Davosta Erdoğanın yaptığı resti duymayan kaldımı bilmiyorum ama ben 10 dakika önce duydum ve herkeste bunu duysun istiyorum.Çünkü Türkiye için ve dünya barışı için önemli olduğunu düşünüyorum.Teknomobi bu konuya blogunda yer vermiş(bende onun sayesinde haberdar oldum)
Konuyu ve videosunu alttaki linkle Teknomobinin blogundan takip edebilirsiniz.Kendisine teşekkür ediyorum.
Davos Resti
Kime Diyoruummm
Labels
Albüm
Alış Veriş
Anılaarrr...
Bebek Geliyor
Ben Birgün
Ben Buldum
Ben Evleniyorum...
Ben Küçükken...
Ben var yaa...
Bilemiyorum Yani...
Bioxcin
Biri
Blog Yazıları
Blogtayız
Bugün Ne Giydim?
Bugünlerde...
Candan Erçetin
Dekorasyon Önerileri
Düşündüm de...
Efkar efkar üstüne...
FAIRY
fıkra
Fikrim Geldi
garibanım...
Geyik
Gimp
Güncel
Güzel Bişey
Güzel Yazı
ıvır zıvır
Ivır Zıvır
İletisim
İlginç Tasarımlar
İncir Reçeli 2
İnternet
Kozmetik
mail
Marka - Marka
Mim
Msn
Mutfak Maceraları
Müzik Kutusu
Nasılım
Öğrendim
Program vs.
Puzzle
Resim Galerisi
Rüyamda Gördüm
Saç Bakımı
Sarıkız
Sebamed
Şımarıkım şımarık
Tv-Sinema
Video
wallpaper
Perşembe, Ocak 29, 2009
Kaktüsün Faydaları

Bu zavallı bitkicik kötü kötü şeylerle anılıp sevimsiz bulunmasına rağmen günümüzde çok ciddi anlamda önem kazanmıştır.Kaktüs denince akla ilk gelenler genellikle çölde yetişmesi, su tutabilme özelliği,dikenli yapısı oluyor.Ama daha önemli bi özelliği var.Hepimizin bolca haşır neşir olduğu bilgisayarların yaydığı radyasyonu emiyor.Uzmanlar her bilgisayarın yanına bir kaktüs konulmasını öneriyormuş.Bilginize ;)
Ha bu arada bu bilginin yayılmasıyla birlikte satışları patlamış.
Artniyet aramak isteyenler arayabilirler :)
Categories
Güncel
Çarşamba, Ocak 28, 2009
Windows Live Messenger 8100030d Hatasi

Şimdi gecenin bu saatinde bu konu ne alaka diye düşünebilirsiniz.Üstelik ben ve bi sorun çözümü...
Kulağa pek uyumlu gelmiyor doğrusu.Günlerdir msn de bazı kullanıcı hesaplarımı açamıyor ve çok sinir oluyordum.Neler denediğimi yazsam kitap olur :P
O kadar fena yani.
Ama çözümü çok kolaymış.(Sorun neden oluyor onu hala bilmiyorum)
Msn den tamamen çıkıp bu dosyayı buluyorsunuz.
C://Document and Settings/Kullanıcı Hesabı/appdata/local/microsoft/Windows Live Contact
Sonra içindekilerin hepsini siliyorsunuz.
İşte sorununuz çözüldü.Gülümseyip hayatınıza devam edebilirsiniz.
Categories
Msn
Cumartesi, Ocak 24, 2009
Gimp Ögreniyorum
Son günlerde Gimpe taktım kafayı.Photoshop öğrenmeyi çok istemiştim, ciddi anlamda içimde ukde kalmıştı ama nedense beceremedim.Bu gimp resmen imdadıma yetişti.Photoshop kadar marifetli ve daha kolay.Ben neden bugüne kadar duymadım hiç bilmiyorum.
(Unutmadan şunu söylemeliyim ki bu yazdıklarım reklam amaçlı değil çünkü anlattıktan sonra indirme linki vercem.Orda açık kaynak kullanımı vs. bi sürü teknik şey yazıyo zaten.Merak eden ordan bakar.)
Herşeyde olduğu gibi bunda da komik bi taraf var.O da şöyle oluyo: sanki hergün buton yapıyormuşuz yada bize bu kadar çok lazım oluyormuş gibi nerdeyse tüm siteler olaya butondan başlamış.Bende işin raconu budur diye butondan başladım.İdare eder derecede güzel oldu bence.Sonra ne işe yarayacağını bilmediğim bi gif yaptım falan.Bu tür programların en sevdiğim özelliği kullanan kitleye bağlı olarak geliştirilen özellikler eklentiler vs.
Ben Bismillah deyip kurcalamaya başlayınca fırçaları beni şok etti.Adamlar üff kim çiçek çizecek gölgeleyecek diye düşünmüşler dünya kadar fırça oluşturmuşlar.Sağa bakan çiçek için 1'i sola bakan çiçek için 2'yi tıklayın tarzı bişeyler olmuş.
Benim gibi yeni öğrenen biri bir kaç tıkla aşağıdaki resimler oluşturabiliyor mesela.
İnternette bunlar gibi yüzlerce resim var tabi.Ama benimkiler naçizane birer fırça denemesiydi.
Ben bu gazla gidersem ilerde gimp dersleri de yayınlayabileceğim düşünüyorum.Çünkü orjinal kaynaklar malumunuz hep ingilizce ve gimp kullananlar çevirmeye üşenmişler falan filan.
Lafı yeterince uzattıktan sonra ilk denemelerimide ekleyip bugünkü programıma son veriyorum.Siz de herzamanki gibi esen kalıyorsunuz ;)
Gimpi Buradan İndirebilirsiniz...
(Unutmadan şunu söylemeliyim ki bu yazdıklarım reklam amaçlı değil çünkü anlattıktan sonra indirme linki vercem.Orda açık kaynak kullanımı vs. bi sürü teknik şey yazıyo zaten.Merak eden ordan bakar.)
Herşeyde olduğu gibi bunda da komik bi taraf var.O da şöyle oluyo: sanki hergün buton yapıyormuşuz yada bize bu kadar çok lazım oluyormuş gibi nerdeyse tüm siteler olaya butondan başlamış.Bende işin raconu budur diye butondan başladım.İdare eder derecede güzel oldu bence.Sonra ne işe yarayacağını bilmediğim bi gif yaptım falan.Bu tür programların en sevdiğim özelliği kullanan kitleye bağlı olarak geliştirilen özellikler eklentiler vs.
Ben Bismillah deyip kurcalamaya başlayınca fırçaları beni şok etti.Adamlar üff kim çiçek çizecek gölgeleyecek diye düşünmüşler dünya kadar fırça oluşturmuşlar.Sağa bakan çiçek için 1'i sola bakan çiçek için 2'yi tıklayın tarzı bişeyler olmuş.
Benim gibi yeni öğrenen biri bir kaç tıkla aşağıdaki resimler oluşturabiliyor mesela.
İnternette bunlar gibi yüzlerce resim var tabi.Ama benimkiler naçizane birer fırça denemesiydi.
Ben bu gazla gidersem ilerde gimp dersleri de yayınlayabileceğim düşünüyorum.Çünkü orjinal kaynaklar malumunuz hep ingilizce ve gimp kullananlar çevirmeye üşenmişler falan filan.
Lafı yeterince uzattıktan sonra ilk denemelerimide ekleyip bugünkü programıma son veriyorum.Siz de herzamanki gibi esen kalıyorsunuz ;)
Gimpi Buradan İndirebilirsiniz...
Categories
Gimp
Çarşamba, Ocak 21, 2009
Blogtayız
Meşhur yemekteyiz programını eleştiriyoruz ama çoğumuzda izliyoruz.Neyi hoşumuza gidiyo bende bilmiyorum ama benim ilgimi çeken değişik tarifler ve yemek sunumu galiba.Neyse konu bu değil.
Bugün programı izlerken bi taraftan bloguma bakıyordum sonra düşündümde bloglarda böyle bi yarışma olsa ne matrak olur.Hatta Belki fikri geliştirebilirsem matrak olsun diye üç beş blog bunu hayata geçirebilir.
Düşünsenize birkaç blogger aynı anda bi blogda toplanıyo sonra başlıyolar...
-Aman canım bu nasıl tema çok özensiz...
-Bu header ı çocukta yapar çok basit...
-Hiç misafirperver değil yorum yazdıkta yayınlamadı bile..
-Şu gadget lara bakın bi ne işe yarıyor...
-Ben yurtdışında ne bloglar gördüm blog gurmesiyim...
-Benim rakibim asla olamaz.Page rankı kadar konuşsun...
Düşünmesi çok eğlenceli valla.Bi yapılsa blog küre şenlenir be.Hatta dedikodularından ne mimler çıkar :)
Gönüllü bloggerlar not bıraksınlar.Yaparmıyız? Yaparız :))
Categories
Blogtayız
Salı, Ocak 20, 2009
Okan Bayülgen'in Çocuğunun Adı İstanbul Olacakmış...

Acayiplikleriyle bilinen Okan Bayülgenin doğacak çocuğunun adı da kendi gibi acayip.
Bildiğiniz gibi kendisi geçtimiz günlerde Şirin Ediger'le evlenmişti.(Aslında bilmiyorduk ama çaktırmıyoruz) Mynetteki haberde diyorki herkeşler çocuğunun adını Paris, Asya, Maya vs. koyarda Okan İstanbul koyamaz mı? Koyar anacım koyar.
Kızda olsa erkekte adı belliymiş.İstanbul olacakmış.
İyi hoşta adı İstanbul olan bi çcuğun karakteri nasıl olur acaba?Denizi pis, 7 tepesinden baktığınızda apartman çatıları görünen,trafiği stresi almış yürümüş bir şehir.Bi masuma bu eziyet yapılırmı yaa :)
İstanbul'u herkes sever gezmek görmek ister o ayrı tabi, ama günümüzde herkesin ilk fırsatta uzaklaştığı bir şehir. Bunuda unutmamak lazım.
Uzun zamandır Okan Bayülgenle ilgili bi yazı yazmak istiyordum.Senelerdir insanları fırçalayıp telefonu suratlarına kapatmasınını eleştirmeyi düşünüyordum ama kısmet bebeğinin ismini eleştirmekmiş :)
Hayırlısı olsun diyeyim bari ne yapayım...
Categories
Güncel
Pazar, Ocak 18, 2009
Biliyormusun?
Canım seni istiyor biliyor musun?
Bazen sadece sesini duymayı,
Bazen sıkı sıkı sarılmayı,
Bazen de doya doya koklamayı....
Ama canım hep seni istiyor biliyor musun?
Bir 'merhaba' idin önce bende,
Sonra ara sıra merhaba dediğim,
Daha sonra merhaba demek için bahane uydurduğum,
Şimdi ise benm hayatımın anlamısın.
Canım seni istiyor biliyor musun?
Ama ne sesini, ne nefesini, ne de bedenini;
Canım benliğini yanımda istiyor biliyor musun?
Canım sabah kalktığımda kokunu duymak,
Gece yanımda nefesini hissetmek istiyor
Biliyor musun?
Canım seni istiyor,
Canım seni seviyor
BİLİYOR MUSUN...! ! !
Bazen sadece sesini duymayı,
Bazen sıkı sıkı sarılmayı,
Bazen de doya doya koklamayı....
Ama canım hep seni istiyor biliyor musun?
Bir 'merhaba' idin önce bende,
Sonra ara sıra merhaba dediğim,
Daha sonra merhaba demek için bahane uydurduğum,
Şimdi ise benm hayatımın anlamısın.
Canım seni istiyor biliyor musun?
Ama ne sesini, ne nefesini, ne de bedenini;
Canım benliğini yanımda istiyor biliyor musun?
Canım sabah kalktığımda kokunu duymak,
Gece yanımda nefesini hissetmek istiyor
Biliyor musun?
Canım seni istiyor,
Canım seni seviyor
BİLİYOR MUSUN...! ! !
Categories
Blog Yazıları
Hadise Düm Tek Tek
Dün bugüne kadar okuduğum en anlamlı mimi okudum.Kaan Fakılının sitesinde öyle bi konu varki hay eline sağlık dedirtiyor cidden.
İşin özü şöyle: biz yılbaşı kutlayıp partiler düzenlerken Gazze bombardıman altında kan ağlıyordu.Çocukların yaşlıların herkesin çığlığı yankılanıyordu.Ve biz müziğin sesini olabildiğince açmış onları duymuyorduk.Çünkü biz kulağımızı Hadise'ye vermiş Düm Tek Tek dinliyorduk.Şarkı çok güzelmiş vs. tabiki bunu tartışmıyorum hatta bu konuyla ilgilenmiyorum.
Düşüngeçte Hadise için yapılan yorumları gördüğümde şok olmuştum.Bu konuya tam 228 adet yorum gelirken Filistinle ilgili olarak yazılan yazıya ise 5 yorum yapılmış.Bu bir ölçüt değil belkide ama çok açık bir örnekleme bence.
Bunları yazarken nerde duyduğumu hatırlamadığım bir cümle kafamda cirit atıyor " İnsanlar mı ölüyor İnsanlık mı ? "
İsrail vatandaşlarının seyir tepesinde durup yanmış yıkılmış Gazzeyi izledikleri geliyor aklıma.Çocukların öldüğü o şehre bakarken çocuklarını salıncakta salladıklarını görmek çok acı veriyor.Hele içlerinden birinin çok kişi öldü çokta yaralı var ama bu dünyanın sonu değil dediğini duydum ya söyleyecek sözüm gerçekten kalmadı.
İnsanlık ölmüş ben buna inanıyorum artık.
(Mimi başlatan Hüseyin Mert 'e teşekkürlerimi sunuyorum)
İşin özü şöyle: biz yılbaşı kutlayıp partiler düzenlerken Gazze bombardıman altında kan ağlıyordu.Çocukların yaşlıların herkesin çığlığı yankılanıyordu.Ve biz müziğin sesini olabildiğince açmış onları duymuyorduk.Çünkü biz kulağımızı Hadise'ye vermiş Düm Tek Tek dinliyorduk.Şarkı çok güzelmiş vs. tabiki bunu tartışmıyorum hatta bu konuyla ilgilenmiyorum.
Düşüngeçte Hadise için yapılan yorumları gördüğümde şok olmuştum.Bu konuya tam 228 adet yorum gelirken Filistinle ilgili olarak yazılan yazıya ise 5 yorum yapılmış.Bu bir ölçüt değil belkide ama çok açık bir örnekleme bence.
Bunları yazarken nerde duyduğumu hatırlamadığım bir cümle kafamda cirit atıyor " İnsanlar mı ölüyor İnsanlık mı ? "
İsrail vatandaşlarının seyir tepesinde durup yanmış yıkılmış Gazzeyi izledikleri geliyor aklıma.Çocukların öldüğü o şehre bakarken çocuklarını salıncakta salladıklarını görmek çok acı veriyor.Hele içlerinden birinin çok kişi öldü çokta yaralı var ama bu dünyanın sonu değil dediğini duydum ya söyleyecek sözüm gerçekten kalmadı.
İnsanlık ölmüş ben buna inanıyorum artık.
(Mimi başlatan Hüseyin Mert 'e teşekkürlerimi sunuyorum)
Categories
Mim
Kek Yaptık
Azmin elinden birşeyin kurtulamayacağını bir kez daha görmüş bulunmaktayım.
Erkekler kadınlara 'elinin hamuruyla bu işe bulaşma' diye durmadan taş atarken sonunda pes edip ellerini hamura sokmaya karar verdiler.
Sevgili arkadaşım Murat( Müzmin bekar Murat) canı kek isteyince naçizane yardımlarımla online kek yaptı.
Yapılışı şöyle:
Önce arkadaşından malzeme listesi alınır.Sonra markete ufak bi ziyaretle eksikler tamamlanır.Salonun ortasına ufak çapta bi mutfak kurulur.
Geriye kalan tek eksik bir internet bağlantısı ve webcamdır.
Şunu kat bunu kat, biraz daha çırp,unu az olmuş biraz daha ekle derken hamur meydana gelir.Bundan sonrası kişisel beceri.
Ve işte sonuç
Nasılda güzel kabarmış canım çekti :) Her ne kadar tadına bakamasamda bir rivayete göre kek süper olmuş.
Kek tarifini denemek isteyenlere öncelikle benim gibi hamarat becerikli ve daha önemlisi sabırlı bi kanka bulmaları tavsiye edilir :)
Tabi kişisel yeteneğiniz yoksa bu işe hiç bulaşmayın.Muratcığımda bunun fazlasıyla varolduğunu söylememe gerek varmı bilmiyorum.
Fazla reklam yapmadan konuyu burda kapatıyorum.
Bir dahaki yemek tarifinde buluşmak üzere efenim.Herzaman olduğu gibi esen kalıınn...
Erkekler kadınlara 'elinin hamuruyla bu işe bulaşma' diye durmadan taş atarken sonunda pes edip ellerini hamura sokmaya karar verdiler.
Sevgili arkadaşım Murat( Müzmin bekar Murat) canı kek isteyince naçizane yardımlarımla online kek yaptı.
Yapılışı şöyle:
Önce arkadaşından malzeme listesi alınır.Sonra markete ufak bi ziyaretle eksikler tamamlanır.Salonun ortasına ufak çapta bi mutfak kurulur.
Geriye kalan tek eksik bir internet bağlantısı ve webcamdır.
Şunu kat bunu kat, biraz daha çırp,unu az olmuş biraz daha ekle derken hamur meydana gelir.Bundan sonrası kişisel beceri.
Ve işte sonuç
Nasılda güzel kabarmış canım çekti :) Her ne kadar tadına bakamasamda bir rivayete göre kek süper olmuş.
Kek tarifini denemek isteyenlere öncelikle benim gibi hamarat becerikli ve daha önemlisi sabırlı bi kanka bulmaları tavsiye edilir :)
Tabi kişisel yeteneğiniz yoksa bu işe hiç bulaşmayın.Muratcığımda bunun fazlasıyla varolduğunu söylememe gerek varmı bilmiyorum.
Fazla reklam yapmadan konuyu burda kapatıyorum.
Bir dahaki yemek tarifinde buluşmak üzere efenim.Herzaman olduğu gibi esen kalıınn...
Categories
Blog Yazıları
Cumartesi, Ocak 17, 2009
Salı, Ocak 13, 2009
Jarnana (Elveda Rumeli Dizi Müziği)

Bu şarkıyı kesinlikle dinlemenizi öneriyorum.Çok eğlenceli bir melodisi ve tınısı var.

Şarkının sözleride süper demek isterdim ama bu konuda hayal kırıklığına uğradım.Bizdeki "manda yuva yapmış söğüt dalına"dan çokta farklı değil :)
Sözleri şöyle:
Su verir misin bana kahküllüm?
Neyle vereyim mis kokulu gülüm?
Jarnana, jarnane, jarnana kahküllüme
Elinle versen, kahküllüm
Ya elim dolu olursa, mis kokulu gülüm?
Ya elin dolu olursa, güzel kahküllüm?
Yüzüğünle veririm, mis kokulu gülüm.
Categories
Müzik Kutusu
Pazar, Ocak 11, 2009
Max Factorden Bayan Bloggerlara Supriz
Max Factor yılbaşına günler kala bizlere mail atıp en yeni ürünlerini bizimle paylaşmak istediklerini iletmişlerdi.Helede kitleleri etkilemeyi başarmış siz seçkin bloggerlara özel falan deyince acayip havaya girdim :)Ne deneyeceğimizin merakı içinde günler günleri kovaladı ve kargo firmasının azizliği sonucunda yılbaşından sonra aldım hediyemi.
Kırmızı bir kutu içinde yılbaşı süsleriyle birlikte yeni ürünleri False Lash Effect Maskarayı yollamışlar.İşyerinde olmam dolayısıyla test etmem kolay olmadı tabi.Eve gelince ilk işim makyajımı temizleyip denemek oldu.Kaşıma, gözüme ve kirpiğime güvenim tam olduğundan daha bi gerine gerine sürdüm maskarayı.Bakalım hala gözlerime katacağı bişeyler varmı edalarıyla :P
Sürünce vay bee dedim.Hakikaten belirgin bir uzunluk katıyor kirpiklere.Üstelikte kalıntı bırakmadan dolgunluk veriyor.Bazı maskaralar kirpiği uzun gösterir ama üç tel kirpiğiniz varmış gibi görünür.Bu öyle değil.Beni en çok sevindiren kısmı ise üstünden saatler geçmesine, hatta bi ara şekerleme yapmama rağmen kirpiklerimin güzelliğinden bişey kaybetmemiş olmasıydı.
Eski maskaramın uzaklaştırılmasıyla hemen makyaj çantamdaki yerini aldı.Eskiside çok iyi bir markanın güzel bir ürünü olmasına rağmen çok kolay sollandı. O kadar diyorum yani :)
Bu arada Max Factor sevdiklerimizle ve okuyucularımızla paylaşmamız için bizlere 5 adet 5 TL lik indirim kuponu göndermiş.(28 Şubat 2009' a kadar geçerli)İndirim kuponumu verin bende ürünü denemek istiyorum diyenler iletişim adresimden bağlantıya geçebilir ayrıntıları öğrenebilirler.
Fotograf makinam arızalandığından ürünü ve sizi bekleyen güzel görüntüyü gösteremiyorum ve bunun için çok üzgünüm.
Son olarak Max Factor firmasına yeni yılda bizlere bütün bi yıl kendimizi iyi hissettirecek bi hediye gönderdikleri için çok teşekkür ediyorum.
Esen kalınız efenim :)
Kırmızı bir kutu içinde yılbaşı süsleriyle birlikte yeni ürünleri False Lash Effect Maskarayı yollamışlar.İşyerinde olmam dolayısıyla test etmem kolay olmadı tabi.Eve gelince ilk işim makyajımı temizleyip denemek oldu.Kaşıma, gözüme ve kirpiğime güvenim tam olduğundan daha bi gerine gerine sürdüm maskarayı.Bakalım hala gözlerime katacağı bişeyler varmı edalarıyla :P
Sürünce vay bee dedim.Hakikaten belirgin bir uzunluk katıyor kirpiklere.Üstelikte kalıntı bırakmadan dolgunluk veriyor.Bazı maskaralar kirpiği uzun gösterir ama üç tel kirpiğiniz varmış gibi görünür.Bu öyle değil.Beni en çok sevindiren kısmı ise üstünden saatler geçmesine, hatta bi ara şekerleme yapmama rağmen kirpiklerimin güzelliğinden bişey kaybetmemiş olmasıydı.
Eski maskaramın uzaklaştırılmasıyla hemen makyaj çantamdaki yerini aldı.Eskiside çok iyi bir markanın güzel bir ürünü olmasına rağmen çok kolay sollandı. O kadar diyorum yani :)
Bu arada Max Factor sevdiklerimizle ve okuyucularımızla paylaşmamız için bizlere 5 adet 5 TL lik indirim kuponu göndermiş.(28 Şubat 2009' a kadar geçerli)İndirim kuponumu verin bende ürünü denemek istiyorum diyenler iletişim adresimden bağlantıya geçebilir ayrıntıları öğrenebilirler.
Fotograf makinam arızalandığından ürünü ve sizi bekleyen güzel görüntüyü gösteremiyorum ve bunun için çok üzgünüm.
Son olarak Max Factor firmasına yeni yılda bizlere bütün bi yıl kendimizi iyi hissettirecek bi hediye gönderdikleri için çok teşekkür ediyorum.
Esen kalınız efenim :)
Categories
Blog Yazıları
Cumartesi, Ocak 10, 2009
Google Favicon Değiştirmiş
Sürekli bişeyleri değiştirip bizi şaşırtan google bugünde favicon değişmiş.İşin komik kısmı renkli görüntüye alışık olmayan gözlerim sabahtan beri sayfaya bakıyor ve burda bi terslik var ama nerde diyordu:)
Oh bee sonunda sebebini buldum.Rahatladım.Yeni favicon için bakınız Şekil1-a
Oh bee sonunda sebebini buldum.Rahatladım.Yeni favicon için bakınız Şekil1-a
Şekil 1-a :p
Beğendin mi derseniz ne yalan söyleyim beğenmedim.İnşallah bu da günlük bir esintidir yarına kalmaz...
Categories
Güncel
Cuma, Ocak 09, 2009
Ehliyet Sınavı Dediğin Tek Dişi Kalmış Canavar
O benden yüksek alırsa alnıma aptal yazıp sokaklarda dolaşıcam diye arkamdan iddialara giren sayın baaaayan.Sokaklarda bekliyorum seni. :) Aslan gibi bi fark yediğine göre bold olarak yazarsın artıkın :))
Categories
Blog Yazıları
Özür Diliyorum Kampanyasına Soruşturma
Az önce aldığım son dakika haberini duyurmak istiyorum.
Hani o hepimizin sinirlerini tepesine çıkaran kendini bilmezlerin başlattı özür diliyorum kampanyası vardı ya.İşte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Özür dileyenler hakkında "Türk milletini alenen aşağılamak"tan soruşturma başlatmış.
Haberin ayrıntıları şöyle:
Ankara'da yaşayan Hasan Hüseyin Satır, Sabahat Özgür, Mehmet İnal Kolburan, Hüseyin Erdoğan, Serdar Orhaner ve Kürşat Karacabey hazırladıkları ortak dilekçeyle ''Ermenilerden Özür Dileme'' kampanyasını organize edenler ve bildiriye imza atanların, TCK'nın 301. maddesinde düzenlenen ''Türk milletini alenen aşağılama'' suçu kapsamında cezalandırılmaları istemiyle suç duyurusunda bulunmuştu.
Suç duyurusu dilekçesini işleme koyan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı aydınlar tarafından düzenlenen ''Ermenilerden Özür Dileme'' Kampanyası ile ilgili olarak soruşturma başlattı.
Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından gerçekleştirilecek soruşturma, ''Türk milletini alenen aşağılama'' suçu kapsamında yürütülecek.
Soruşturma çerçevesinde, söz konusu kampanyayı düzenleyenlerin ifadelerine başvurulacak ve ''www.ozurdiliyoruz.com'' adlı web sayfası incelenecek.
Bakalım sonucu ne olacak.Büyük bir merakla bekliyorum.Kim kimden özür dileyecek görmek istiyorum.
Kaynak:AA
Categories
Blog Yazıları
Toplaşın! Kötü Şansın Sebebini Buldum

Sonra öğlen oldu dünden beri canım istediği için sevgili elemanıma yoğurt makarna vb. malzemeler aldırdım iş yerinin küçük mutfağında makarna haşlayıp üstüne sarmısaklı yoğurtla sos yapmaktı tek isteğim.Ama benim işgüzar diğer elemanım makarnayı bi güzel haşlamış, yoğurdu ayran yapmış, domates aldırmadığım için salçalı bi sos kondurmuş.Nasıl içim gitti anlatamam.Hayallerim uçtu..
İçerden kokular gelince anladım bizim makarnanın yalan olduğunu.'Ne yaptın seenn' dedim ama iş işten geçmişti, üzülmesine kıyamadığım için ses çıkarmadım.
Neyse efenim bunuda geçtim.Canım sıkkın sıkkın oturuyorken mail kutuma bir göz atayım dedim, 3-5 gereksiz maili temizledim,önemli olabileceklere bakarken o bildik maillerden biri çarptı gözüme.
"Bende inanmazdım ama yaptım oldu.Yapmayanların başına şimşek düştü, arkalarından köpek kovaladı.Ölümü öp sende yap. 5 yok yetmez 10 yok yok sağlam olsun 15 kişiye gönder kesmezse tüm arkadaşlarına gönder" diyen bir mail bugünde beni es geçmemişti.
İşin güzel yanı bu maili yayarsam bu gece saat tam 1:42 de başıma güzel bişey gelecekmiş.
Yahu ben o saatte uyuyorum başıma taş düşmesin başka bişey istemem.Ya sabır ya Allah.Hiç bi zaman bu tarz şeylere inanmadım.Bazı zamanlarda yazının içeriğine göre tırsmadımda değil...
Sonra düşündümde benim bu şanssızlığım olsa olsa bu maillere itibar etmediğimdendir.
Bana karışmayan kimsenin tavuğuna kışt dememişim,kimse için kötülük düşünmemişim,insanın vicdanı Allahıdır sözüne inanıp vicdansızlık etmemişim.Peki neden her b.tan şey beni buluyo.
Yok yok kesin bu maillerin uğursuzluğu.Hemen eylem planımı oluşturdum.Şöyle ki: cevabınızı bu maile yazmayınız pls, bu maile cevap yazmanız durumunda isteğiniz onaylanmayacaktır gibi maillere paslayıp uğursuzluğu kıracağım.
Haaa bi de ufak hatırlatmam var.
Eğer sizde fikrimin doğruluğuna inandıysanız bu yazıyı 15 kişiye gönderin ruhunuz huzur bulsun :) İnanmadıysanız bir an evvel inanın çünkü kötü şans hepimizin tepesinde dolanıyor...
Categories
Blog Yazıları
Salı, Ocak 06, 2009
[Özlem Tekin] Hep Yek
Bloguma olmazsa olmaz bir şarkı ekliyorum.Yok öyle şarkıya bayıldığımdan falan değil ama her cümlesi ayrı ayrı anlamlı benim için.Keşke farklı bi bestesi olsaymış.Neyse işte sonuçta aynı şeyi anlatıyor.Benim içinde önemli olan o.
Bu arada bloguma adını veren şey kesinlikle bu şarkı değildir.Sadece benim işte.Başka söze gerek var mı?
Gün benim günüm hiç bi engelim yok bu kez önümde
Az düşünmedim çok üzülmedim yaş da yok gözümde
Ayrılık ya bu zor biraz ama geçer günün birinde
Sensiz olmaya razıyım bırak gitsin bittiyse
Kalamam seninle karar verdim gitmeye
Bundan böyle hep yek hep tek başıma
Dere tepe dümdüz kendi yoluma
Yalnız kaldım sanma koca dünya yanımda
Bundan böyle aşkım mevlamdır kanmam yalana
Dizginsiz aklım belalımdır almam yanıma
Gün gelir geçer ay biraz durur yılların cebinde
Az direnmedim çok gücenmedim hırs da yok içimde
Hürriyet ya bu zor biraz ama güzel yeri gelince
Yardan olmaya razıyım bırak gitsin bittiyse
Durmam yerimde karar verdim gitmeye
Bundan böyle hep yek hep tek başıma
Dere tepe dümdüz kendi yoluma
Yalnız kaldım sanma koca dünya yanımda
Bundan böyle aşkım mevlamdır kanmam yalana
Dizginsiz aklım belalımdır almam yanıma
Bu arada bloguma adını veren şey kesinlikle bu şarkı değildir.Sadece benim işte.Başka söze gerek var mı?
Gün benim günüm hiç bi engelim yok bu kez önümde
Az düşünmedim çok üzülmedim yaş da yok gözümde
Ayrılık ya bu zor biraz ama geçer günün birinde
Sensiz olmaya razıyım bırak gitsin bittiyse
Kalamam seninle karar verdim gitmeye
Bundan böyle hep yek hep tek başıma
Dere tepe dümdüz kendi yoluma
Yalnız kaldım sanma koca dünya yanımda
Bundan böyle aşkım mevlamdır kanmam yalana
Dizginsiz aklım belalımdır almam yanıma
Gün gelir geçer ay biraz durur yılların cebinde
Az direnmedim çok gücenmedim hırs da yok içimde
Hürriyet ya bu zor biraz ama güzel yeri gelince
Yardan olmaya razıyım bırak gitsin bittiyse
Durmam yerimde karar verdim gitmeye
Bundan böyle hep yek hep tek başıma
Dere tepe dümdüz kendi yoluma
Yalnız kaldım sanma koca dünya yanımda
Bundan böyle aşkım mevlamdır kanmam yalana
Dizginsiz aklım belalımdır almam yanıma

Categories
Müzik Kutusu
Pazartesi, Ocak 05, 2009
Nasıl Bir Aşıksın.Mim...
Bu mimi bir türlü cevaplayamadım öylece üstümde kaldı.Yazayımda kurtulayım artık :p Bir grup blog yazarının merak damarları çatlayınca böyle bir mim çıkmış ortaya.Nasıl bir aşıkmışım (şimdi size ne dicem ayıp olacak :) )
Neyse önce bana Hazal dan geldiğini söyleyeyim ve teşekkür edeyim.Sonra başlayayım döktürmeye.
Efenim hayatım, kişiliğim ve herşeyim gibi aşk meşk işlerimde karışıktır benim.
Çok kıskanç olmakla birlikte kıvamımdaysam "yahu bi kere beni aldatta hayatımızda aksiyon olsun, renklenelim" diyebilecek kadar rahat olabilirim.
Genellikle kanka gibi herşeyini paylaşır gerekirse birlikte maç izler küfür yarıştırırım.Gerekmezse klasik bi kadın olup dırdır vırvır edebilirim.
Ciddi bi sorun olmadığı sürece gayet matrağımdır.
Sadığımdır,şıpsevdiliğim pek yoktur ama sonsuz aşka inanmadığımdan,kimsenin unutulmaz olmadığına inandığımdan çok ta takmam.(Aslında takarımda şuan kafam bozuk.Çaktırmayın...)
Fedakar, şımartmayı seven, süprizlerle dolu, sevgisini doya doya yaşatan bi yapım var.Aslen bundan mutlulukla söz etsemde şuana kadar bi hayrını görmedim.(tavsiye etmiyorum)
Erkek milletine yaranılmaz anacım.Siz siz olun bunu unutmayın.
Eğer mutsuz edilirsem gözlerimden ateş fışkırtır dünyayı dar ederim.Hiçte üzüntü duymam.Taaa ki sinirlerim yatışıncaya kadar.
Romantiklikten vıcık vıcık muhabbetlerden hoşlanmıyorum.Arım balım peteğim tarzı hitaplar kanımı dondurur.
Bolca ilgi görmek isterim eğer göremezsem kavga çıkarırım ilgilenmek zorunda kalır.
İşte böyle bi tipim bende.Yazım pek bişeye benzemese de soruya cevap vermiş oldum sanırım.
Mimi kimseye paslamıyorum.
Ben yandım eller yanmasın :p ...
Neyse önce bana Hazal dan geldiğini söyleyeyim ve teşekkür edeyim.Sonra başlayayım döktürmeye.
Efenim hayatım, kişiliğim ve herşeyim gibi aşk meşk işlerimde karışıktır benim.
Çok kıskanç olmakla birlikte kıvamımdaysam "yahu bi kere beni aldatta hayatımızda aksiyon olsun, renklenelim" diyebilecek kadar rahat olabilirim.
Genellikle kanka gibi herşeyini paylaşır gerekirse birlikte maç izler küfür yarıştırırım.Gerekmezse klasik bi kadın olup dırdır vırvır edebilirim.
Ciddi bi sorun olmadığı sürece gayet matrağımdır.
Sadığımdır,şıpsevdiliğim pek yoktur ama sonsuz aşka inanmadığımdan,kimsenin unutulmaz olmadığına inandığımdan çok ta takmam.(Aslında takarımda şuan kafam bozuk.Çaktırmayın...)
Fedakar, şımartmayı seven, süprizlerle dolu, sevgisini doya doya yaşatan bi yapım var.Aslen bundan mutlulukla söz etsemde şuana kadar bi hayrını görmedim.(tavsiye etmiyorum)
Erkek milletine yaranılmaz anacım.Siz siz olun bunu unutmayın.
Eğer mutsuz edilirsem gözlerimden ateş fışkırtır dünyayı dar ederim.Hiçte üzüntü duymam.Taaa ki sinirlerim yatışıncaya kadar.
Romantiklikten vıcık vıcık muhabbetlerden hoşlanmıyorum.Arım balım peteğim tarzı hitaplar kanımı dondurur.
Bolca ilgi görmek isterim eğer göremezsem kavga çıkarırım ilgilenmek zorunda kalır.
İşte böyle bi tipim bende.Yazım pek bişeye benzemese de soruya cevap vermiş oldum sanırım.
Mimi kimseye paslamıyorum.
Ben yandım eller yanmasın :p ...
Categories
Mim
Cumartesi, Ocak 03, 2009
O Gün...
Aslında bugünkü konumuz 'O Gün' değildi bana paslanmış bir mimdi.Ama iki mim arka arkaya olmasın dedim ve sohbet esnasında aklıma bir konu geldi.Blogumda olmazsa ayıp olur diye düşündüm.Malumunuz erkeklerin askerlik, kadınların doğum anıları bitmez.Ben henüz doğurmadığım için(çok yakında doğurcam sanki.töbe töbe) haliyle doğum anım yok.Ama annemin doğum anısı var.Yani benim doğumum.Hikaye şöyle gelişiyor...
Camların alabildiğine buğulandığı,sobada pişen kestanenin kokusuyla bezenmiş,dışardaki soğuğa inat sımsıcak bir sohbetin paylaşıldığı bir kış gecesiydi...
Aslında odaya belli edilmemeye çalışılan bir yalnızlık burukluğu çökmüştü.Çocukların uyumasıyla daha da artan sessizlikte, gerilmiş sinirlerden doğan abuk subuk esprilerin sayısı bi hayli artmıştı.Yavaş yavaş şen kahkahalar sardı ortalığı.Ama biri vardı ki daha içten daha katıla katıla gülüyordu.'Sana geldiler galiba' dediler kadına bakarak, gülüştüler tekrar.Saat iyice ilerlemişti artık.Gece yarısını geçeli çok olmuştu ama ev ahalisi uyumuyordu o gece sanki bişey bekliyorlardı.
Uzaklarda bir yerde yalnız bi adam vardı.Duvarlar üstüne geliyor, nefes alması gittikçe zorlaşıyordu.Sigarasından bi nefes çekti.Biraz yürümeye karar verdi.Sokaklar ıssız, parklar boştu.O an karar verdi kendini boğan bu şehirden uzaklaşmaya.Bulduğu ilk otobüsle memlekete gidecekti.Kendini çeken bişey vardı karlı dağların arkasında.
O gece sanki herkes birşeyler bekliyordu ama adını koyamıyordu.Ve beklenen an gelmişti.Bi tıkırtı gibi,yüze düşen bir yağmur damlası gibi bi şey belki bir his...
-Tamam dedi kadın.Geliyor...Gülüşmeler devam ediyordu -ne geliyor? kelimelerinin arasında kayboldu kahkahalar.
Kimse inanamamıştı bu şen kahkahalarla bir doğum sancısı gelebileceğine.Doktor demek istedi kadın, diyemedi.Gülmekten konuşamıyordu.Uzun uğraşlar sonunda doktora gelindiğinde ağızlar kapatılarak hala gülünüyordu.
Bir süre sessizlik kapladı ortalığı.İnsanlar durumu idrak etmeye çalışıyordu.Şakayla gerçeğin ince çizgisi iyice silikleşmişti.
Bu arada güneşin kızıllığı etrafı sarmış.Gece yerini gündüze bırakmaya hazırlanıyordu.
Adam boş sokaklardan geçip bir kapıyı tıklattı.Bu sefer kendi istiyordu sessizliği.Nede olsa çocuklar uyuyordu.Kapıyı açan olmadı.Telaşlanmıştı daha sert çaldı kapıyı.Mahmur gözlerini ovuşturan bir kız çocuğu çıktı karşısına, gördüğü adamı rüya sanmıştı.Sayıklar gibi cevapladı adamın sorularını.
Adam geldiği yönde hızla ilerlerken içindeki sıkıntının yerini sevinç ve heyecan kaplamıştı.Sonunda varmıştı, merdivenleri hızla çıktı.Tanıdık bir kaç çift göz gördü.Mutlu olmuştu ama biri eksikti.Sormak için yaklaştığında bir çığlık ve bir bebek ağlayışı duyuldu.Herkes gülümsüyordu bebek ağlarken...
[Ulaaa ne hikaye yazarmışım be :)Tamamıyla gerçektir biline!]

Aslında odaya belli edilmemeye çalışılan bir yalnızlık burukluğu çökmüştü.Çocukların uyumasıyla daha da artan sessizlikte, gerilmiş sinirlerden doğan abuk subuk esprilerin sayısı bi hayli artmıştı.Yavaş yavaş şen kahkahalar sardı ortalığı.Ama biri vardı ki daha içten daha katıla katıla gülüyordu.'Sana geldiler galiba' dediler kadına bakarak, gülüştüler tekrar.Saat iyice ilerlemişti artık.Gece yarısını geçeli çok olmuştu ama ev ahalisi uyumuyordu o gece sanki bişey bekliyorlardı.
Uzaklarda bir yerde yalnız bi adam vardı.Duvarlar üstüne geliyor, nefes alması gittikçe zorlaşıyordu.Sigarasından bi nefes çekti.Biraz yürümeye karar verdi.Sokaklar ıssız, parklar boştu.O an karar verdi kendini boğan bu şehirden uzaklaşmaya.Bulduğu ilk otobüsle memlekete gidecekti.Kendini çeken bişey vardı karlı dağların arkasında.
O gece sanki herkes birşeyler bekliyordu ama adını koyamıyordu.Ve beklenen an gelmişti.Bi tıkırtı gibi,yüze düşen bir yağmur damlası gibi bi şey belki bir his...
-Tamam dedi kadın.Geliyor...Gülüşmeler devam ediyordu -ne geliyor? kelimelerinin arasında kayboldu kahkahalar.
Kimse inanamamıştı bu şen kahkahalarla bir doğum sancısı gelebileceğine.Doktor demek istedi kadın, diyemedi.Gülmekten konuşamıyordu.Uzun uğraşlar sonunda doktora gelindiğinde ağızlar kapatılarak hala gülünüyordu.
Bir süre sessizlik kapladı ortalığı.İnsanlar durumu idrak etmeye çalışıyordu.Şakayla gerçeğin ince çizgisi iyice silikleşmişti.
Bu arada güneşin kızıllığı etrafı sarmış.Gece yerini gündüze bırakmaya hazırlanıyordu.
Adam boş sokaklardan geçip bir kapıyı tıklattı.Bu sefer kendi istiyordu sessizliği.Nede olsa çocuklar uyuyordu.Kapıyı açan olmadı.Telaşlanmıştı daha sert çaldı kapıyı.Mahmur gözlerini ovuşturan bir kız çocuğu çıktı karşısına, gördüğü adamı rüya sanmıştı.Sayıklar gibi cevapladı adamın sorularını.
Adam geldiği yönde hızla ilerlerken içindeki sıkıntının yerini sevinç ve heyecan kaplamıştı.Sonunda varmıştı, merdivenleri hızla çıktı.Tanıdık bir kaç çift göz gördü.Mutlu olmuştu ama biri eksikti.Sormak için yaklaştığında bir çığlık ve bir bebek ağlayışı duyuldu.Herkes gülümsüyordu bebek ağlarken...
[Ulaaa ne hikaye yazarmışım be :)Tamamıyla gerçektir biline!]
Categories
Blog Yazıları
Cuma, Ocak 02, 2009
Kaç Kere Blog Yazmayı Bırakıyordum.Mim...
Sevgili arkadaşım Tabuhan bana bir Mim paslamış.Yeni yılın bu ilk mimini anında cevaplıyorum.
Konu: Kaç kere blog yazmayı bırakıyordum...
"Kaç kere blog yazmayı bırakıyordum" tarzı bir cümle benim aklımdan, fikrimden, kalemimden, kalvyemden hiç geçmedi geçmez.Çünkü ben bloğunu deli gibi seven biriyim.Ahım şahım bir blog olmayabilir ama benim için çok değerli.Onun için onu asla bırakmayı düşünmüyorum.
Bloguma yazmaktan bir süre mahrum kalmıştım.Nedeni de spam blog olarak algılanma yanlışlığı süreci geçirmiş olmamdı.Gördüğüm herkese blogum kapandı biliyomusun diyordum.Çok çok üzülmüştüm.Bir tek o zaman madem istedikleri zaman kapatacaklar ben niye uğraşıyorum ki dedim.Lig Tv olayında da hepimiz gördük ki bizim bütün emeğimiz yöneticilerin umursamazlığının kurbanı dahi olabiliyor.
Neyse uzatmayayım.Blogum açılır açılmaz bu fikri unuttum tabi. :)
Bloguma doğru dürüst yorum yapılmaz.Çok ziyaretçisi de olmaz ama kimin umrunda ki :)
Ben herkes tebrik etsin diye yada okusun diye yapmıyorum ki bu işi.Seviyorum üleeyynnn!
Bugünkü sohbetimizi de burda bitiriyoruz.Esen kalınız...
Konu: Kaç kere blog yazmayı bırakıyordum...
"Kaç kere blog yazmayı bırakıyordum" tarzı bir cümle benim aklımdan, fikrimden, kalemimden, kalvyemden hiç geçmedi geçmez.Çünkü ben bloğunu deli gibi seven biriyim.Ahım şahım bir blog olmayabilir ama benim için çok değerli.Onun için onu asla bırakmayı düşünmüyorum.
Bloguma yazmaktan bir süre mahrum kalmıştım.Nedeni de spam blog olarak algılanma yanlışlığı süreci geçirmiş olmamdı.Gördüğüm herkese blogum kapandı biliyomusun diyordum.Çok çok üzülmüştüm.Bir tek o zaman madem istedikleri zaman kapatacaklar ben niye uğraşıyorum ki dedim.Lig Tv olayında da hepimiz gördük ki bizim bütün emeğimiz yöneticilerin umursamazlığının kurbanı dahi olabiliyor.
Neyse uzatmayayım.Blogum açılır açılmaz bu fikri unuttum tabi. :)
Bloguma doğru dürüst yorum yapılmaz.Çok ziyaretçisi de olmaz ama kimin umrunda ki :)
Ben herkes tebrik etsin diye yada okusun diye yapmıyorum ki bu işi.Seviyorum üleeyynnn!
Bugünkü sohbetimizi de burda bitiriyoruz.Esen kalınız...
Categories
Mim
Perşembe, Ocak 01, 2009
Wallpaper Calendar Ocak
Bugünkü derdimin adı Wallpaper calendar yada calendar wallpaper.Yani masaüstü resmine o ayın takvimi ekleniyor.Photoshop bilmediğim için zor oluyor (en azından ben öyle sanıyorum).Neyse fazla uzatmayayım.Ocak ayı için iki deneme yaptım.Güzel olmasalarda ilerki zamanlarda baktığımda nerden nereye geldim derim belki :) Umut dünyası işte ne diyim.
Resimler için bu siteye teşekkürler.Ben sadece üstüne çalıştım da :)
Resimler için bu siteye teşekkürler.Ben sadece üstüne çalıştım da :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)