Cumartesi, Ocak 03, 2009

O Gün...

zaman: 1/03/2009
Aslında bugünkü konumuz 'O Gün' değildi bana paslanmış bir mimdi.Ama iki mim arka arkaya olmasın dedim ve sohbet esnasında aklıma bir konu geldi.Blogumda olmazsa ayıp olur diye düşündüm.Malumunuz erkeklerin askerlik, kadınların doğum anıları bitmez.Ben henüz doğurmadığım için(çok yakında doğurcam sanki.töbe töbe) haliyle doğum anım yok.Ama annemin doğum anısı var.Yani benim doğumum.Hikaye şöyle gelişiyor...

Camların alabildiğine buğulandığı,sobada pişen kestanenin kokusuyla bezenmiş,dışardaki soğuğa inat sımsıcak bir sohbetin paylaşıldığı bir kış gecesiydi...
Aslında odaya belli edilmemeye çalışılan bir yalnızlık burukluğu çökmüştü.Çocukların uyumasıyla daha da artan sessizlikte, gerilmiş sinirlerden doğan abuk subuk esprilerin sayısı bi hayli artmıştı.Yavaş yavaş şen kahkahalar sardı ortalığı.Ama biri vardı ki daha içten daha katıla katıla gülüyordu.'Sana geldiler galiba' dediler kadına bakarak, gülüştüler tekrar.Saat iyice ilerlemişti artık.Gece yarısını geçeli çok olmuştu ama ev ahalisi uyumuyordu o gece sanki bişey bekliyorlardı.
Uzaklarda bir yerde yalnız bi adam vardı.Duvarlar üstüne geliyor, nefes alması gittikçe zorlaşıyordu.Sigarasından bi nefes çekti.Biraz yürümeye karar verdi.Sokaklar ıssız, parklar boştu.O an karar verdi kendini boğan bu şehirden uzaklaşmaya.Bulduğu ilk otobüsle memlekete gidecekti.Kendini çeken bişey vardı  karlı dağların arkasında.
O gece sanki herkes birşeyler bekliyordu ama adını koyamıyordu.Ve beklenen an gelmişti.Bi tıkırtı gibi,yüze düşen bir yağmur damlası gibi bi şey belki bir his...
-Tamam dedi kadın.Geliyor...Gülüşmeler devam ediyordu -ne geliyor? kelimelerinin arasında kayboldu kahkahalar.
Kimse inanamamıştı bu şen kahkahalarla bir doğum sancısı gelebileceğine.Doktor demek istedi kadın, diyemedi.Gülmekten konuşamıyordu.Uzun uğraşlar sonunda doktora gelindiğinde ağızlar kapatılarak hala gülünüyordu.
Bir süre sessizlik kapladı ortalığı.İnsanlar durumu idrak etmeye çalışıyordu.Şakayla gerçeğin ince çizgisi iyice silikleşmişti.
Bu arada güneşin kızıllığı etrafı sarmış.Gece yerini gündüze bırakmaya hazırlanıyordu.
Adam boş sokaklardan geçip bir kapıyı tıklattı.Bu sefer kendi istiyordu sessizliği.Nede olsa çocuklar uyuyordu.Kapıyı açan olmadı.Telaşlanmıştı daha sert çaldı kapıyı.Mahmur gözlerini ovuşturan bir kız çocuğu çıktı karşısına, gördüğü adamı rüya sanmıştı.Sayıklar gibi cevapladı adamın sorularını.
Adam geldiği yönde hızla ilerlerken içindeki sıkıntının yerini sevinç ve heyecan kaplamıştı.Sonunda varmıştı, merdivenleri hızla çıktı.Tanıdık bir kaç çift göz gördü.Mutlu olmuştu ama biri eksikti.Sormak için yaklaştığında bir çığlık ve bir bebek ağlayışı duyuldu.Herkes gülümsüyordu bebek ağlarken...



[Ulaaa ne hikaye yazarmışım be :)Tamamıyla gerçektir biline!]

5 yorum:

pRncfRn dedi ki...

Daha akıcı bir dille harikalar yaratacağına eminim! :)

hazal dedi ki...

işte bu ya:D!yazmışın bak çok güzle olmuş.çok neşeli bir doğumihatta gördüğüm en neşeli doğum olmuş bu.bunlara devam etmelisin bence :D.

Seyyah dedi ki...

@pRncfRn
Ben haddimi bilirim.Bu öylesine bi denemeydi.
@hazal
Herşey senin başının altından çıktı.İşte annemin gülme kriziyle babamın Ankaradan tesadüfen gelmesinin hikayesi.Al sana hediyem olsun :p

hazal dedi ki...

iyiki çıkmış işte ;).başka olayları da anlat.hani,bana anlattığın diğerlerini ;).

Not:(çok yakında doğurcam sanki.töbe töbe) lafına hasta oldum :D!tam senin uslübun

Seyyah dedi ki...

@hazal
Üslup konusunda haklısın :) Biliyorsun ben nev'i şahsına münhasır biriyim :p
O diğerlerinide sonra anlatcam.Şu bunalımdan çıkayım da :)

Yorum Gönder

Dök İçini Rahatla Ayol...

 

Hep-Yek Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea