsun dile gelmesi bile güzel

Söz : Serkan ANDİÇ

Çarşamba, Ağustos 20, 2008

Kapı

zaman: 8/20/2008 0 yorum
19. yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt'ın, bir bahçeyi anlatan tablosu Londra Kraliyet Akademisi'nde sergileniyordu.Hunt'ın "Evrenin Işığı" adını verdiği bu tabloda gece elinde bahçede duran filozof görünüşlü bir adam vardı.Adam, tek eliyle bir kapıyı vuruyor ve içerden sanki bir yanıt bekliyormuşçasına duruyordu. Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni Hunt'a döndü: "Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım "dedi. "Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı?Ona kapı Kolu çizmeyi unutmuşsunuz da..." Hunt gülümsedi. "Adam sıradan bir kapıya vurmuyor ki..."dedi ve tablosunun anlamını açıkladı. "Bu kapı İnsan kalbini simgeliyor.Ancak içerden açılabildiği için dışarda kol olması gerekmiyor..." O kapı size içerden açılmamışsa giremezsiniz.....

Salı, Ağustos 19, 2008

İğne Deliği

zaman: 8/19/2008 0 yorum
Birgün padişahin huzuruna bir adam getirmisler.. Adamin bir hüneri varmis.. 100 adim öteden firlattigi ipligi, 100 adim ötedeki ignenin deligine geçiriyormus.. Bunu basarmak tam 40 yilini almis.. Padisah 'göster bakalim hünerini' demis.. adam igneyi bir sehpaya saplamis, sonra 100 adim geri gitmis ve ipligi firlatmis.. iplik ignenin deliginden geçmis.. Padisah 'tekrarla, tesadüf olmasin yoksa' demis.. Adam tekrarlamis, gene isabet.. Padisah tam 10 kere tekrarlatmis, 10'unda da iplik hedefi bulmus.. Padisah veziri çagirmis, 'su adami ödüllendirin.. 100 altin verin, 100 de sopa vurun ' Adam 'aman padisahim bu nasil ödül' demis.. Padisah da ' 100 altin hünerin için, 100 sopa da böyle lüzumsuz bir ise yillarini harcadigin için' demis.

Cumartesi, Ağustos 16, 2008

Hayattan Ne Öğrendim

zaman: 8/16/2008 0 yorum
“hayattan Ne Öğrendiniz?” verilen Süre İçinde Aklıma Gelenleri Aşağıda Yazdım. yanlışların Doğruları Götürmeyeceğini Umuyorum: * * * sonsuz Bir Karanlığın İçinden Doğdum. Işığı Gördüm, Korktum. Ağladım. zamanla Işıkta Yaşamayı Öğrendim. Karanlığı Gördüm, Korktum. gün Geldi Sonsuz Karanlığa Uğurladım Sevdiklerimi… ağladım. * * * yaşamayı Öğrendim. doğumun, Hayatın Bitmeye Başladığı An Olduğunu; Aradaki Bölümün, Ölümden Çalınan Zamanlar Olduğunu Öğrendim. * * * zamanı Öğrendim. yarıştım Onunla… zamanla Yarışılmayacağını, Zamanla Barışılacağını, Zamanla Öğrendim… * * * insanı Öğrendim. sonra İnsanların İçinde İyiler Ve Kötüler Olduğunu… sonra Da Her İnsanın İçinde İyilik Ve Kötülük Bulunduğunu Öğrendim. * * * sevmeyi Öğrendim. sonra Güvenmeyi… sonra Da Güvenin Sevgiden Daha Kalıcı Olduğunu, Sevginin Güvenin Sağlam Zemini Üzerine Kurulduğunu Öğrendim. * * * insan Tenini Öğrendim. sonra Tenin Altında Bir Ruh Bulunduğunu… sonra Da Ruhun Aslında Tenin Üstünde Olduğunu Öğrendim. * * * evreni Öğrendim. sonra Evreni Aydınlatmanın Yollarını Öğrendim. sonunda Evreni Aydınlatabilmek İçin Önce Çevreni Aydınlatabilmek Gerektiğini Öğrendim. * * * ekmeği Öğrendim. sonra Barış İçin Ekmeğin Bolca Üretilmesi Gerektiğini… sonra Da Ekmeği Hakça Üleşmenin, Bolca Üretmek Kadar Önemli Olduğunu Öğrendim. * * * okumayı Öğrendim. kendime Yazıyı Öğrettim Sonra… ve Bir Süre Sonra Yazı, Kendimi Öğretti Bana… * * * gitmeyi Öğrendim. sonra Dayanamayıp Dönmeyi… daha Da Sonra Kendime Rağmen Gitmeyi… * * * dünyaya Tek Başına Meydan Okumayı Öğrendim Genç Yaşta… sonra Kalabalıklarla Birlikte Yürümek Gerektiği Fikrine Vardım. sonra Da Asıl Yürüyüşün Kalabalıklara Karşı Olması Gerektiğine Aydım. * * * düşünmeyi Öğrendim. sonra Kalıplar İçinde Düşünmeyi Öğrendim. sonra Sağlıklı Düşünmenin Kalıpları Yıkarak Düşünmek Olduğunu Öğrendim. * * * namusun Önemini Öğrendim Evde… sonra Yoksundan Namus Beklemenin Namussuzluk Olduğunu; Gerçek Namusun, Günah Elinin Altındayken, Günaha El Sürmemek Olduğunu Öğrendim. * * * gerçeği Öğrendim Bir Gün… ve Gerçeğin Acı Olduğunu… sonra Dozunda Acının, Yemeğe Olduğu Kadar Hayata Da Lezzet Kattığını Öğrendim. * * * her Canlının Ölümü Tadacağını, Ama Sadece Bazılarının Hayatı Tadacağını Öğrendim. can Dündar

Cuma, Ağustos 15, 2008

Yalanı Yakalamanın 10 Yolu

zaman: 8/15/2008 0 yorum
Karşınızdaki kişinin doğruyu söylediğinden nasıl emin olabilirsiniz? Uzmanlar, karşınızdaki kişinin size tüm gerçeği söyleyip söylemediğini anlamanın mümkün olduğunu belirtiyor... 1.Tutarsızlık Yaptıkları ile anlattığı arasında tutarsızlık var mı yok mu bakabilirsin 2.En ummadığı soruyu sor Yalan söyleyen bir insanın mutlaka iyi ve sağlam bir hikâyesi vardır. Ve sizin ne sorabileceğinizi bilerek yanıt verirler İnternetteki web yalanlarını yakalamak için yalan söylediğiniz kişiyi iyice izleyin. En umulmadık bir anda hazır olmadıkları bir konuda bir soru yöneltin. 3- Davranışlarını değerlendir Yalanın en önemli göstergelerinden biri davranışlardaki değişiklidir. Genel olarak heyecanlı olan biri sakinse veya sakin biri heyecanlıysa dikkat edin farklı bir şeyler oluyor demektir. 4- Duygulardaki samimiyetsizlik Çoğu insan sahte gülümseyemez Zamanlama hatası vardır ve normal gülümsemeden çok daha uzun sürer veya diğer davranışlarla karışır. Bazen kızgın yüzle, gülümseme iç içedir. Dudaklar doğal gülümsemeden daha küçük ve daha cansızdır. 5- İçten gelen tepkilere dikkat İnsanlar genellikle yalanlarını geçiştirirken şöyle der; 'İçten gelen bir tepki veya kadına, erkeğe özgü bir sezgi' ama bu doğru duyguların sapmasından başka bir şey değildir. İçgüdüler yalanların açıklamasında inandırıcı değildir. 6- Çok küçük hareketleri izle Çok küçük hareketler mimikler ifadelerin ön açıklamasıdır. Genellikle ikinci dakikanın 25. sn civarında bir gizli duyguyu anlatır. Yani bir kişi çok çok mutlu görünüyorsa gerçekte bazı şeyler için üzülüyor olabilir. Gerçek duygusunun anlaşılmasından duyduğu korku bir an için yüzünde belirir. Gizlenen korku, mutsuzluk, kızgınlık, kıskançlık her neyse bir göz kırpması anı kadar kısa sürede yüze yansır. Bunu yakalamak büyük bir hünerdir. Yapılan araştırmalarda hemen hemen katılanların %99'u bu mikro mimikleri işaretleri göremedi fakat bu bir saatten daha kısa zamanda öğrenilebilir Mikro hareketler sebebi söylemez. Sadece gizlenen bir duygu olduğunu gösterir. 7- İnkâr etme Yalan söyleyen kişinin hareketleri, söyledikleri, ses tonu, mimikleri birbirini tutmaz. İnkârı gösteren bazı davranışlar vardır. 8- Endişe veya tedirginlik Karşınızdaki konuşurken gözlerinize bakamıyorsa ve bu onun her zaman ki hali değilse yalan söylediğinden şüphelenebilirsiniz. Uzağa bakıyor terliyor ve tedirgin endişeli bakıyorlarsa hiçbir şey normal değildir. 9- Çok çok fazla detaycılık Eğer birisine 'Nerede kaldın?' diye sorduğunuzda karşınızdaki 'Markete gittim ve yumurta süt şeker almam gerekiyordu ve bir köpeğe çarptığım için çok yavaş gitmek zorunda kaldım' gibi detaylı olarak bir şeyler anlatıyorsa yalan söylediğinden şüphelenebilirsiniz. Çok fazla detay onları içinde bulundukları durumdan kurtulmak için düşünülen bütünlük içeren bir yalan olabilir. 10- Gerçeği görmemezlikten gelme Birisine gerçeği anlatmak yalan söylemekten daha fazla kabul edilir. Herkesin bildiği bir şeyin arkasına sığınarak yalan söylenebilir. Böylece insanların kafası karışır ve söylenilenin doğru olabileceği düşünülür.

Cuma, Ağustos 08, 2008

Dönüşünün canı cehenneme yaramda gidişin saklı

zaman: 8/08/2008 0 yorum
Uykularımın Kaçıs Saatlerinden Birisi Yine.. Her Gecemde, Binbir Kırık Düşle Giriyorum, Buz Gibi Yatağıma.. Son Dediğim Her Cümlede Sen Başlıyorsun Her Noktadan Sonra... Suskunluğuma Bir Daha Olmayacak Deyişlerim Ekleniveriyor.. Bıktım Artık Yeter...Her Gecem Aynı Düş, Aynı Hayal... İki Çift Göz "bedeni Ruhu"elleri Elime Değdi Dediğim Bir Anda! Sabahın İlk Işıklarına Uzanan Bir Gecede Buluyorum Kendimi... Hiç Yaşanmamış Bir Kaç Hayal, Hiç Dokunulmamaış İki El, Hiç Bakılmamış İki Çift Göz.... Sürüklüyor Beni Dur Duraksızın...nefesim Alabildiği Noktada Duruyor, Bir Soluk, İkinciye Ciğerlerim Param Parça Olucak! Haydi Yola Devam.... Gittiğim Yıkık Dökük Bir Tren Garından Başka Bir Yer Değil ... Son Veda Kokuyor Her Taraf...İçimde Hep Aynı Çocuğun Seslenişi... Tek İstediği " Haydi Kalk Gidelim, Yalvarırım Gidelim..." İçimden Ona Karşı "sus" Diye Haykırışlar Kopuyor...Hayır... Ama Bu Sefer Üzmemeliydim Onu, Ağlatmamalıydım... Bu Kaçıncı Sözümdü? Tutamadığım..."bu Sefer Son" Deyişlerime Oda İnanmaz Artık... Yine Bir Kapı Ziline Koşuşum..."O Geldi " Deyişime Bir Hayal Kırıklığım Daha Ekleniveriyor... İşte Hiç Konuşulmayan Bir Dolu Düşünce... Düşmanımdı Sensiz Her Gece..Adı Yoq Yaşanmışlıkların... Kanlı Bıçaklı Değil Bu Aşk Zanlı Ve Yasaklı. Dönüşünün Canı Cehenneme Yaramda Gidişin Saklı...

Perşembe, Ağustos 07, 2008

1 den 10 a

zaman: 8/07/2008 0 yorum
Eger "dokuz" Canlı oLsaydın bile En fazla "sekiz" kez kaçabilirdin ölümden Bilki "yedi" düvele sultan olsan dahi Yerin "altı" mekan olacak sana En fazla "beş" metre kumaş götürebileceksin Kapatacaksın "dört" açsanda gözünü Bu dünya "üç" günlük dünya Azrailin yanında "iki" kat olup yalvarsanda nafile Elbet "bir" gün öleceksin İşte o gün herşey "sıfır"dan başlayacak..!

Perşembe, Haziran 12, 2008

Konfiçyusun Aşk Öğütleri

zaman: 6/12/2008 0 yorum
1- Tedavi edilemez derecede romantik olun. 2- Birlikte kitap okuyun, elele tutuşun ve birlikte düzenli yürüyüşlere çıkın. 3- Gülümsemeler bulaşıcıdır. Ona da bulaştırın. 4- Güvenilir bir sırdaş olun ve onu hiç kimseye şikayet etmeyin. 5- Onun en sevdiği çiçeği, rengi, müziği, şiiri ve yazarı bilin. 6- Ona, beklemediği hoş sürprizler yapın. Hiçbir neden yokken de kart ya da küçük aşk notları yollayın. 7- Birbiriniz için özel ve gizli takma adlar bulun. 8- Aşk, birlikte saçmalamaktır. Arada bir, birlikte sonuna kadar saçmalayın. 9- Kimin haklı olduğunu tartışmayın, neyin doğru olduğuna karar verin. Her tartışma sonunda barış anlaşmasını bir öpücükle imzalayın. 10- Sevdiğinizi yalnızca onun duyabileceği biçimde eleştirin. Övgünüzü ise bütün dünyaya duyurun. 11- Bedeninize iyi bakın. Daima sağlıklı ve dinç olmayı hem kendinize hem de ona borç bilin. 12- Bir kucaklaşmadan ilk ayrılan siz olmayın. 13- Eş seçmek kitap seçmeye benzer, iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir. İceriği sağlam olmadıkça sonunu getirmek zordur. 14- Aşk için evlenin. Hem eşinizin hem de kendinizin en iyi arkadaşı olun.

Bekle

zaman: 6/12/2008 0 yorum
'Geleceğim Bekle' dedi. Ben beklemedim O da gelmedi. Ölüm gibi bişeydi. Ama kimse ölmedi...

Mektup

zaman: 6/12/2008 0 yorum
Sen ki bu mektubu saklayacaksın.. Öpüp öpüp koklayacaksın belki.. Ve artık gelmeyeceğimi bile bile bekleyeceksin.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Yalnızım Seni hiç üzer miyim.. Ben bu mektubu defalarca yazmış, Defalarca yakmışım..!

İlişkilerde Mutluluğun 9 Sırrı

zaman: 6/12/2008 0 yorum
1) Mutluluk ötelerde değil: Mutlu olanlar bunun için olması imkansız büyük şeyler beklemeyenlerdir. Bir demet çiçek alan eşine, tebessümle bakan kadın, eşinin şefkat ve sevgisiyle pişirdiği bir çorbaya teşekkür edebilen erkek mutlu olur. 2) “Adalet”i unutmayın:Yaşanan olaylar karşısında her şeyi iyi tahlil edin. Kendinize haksızlık ediliyormuş gibi bir pozisyona girmeyin. Kendinizi mazlum, eşinizi zalim sandalyesine oturtup “Ben bu evde neyim ki?” diye eşinizi itham etmeyin. 3) Alıngan olmayın: Sürekli “Niye öyle konuştun? Sen böyle demekle beni kast ediyorsun...” vb sözlerle hesap sormayın. Hiçbir eş, “Acaba bu sözümden ve davranışımdan yanlış bir mana çıkarır mı?” diye düşünen bir eşin yanında rahat olmaz. 4) Aranıza duvarlar örmeyin: Duvarlar örüp onu o duvarların arkasında yalnızlığa terk etmeyin. Ya da siz kendinizi öyle bir duvarın içine hapsedip yalnız başınıza yaşamayın. “Beni anlamayan bir eşim var, ne yapabilirim?” diye diyalog kapılarını kapamayın. 5) Eşinize kambur olmayın: Kendinize düşen sorumlulukları mutlaka yerine getirin. “Ben yapmasam nasıl olsa eşim yapar” düşüncesiyle onun fedakarlığını istismar edip eşinize yük ve kambur olmayın. Nihayetinde o da bir insan, gün gelip o kamburdan kurtulmak isteyebilir. 6) Kendinizi peri, eşinizi cadı ilan etmeyin: Her şeyden bir haklılık payı çıkarıp, kendinizi tek akıllı olarak göstermeye çalışmayın. Kendinizi iyilik perisi eşinizi cadı ilan etmeyin. Unutmayın ki, eşler birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır. 7) Eşinize akıl hocalığı yapmayın: Sürekli eşinize ‘şunu şöyle yap, bunu böyle yap’ diyerek akıl hocalığı yapmayın. Sanki onun aklı yokmuş da siz veriyormuşsunuz gibi davranmayın. Başaramadığı işler karşısında fırsatçılık yapmayın. 8) Tartışmak için bahane aramayın: Tartışmak için fırsat kollamayın. En küçük bir şey için sayıp dökmeyin. Mutlu olmak dururken ufak tefek şeylerle hayatı zindana çevirmeyin... Her tartışma mutluluk sarayından bir tuğla koparır. 9) Kameralarınızı güzelliklere çevirin: Aile hayatı içinde her şey olabilir. Bunlar kaderin cilvesidir. Bu sebeple alıcılarınızı eşinizin kötülüklerine değil iyiliklerine çevirin. Bahar günlerinde bile sağanakların olduğunu unutmayın.
 

Hep-Yek Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea